DOLAR
Alış: 45.98
Satış: 46.16
EURO
Alış: 52.96
Satış: 53.17
GBP
Alış: 61.20
Satış: 61.65
Adının en güzel günü olacağını sanmıştı
— Mariana!
Annesiydi.
Fatma Hanım, Mustafa Usta’nın yanında duruyordu.
Kızının solgun yüzünü görünce endişeyle sordu:
— Ne oldu kızım?
Mariana cevap veremeden arkadan hızlı adımlar duyuldu.
Ahmet Bey, Gül Hanım ve Daniel de gelmişti.
Ortam bir anda gerildi.
Yakındaki davetliler bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etmeye başlamıştı.
Daniel derin bir nefes aldı.
— Mariana… özür dilerim.
— Neden özür diliyorsun?
Mariana gözlerini ondan ayırmadı.
— Ailenin babamın atölyesini almak istediğini bildiğin için mi?
— Yoksa bunu evlendikten sonra öğrenmeme izin vereceğin için mi?
Daniel donup kaldı.
Sessizliği her şeyi anlatıyordu.
Mustafa Usta kaşlarını çattı.
— Neler oluyor?
Mariana babasına döndü.
Gözyaşları yanaklarından süzülmeye başladı.
— Baba… atölyenin bulunduğu arsayı alışveriş merkezi yapmak için almak istiyorlar.
Mustafa Usta şaşkınlıkla baktı.
— Satın almak mı?
Ahmet Bey hemen araya girdi:
— Çok yüksek bir bedel ödeyeceğiz.
Ama bu kez cevap veren Mariana olmadı.
Fatma Hanım konuştu.
— Bir insanın bütün ömrünün karşılığını hangi para ödeyebilir?
Bu söz üzerine birçok davetli dönüp onlara baktı.
Bahçedeki sesler yavaş yavaş kesildi.
Tam o sırada giriş kapısından bir kadın sesi yükseldi:
— Yüksek bedel mi?
Herkes aynı anda dönüp baktı.
Yaklaşık elli yaşlarında bir kadın içeri girdi.
Yanında bir avukat vardı.
Ahmet Bey’in yüzü anında bembeyaz oldu.
— Senin burada ne işin var?
Kadın soğuk bir gülümsemeyle cevap verdi:
— Oğlumun düğününe gelmek istedim.
Bahçede ölüm sessizliği oluştu.
Mariana şaşkınlıkla Daniel’e baktı.
Daniel de kadına bakıyordu.
— Oğlun mu?
Kadın çantasından bir dosya çıkardı.
— Evet.
— Daniel, Ahmet Herrera’nın biyolojik oğlu değil.
Fısıltılar bir anda tüm davetliler arasında yayıldı.
Gül Hanım neredeyse yere yığılacaktı.
Daniel olduğu yerde donup kaldı.
— Bu imkânsız…
Kadın dosyayı açtı.
— Yirmi sekiz yıl önce Ahmet Herrera benimle bir ilişki yaşadı.
— Hamile kaldığımı öğrendiğinde bana para verip hayatımdan çıkmamı istedi.
— Sonra da gücünü ve servetini kullanarak çocuğumu benden aldı.
Kadın eliyle Daniel’i işaret etti.
— O çocuk sensin.
Daniel bir adım geri çekildi.
Yüzündeki renk tamamen kaybolmuştu.
Ama şok bununla bitmedi.
Yanındaki avukat öne çıktı.
— Ayrıca Ahmet Herrera’nın alışveriş merkezi projesinin birçok küçük mülk sahibine baskı yapılarak hazırlandığını kanıtlayan belgelerimiz var.
— Mustafa Usta’nın atölyesi de bunların arasında.
Kalabalığın uğultusu daha da büyüdü.
Düğünde bulunan iş ortakları Ahmet Bey’e farklı gözlerle bakmaya başlamıştı.
Ahmet Bey öfkeyle bağırdı:
— Hepiniz susun!
Ama artık çok geçti.
Avukat devam etti:
— Belgeler üç gün önce yetkililere teslim edildi.
— Resmî soruşturma önümüzdeki hafta başlayacak.
Ahmet Bey sendeledi.
Hayatında ilk kez yenilen bir adam gibi görünüyordu.
Gül Hanım ağlamaya başladı.
Daniel ise bütün gerçeklerin ortasında kalmıştı.
Sanki dünyası birkaç dakika içinde yıkılmıştı.
Mariana’ya baktı.
— Yemin ederim bunların hiçbirini bilmiyordum.
Mariana uzun süre ona baktı.
İçinde acı vardı.
Hayal kırıklığı vardı.
Ama Daniel’in gözlerinde samimiyeti de görebiliyordu.
Evet, sessiz kalarak hata yapmıştı.
Ama bütün bunların mimarı o değildi.
Bir süre sonra Daniel, Mustafa Usta’nın önüne geldi.
Ve başını eğdi.
Hem de hiç olmadığı kadar derinden.
— Özür dilerim.
— Sizi ve ailenizi zamanında koruyamadım.
— Eğer Mariana bugün benimle evlenmek istemezse buna saygı duyacağım.
Bahçe sessizliğe gömüldü.
Herkes Mariana’ya bakıyordu.
Karar artık onun elindeydi.
Mariana annesine baktı.
Babasına baktı.
Daniel’e baktı.
Sonra yerde duran yırtılmış kâğıt parçalarına gözleri takıldı.
O an bir şeyi anladı.
Sevgi, hiç hata yapmamak demek değildi.
Asıl önemli olan, insanın sevdiği kişiyle çıkarları arasında seçim yapmak zorunda kaldığında neyi seçtiğiydi.
Daniel sonunda doğru olanı seçmişti.
Belki geç kalmıştı.
Ama seçmişti.
Mariana ona doğru yürüdü.
Elini tuttu.
— Seni hemen affedemem.
Daniel başını eğdi.
— Biliyorum.
— Ama başkalarının bizim geleceğimizi belirlemesine de izin vermeyeceğim.
Daniel’in gözlerinden yaşlar süzüldü.
Mariana hafifçe gülümsedi.
— Benimle hâlâ evlenmek istiyorsan…
— Önce dürüstlükle başlayacağız.
Daniel başını salladı.
Ve o gün ilk kez gerçekten gülümsedi.
Bir saat sonra tören gerçekleşti.
Artık gösterişli bir düğün değildi.
Sahte konuşmalar yoktu.
İnsanları parayla yönetmeye çalışanlar yoktu.
Sadece birbirini gerçekten seven iki insan vardı.
Nikâh memuru sorduğunda:
— Kabul ediyor musunuz?
Daniel gözlerini Mariana’dan ayırmadan cevap verdi:
— Evet, ediyorum.
Hiç tereddüt etmeden.
Mariana gözyaşları içinde gülümsedi.
— Ben de ediyorum.
Bahçeyi alkış sesleri doldurdu.
Mustafa Usta sessizce gözlerini sildi.
Fatma Hanım kızına sarıldı.
Ahmet Bey ve Gül Hanım ise kendi seçimlerinin sonuçlarını arkalarında bırakarak sessizce ayrıldılar.
Bir yıl sonra…
Alışveriş merkezi projesi tamamen iptal edildi.
Birçok küçük işletme sahibinin hakkı korundu.
Mustafa Usta’nın atölyesi hâlâ yerindeydi.
Her sabah kepenk yine aynı saatte açılıyordu.
Daniel aile şirketinden ayrıldı.
Mariana ile birlikte, Mustafa Usta’nın atölyesinin yanına küçük bir mobilya atölyesi kurdu.
Açılış günü Mustafa Usta kendi elleriyle yaptığı ahşap tabelayı kapıya astı.
Tabelada sadece şu cümle yazıyordu:
“Aile, en çok paraya sahip olanların bulunduğu yer değildir.
Aile, kimsenin para uğruna feda edilmediği yerdir.”
Mariana uzun süre o yazıya baktı.
Sonra başını eşinin omzuna yasladı.
Ve sonunda şunu anladı:
Düğün gününün en güzel yanı ne çiçeklerdi, ne ışıklar, ne de beyaz gelinliğiydi.
En güzel şey, gerçeğin ortaya çıktığı o andı.
Çünkü bazen mutlu bir evlilik yeminlerle başlamaz.
Sevdiğin insanları koruyabilmek için bütün dünyaya karşı durmayı göze aldığın anda başlar.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Kızım hayalini kurduğu mezuniyet elbisesini, elbise almaya gücü yetmeyen bir kıza verdi ve onun yerine takım elbise giydi
-
Para ve kalacak yer için benden yaşça büyük bir kadınla evlendim
-
Adının en güzel günü olacağını sanmıştı
-
Bir huzurevinde yaşlı bir kadının oğluymuş gibi davranmam için bana para ödediler
-
Dede, benim anne babama kira ödediğimi öğrendiğinde yemeyi bıraktı; o sırada kız kardeşim iki çocuğuyla hiçbir ücret ödemeden onların evinde yaşıyordu
-
Emir yavaşça merdivenlerden indi, terliklerini basamaklara sürterek sesi bilinçli gibi çıkarıyordu.
