Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Büyükannemin öldüğü gün yaptığım ilk şey ağlamak olmadı » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 7.06.2026

Büyükannemin öldüğü gün yaptığım ilk şey ağlamak olmadı

2 / 2

Ayşe öğretmen kapının önünde duruyordu. Yüzünde yorgun ama kararlı bir ifade vardı. Elindeki eski deri çantayı sımsıkı tutuyordu.

Kapıyı açınca beni uzun uzun süzdü.

“Defteri buldun mu?” diye sordu.

Başımı salladım.

Gözleri doldu.

“Demek sonunda zamanı geldi.”

Onu içeri aldım. Sobanın yanında oturduk. Mavi defteri önüne koydum. Sayfaları tek tek çevirdi. Sanki yıllardır ezbere bildiği bir kitabı yeniden okuyordu.

“Büyükannen çok cesur bir kadındı,” dedi.

“Bu fotoğraflar ne anlama geliyor öğretmenim?”

Derin bir nefes aldı.

“Sen doğduğunda annen ve baban büyük bir borcun içindeydi. Seni büyütmek istemediler. Bir adamdan para aldılar. O adamın yardımıyla bazı evraklar düzenlendi. Sonra seni kendi çocukları gibi göstermeye devam ettiler.”

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

“Yani onların kızı değil miyim?”

Ayşe öğretmen başını yavaşça salladı.

“Hayır Elif. Bunu ilk öğrenen kişi büyükannendi. Seni bırakıp gitmelerine izin vermedi. Seni yanına aldı ve büyüttü.”

Kalbim sanki yerinden çıkacak gibiydi.

Bütün hayatım boyunca neden farklı hissettiğimi ilk kez anlıyordum.

Ayşe öğretmen çantasından bir zarf çıkardı.

“Bunu büyükannen bana emanet etti.”

Titreyen ellerimle zarfı açtım.

İçinden eski bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta genç bir kadın beni kucağında tutuyordu. Yanında da gülümseyen bir adam vardı.

Arkasında şu yazıyordu:

“Canım kızımız Elif’e. Eğer bir gün bu fotoğraf sana ulaşırsa bil ki seni hiç bırakmak istemedik.”

Gözlerim doldu.

Ayşe öğretmen konuşmaya devam etti.

“Onlar senin gerçek anne ve baban. Yıllar önce geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybettiler. Sen ise mucize eseri kurtuldun.”

Dünyam başıma yıkılmış gibiydi.

Büyükannem her şeyi biliyormuş.

Bu yüzden beni korumak için yıllarca savaşmıştı.

Zarfın içinden bir belge daha çıktı.

Bu kez resmi bir evraktı.

Büyükannemin adına kayıtlı küçük bir tarla ve şehir merkezinde eski bir ev vardı.

Ama en şaşırtıcı olan son sayfaydı.

Noterde hazırlanmış bir vasiyet.

“Bana bir şey olursa sahip olduğum her şey torunum Elif Yılmaz’a bırakılacaktır.”

Ayşe öğretmen gülümsedi.

“İşte bu yüzden paranın ve madalyonun peşine düştüler.”

Aradan birkaç hafta geçti.

Vasiyet mahkemede onaylandı.

Annemle babam itiraz etmeye çalıştı ama defterdeki kayıtlar, fotoğraflar ve tanık ifadeleri her şeyi ortaya çıkardı.

Yıllarca sakladıkları gerçekler birer birer gün yüzüne çıktı.

Sonunda hiçbir şey alamadılar.

Ben ise büyükannemin bıraktığı evde yaşamaya devam ettim.

Okula döndüm.

Ayşe öğretmen bana destek oldu.

Yıllar geçti.

Üniversiteyi kazandım.

Öğretmen oldum.

Bir gün sınıfımın penceresinden dışarı bakarken büyükannemin sözleri aklıma geldi:

“İnsan fakir doğabilir kızım, ama umudunu kaybederse gerçekten yoksul olur.”

O gün eve gidip yıllardır sakladığım altın madalyonu çıkardım.

Avucumun içinde parlıyordu.

Artık onun neden bu kadar değerli olduğunu biliyordum.

Çünkü o madalyon altından yapıldığı için değil, beni hayata bağlayan son hatıra olduğu için kıymetliydi.

Büyükannem bana para bırakmıştı.

Bir ev bırakmıştı.

Bir gelecek bırakmıştı.

Ama hepsinden önemlisi, kim olduğumu bulabilmem için gerçeği bırakmıştı.

Ve ben o gün anladım ki bazı insanlar öldükten sonra bile sevdiklerini korumaya devam ederler.

Büyükannem de onlardan biriydi.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |