DOLAR
Alış: 45.31
Satış: 45.49
EURO
Alış: 53.05
Satış: 53.27
GBP
Alış: 61.13
Satış: 61.58
Beş yıl önce boşandığım eski eşimin evine gittiğimde
Bir gün önce şiddetli bir yağmur yağmıştı — haftalardır İstanbul’un gördüğü ilk gerçek yağmur.
Ben İstanbul’dan Kadıköy’e dönerken onu gördüm — eski eşim Elif’i — otobüs durağında küçük bir sığınağın altında, tamamen sırılsıklam halde duruyordu. Eski çantasını göğsüne bastırmıştı ve ince bedeni soğuktan titriyordu.
İçimde bir şey kırıldı. Boşanmamızın üzerinden beş yıl geçmişti ama onu tekrar görmek, içimde bastırdığım sessiz bir acıyı yeniden uyandırdı.
Hiç düşünmeden arabayı kenara çektim, camı indirdim ve yumuşak bir sesle söyledim:
“Elif… gel, seni bırakabilirim.”
Bana döndü, önce şaşırdı, sonra hafifçe gülümsedi ve başını salladı.
Biz ilk kez Ankara’daki üniversite yıllarında tanışmıştık. Mezuniyetten sonra hayat bizi farklı şehirlere savurdu — ben İstanbul’da mühendislik için kalmıştım, o ise İzmir’de öğretmenlik eğitimi almıştı. Yıllarca sadece arada sırada konuştuk.
Ama kader bizi tekrar bir araya getirdi — aynı şirkette çalışmaya başladığımızda.
Aynı binada, aynı asansörde, aynı koridorlarda… dostluk yavaşça derin bir bağa dönüştü.
İki yıl sonra evlendik.
Herkes “sessiz mühendis ve zarif öğretmen — kusursuz çift” derdi.
İlk yıllar güzeldi — kahkahalar, sevgi ve hayatı sıcak kılan küçük anlar…
Ama zaman geçtikçe evdeki sessizlik büyüdü. Üç yıl geçti, ama çocuk sahibi olamadık.
Aileler fısıldaşmaya başladı. Annem sonunda doktora gitmemizi istedi.
Sonuç her şeyi değiştirdi — Elif çocuk sahibi olamayacaktı.
Ona bunun önemli olmadığını, onu sevdiğimi söyledim. Annem bile evlat edinmenin bir seçenek olduğunu söyledi.
Ama Elif kendini affedemedi. Beni ve ailemi eksik bıraktığını düşündü.
Bir gece eve döndüğümde masanın üzerinde boşanma kâğıtlarını buldum.
Gözlerime bakarak şöyle dedi:
“Üzgünüm… sen tam bir aileyi hak ediyorsun. Ben bunu veremem. Beni bırak.”
Onu durdurmaya çalıştım ama gözleri boştu — içinde sanki her şey bitmişti.
Ve gitti… hayallerimizi geride bırakarak.
Yıllar geçti. Kendimi işe verdim, İstanbul’da sakin ve düzenli bir hayat kurdum.
Herkes başarılı olduğumu söylüyordu ama gecelerim kimseye görünmeyecek kadar sessizdi.
Ve o yağmurlu gün onu yeniden görmek, bazı yaraların asla tamamen kapanmadığını hatırlattı.
Evinin olduğu eski apartmana vardığımızda fısıldadı:
“Ben burada yaşıyorum.”
Bina eskiydi — çatlamış duvarlar, paslı demirler, kapatılmış pencereler… Kalbim ağırlaştı.
Onu takip ettim. Küçük odası loş, nemli ve yalnızlıkla doluydu.
Ve sonra gözüm duvardaki fotoğrafa takıldı — bizim düğün fotoğrafımızdı.
Zamanla sararmıştı ama hâlâ oradaydı.
Yavaşça sordum:
“Bunu neden hâlâ saklıyorsun?”
Hafifçe gülümsedi:
“Bu hâlâ bir umut taşıdığım için değil… sadece atamıyorum.”
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Yeni bir kanepe aldım ama köpeğim kolçaklarını tırmalamaya ve kemirmeye başladı
-
Hamile kızım tabutunun içindeydi; kocası ise sevgilisiyle birlikte gülerek içeri girdi
-
Kayınvalidem beni gece 3’te mutfakta 50 misafir için yemek yapmaya zorladı
-
Kayınvalidem tüm parasını boşanmış görümceme verdi
-
6 Yıl Sonra Milyoner Olarak Geri Döndü
-
Ben emekli bir cerrahım
