DOLAR
Alış: 45.29
Satış: 45.48
EURO
Alış: 53.04
Satış: 53.25
GBP
Alış: 61.12
Satış: 61.58
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
13.05.2026
Hamile kızım tabutunun içindeydi; kocası ise sevgilisiyle birlikte gülerek içeri girdi
- BÖLÜM 1 “Hamile kızım tabutunun içindeydi… ve kocası, sanki piyangoyu kazanmış gibi gülerek içeri girdi.” Koyu ceviz ağacından yapılmış tabut, İstanbul’daki tarihi caminin ortasında duruyordu. Vitraylardan süzülen soğuk ışık taş zemine düşüyordu. İçinde kızım Elif Yıldırım Demir yatıyordu. Henüz yirmi dokuz yaşındaydı ve yedi aylık hamileydi. Bir eli karnının üzerindeydi; sanki doğmamış çocuğunu hâlâ korumaya çalışıyordu. Ben onun yanında ayakta duruyordum, elimde tesbih sıkılıydı. Tam o sırada bir kahkaha duydum. Bu kahkaha ne gergindi ne de kırgındı. Aksine, kendinden emin ve pervasızdı. Herkes caminin girişine döndü. Oradaydı: damadım Murat Demir, kusursuz siyah takım elbisesi, altın saatı ve parlayan ayakkabılarıyla. Koluna girmiş olan kadın ise Selin Kara’ydı; aylarca kızımın evliliğini yalanlar ve gizli mesajlarla yıkan o kadın. Selin siyah, dar bir elbise giymişti. Başında ince bir tül vardı ama kırmızı rujunu saklamıyordu. Caminin içinde bir cenazeye değil, bir gösteriye gelmiş gibiydi. Ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Kız kardeşim Ayşe kolumu tuttu. —Fatma… lütfen bir şey yapma. Ama kıpırdamadım. Murat tabuta yaklaştı, sahte bir hüzünle başını eğdi. —Fatma Hanım… başınız sağ olsun. Çok büyük bir kayıp. Selin bana doğru eğildi. Parfümü burnumu yaktı. —Sonunda kazanan ben oldum —diye fısıldadı. Bir an için ona saldırmak istedim. Bağırmak, yıkmak, her şeyi parçalamak… Ama Elif’e baktım. Sessizdi. Soğuktu. Sonsuza kadar bizden uzaktaydı. O anda anladım: Öfkemin zamanı şimdi değildi. Murat beni kırılmış, kontrolünü kaybetmiş bir anne gibi göstermek istiyordu. Herkese “aşırı duygusal bir kadın” olduğumu kanıtlayıp bu cenazeden zaferle çıkmayı planlıyordu. Ama bilmediği bir şey vardı. Elif beni bu güne hazırlamıştı. Ölmeden üç hafta önce, İstanbul’da büyük bir fırtınalı gece evime gelmişti. Sırılsıklamdı, yalınayaktı ve titriyordu. —Anne —demişti—, başıma bir şey gelirse önce ağlama. İçim parçalanmıştı. —O zaman ne yapacağım? Bana çok net bakmıştı. —Onlardan daha akıllı savaş. Tam o anda caminin önüne avukat Kerem Aydın girdi. Elinde krem renkli bir zarf vardı. Üzerinde Elif’in el yazısı bulunuyordu. Murat’ın yüzündeki sahte ifade bir anda kayboldu. —O da ne? —diye sertçe sordu. Avukat gözlüğünü düzeltti. —Elif Yıldırım Demir’in vasiyeti gereği, cenaze defin işlemlerinden önce kamuya açık olarak okunacaktır. Caminin içi tamamen sessizleşti. Selin küçümseyerek güldü. —Vasiyet mi? Saçmalık. Kerem zarfı açtı. —“Anneme, Fatma Yıldırım’a tüm kişisel varlıklarımı bırakıyorum: banka hesaplarım, hayat sigortam, Şile’deki yazlık evimiz ve Demir Holding içindeki hisselerim.” Murat’ın yüzü aniden soldu. —Bu imkânsız. Elif’in hissesi yoktu. Avukat sakin bir sesle devam etti. —Vardı. Babası, rahmetli İsmail Demir, ölümünden önce tüm hisselerin yüzde on üçünü ona devretmişti. Murat’ın çenesi kilitlendi. —Babam hasta idi… ne yaptığını bilmiyordu. Ben ilk kez konuştum. —Baban hasta değildi Murat. Senden korkuyordu. Herkes bana döndü. Murat bir adım attı, gözleri öfkeyle doluydu. —Bunun bedelini ödeyeceksiniz. Ama ben artık biliyordum. Sadece ağlamaya gelmemiştim. Avukat derin bir nefes aldı. —Daha bitmedi. Murat yumruklarını sıktı. Ve o anda anladı: Elif’in cenazesi bir son değildi. Bir başlangıçtı. Ve o camide kimse, birazdan ortaya çıkacak gerçeğe hazır değildi… BÖLÜM 2 Avukat Kerem Aydın, elindeki kâğıtları Murat’ın öfkesini daha da artıran bir sakinlikle tuttu. —“Eğer ölümüm beklenmeyen veya şüpheli koşullarda gerçekleşirse…” diye okudu— “annem Fatma Yıldırım’a tam yetki veriyorum: hukuki ve cezai süreçleri başlatmak, tıbbi delilleri açığa çıkarmak ve Demir Holding içindeki hisselerimi derhal kullanmak.” Caminin içinde bir uğultu yükseldi. Arka sıralarda oturan şirket ortakları kendi aralarında fısıldaşmaya başladı. Biri telefonunu çıkardı. Bir diğeri ayağa kalktı, sonra tekrar oturdu. Murat, Selin’e baktı; sanki destek arıyordu. Ama Selin’in yüzündeki ifade artık aynı değildi. —Bu saçmalık —dedi Murat—. Karımın cenazesini bir gösteriye çevirdiniz. —Hayır —dedim—. Sen onun hayatını bir cehenneme çevirdin. Ağır bir sessizlik çöktü. Aylar boyunca Elif gece yarıları beni arardı, ama konuşmazdı. Telefonda sadece titreyen nefesini duyardım. Sonra kapatırdı. Yanına gittiğimde “iyiyim” derdi ama yaz sıcağında bile uzun kollu giyerdi. Murat bunun hamilelik hassasiyeti olduğunu söylerdi. Abarttığını, dinlenmesi gerektiğini… Ve birçok kişi ona inanmıştı. Çünkü Murat dışarıdan kusursuzdu. Hastanelere bağış yapar, kameralar önünde Elif’in alnına öpücük kondurur, yeni klinik açılışlarında “örnek eş” rolünü oynardı. Ama kapalı kapılar ardında Elif siliniyordu.
- Selin başını kaldırdı. —Hamile bir kadın çok duygusal olabilir. Hepimiz biliriz. Gözlerimi ona diktim. —Aynı zamanda konuşmaları kaydetmeyi de öğrenebilir. Bir an nefesi kesildi. Sadece bir an. Ama ben gördüm. Murat da gördü. —Sus, Fatma —dedi dişlerinin arasından. Bir adım öne çıktım. —Sen röportajlarda “acını” anlatırken, ben adli tıptaydım. Selin siyah-beyaz fotoğraflar paylaşıp Elif’e “hassas ruh” derken, ben kızımın gizli telefonunu polise teslim ediyordum. Cami tamamen dondu. —Kızım mesajları, ses kayıtlarını, banka hareketlerini, değiştirilmiş reçeteleri ve tehditleri sakladı. Selin geri çekildi. —Yalan! —“O bebeği doğurursa Murat’ın geleceğini mahveder, yok olmalı” diye yazdığın mesaj da mı yalan? Birkaç kadın ellerini ağzına götürdü. Murat bana doğru hamle yaptı ama iki adam önüne geçti. Biri sivil giyimliydi: Komiser Emre Kaya. —Sakin olun, Murat Bey —dedi. Murat öfkeyle konuştu. —Karımın cenazesine polis mi getirdiniz? —Hayır —dedim—. Seni getirdim. Avukat çantasından siyah bir USB çıkardı. —Elif’in son talimatı vardı —dedi—. Eğer Murat Demir cenazeye Selin Kara ile birlikte gelirse, “Katedral” adlı dosya oynatılacaktı. Selin’in yüzü bembeyaz oldu. Murat’ın sesi düştü. —Hayır… Artık sesi aristokrat bir iş adamına ait değildi. Köşeye sıkışmış bir adama aitti. —Kerem, bunu yaparsan seni bitiririm. Avukat gözünü bile kırpmadı. —Korkarım artık çok geç. Komiser işaret verdi. Müezzin, titreyen ellerle USB’yi ses sistemine bağladı. Dizlerimin çözüleceğini hissettim. Bu kaydı bir kez duymuştum. Savcılıkta. O günden beri Elif’in sesi her gece rüyalarıma giriyordu. Murat altara doğru yürümeye çalıştı ama Komiser Kaya yolunu kesti. —Ne yaptığınızı bilmiyorsunuz —diye hırladı Murat. —Çok iyi biliyorum —dedi komiser—. Siz de biliyorsunuz. Ekranda dosya belirdi: “Catedral.mp3” Selin ağlıyordu ama bu bir üzüntü değil, korkuydu. Murat ona döndü. —Sen bana hiçbir şey kaydetmediğini söylemiştin! Bu cümle bile herkesin gerçeği anlamasına yetti. Polis parmağını oynatmak üzereydi. Ve tam o anda, Elif’in sesi camiyi doldurmadan hemen önce Murat bağırdı: —Eğer o kayıt oynarsa hepimiz biteriz! Ama asıl gerçek henüz ortaya çıkmamıştı… BÖLÜM 3 Önce bir parazit sesi duyuldu. Sonra Elif’in zayıf sesi, İstanbul’daki tarihi caminin içinde yankılandı. —Murat… lütfen… boğazım yanıyor… nefes alamıyorum. Gözlerimi kapattım. Kız kardeşim Ayşe sessizce ağlamaya başladı. Ardından onun sesi geldi. Soğuk, metal gibi. —Abartma. Çayını iç. —Tadı garip… —Normal. Selin getirdi. Sakinleşirsin. Bir çarpma sesi duyuldu. Bir fincanın yere düşmesi gibi. Elif zor nefes alıyordu. —Bebek çok hareket ediyor… Murat kısa bir kahkaha attı. —Umarım o da sakinleşir. Yoksa herkes bunu senin krizlerin sanır. Caminin içinde bir inleme yayıldı. Arka sıralardaki bir kadın yüksek sesle dua etmeye başladı. Kayıt devam etti. —Şirketi sana bırakmayacağım —diye fısıldadı Elif—. Hisseleri biliyorum. Baban bana verdi çünkü seni tanıyordu. Bir sessizlik oldu. Sonra Murat’ın sesi değişti. Alay yoktu artık. Saf öfke vardı. —Salak. Gerçekten yaşayabileceğini mi sandın? Kayıt bir anda kesildi. Kimse konuşmadı. Selin bile ağlamıyordu artık. Bankın yanında donmuş, makyajı akmış, elleri titriyordu. Komiser Emre Kaya Murat’a yaklaştı. —Murat Demir, Elif Yıldırım Demir’in ve doğmamış çocuğunun ölümünden dolayı gözaltına alınıyorsunuz. —Elinizde hiçbir şey yok! —diye bağırdı Murat, çırpınarak. —Bağımsız toksikoloji raporlarımız var —dedi komiser—. Mesajlar, para transferleri, sahte reçeteler ve bu kayıt var. Polisler onu Elif’in tabutunun önünde kelepçeledi. Murat bana nefretle baktı. —Kazandığını mı sanıyorsun, Fatma? O şirket benimdi. Onun gözlerine baktım. —Sen hiçbir şey kurmadın. Sadece miras yedin. Ve şimdi kaybettin. Onu caminin orta koridorundan götürürlerken Selin yan kapıya kaçmaya çalıştı. Ama daha kapıya dokunamadan iki polis onu durdurdu. —Selin Kara —dedi bir polis memuru—, cinayete yardım, şirket dolandırıcılığı ve delil karartmadan gözaltındasınız. —Murat beni zorladı! —diye bağırdı—. Ben istemedim! Murat başını çevirdi, yaralı bir hayvan gibi. —Sus! O an, herkes onların son hâlini gördü: birbirini suçlayan iki kişi, Elif’in tabutunun ortasında sessiz bir tanık gibi durduğu bir cenazenin içinde. Dışarıda gazeteciler habere koştu. Demir Holding ortakları telefonlarına sarıldı. Bazıları bana sarılmak istedi ama bedenimi hissetmiyordum. Cami boşalmaya başladığında tabuta yaklaştım. Soğuk ahşaba elimi koydum. —Affet beni kızım —diye fısıldadım—. Seni oradan çıkaramadım. Avukat Kerem Aydın yanımdaydı. —Fatma Hanım, Elif sizin onun için savaşacağınızı biliyordu. O anda ağladım. Baştan beri tutamadığım tüm acıyla değil… sonunda taşıyamadığım yükü bırakır gibi. Elif zayıf değildi. Kırılmış bir kadın değildi. Murat’ın göstermeye çalıştığı gibi çaresiz biri hiç değildi. Korkmuştu. Ama güçlüydü. Onlar onu yok etmeye çalışırken o delil bıraktı. Onlar onu yalnız sanırken o bana yol bıraktı. Onlar ölümünün her şeyi kapatacağını düşünürken, Elif gerçeğe açılan bir kapı bıraktı. Avukat sessizce konuştu: —Yarın olağanüstü toplantı var. Hisseleri satmanız için baskı yapacaklar. Kızımın hareketsiz bedenine son kez baktım. Torunumu düşündüm. Çalınan hayatları. “Abartıyor” denilerek susturulan kadınları. Sonra camın arkasındaki vitraylara baktım. Dışarıda fırtına yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı. —Denesinler —dedim. Çünkü o gün sadece kızımı gömmemiştim. Onu öldüren yalanı da gömmüştüm. Ve Elif’ten öğrendiğim bir şey vardı: Bazen bir anne intikam istemez… Bir daha hiçbir kızın sessizce ölmemesi için adalet ister.
Benzer Galeriler
-
Hamile kızım tabutunun içindeydi; kocası ise sevgilisiyle birlikte gülerek içeri girdi
-
Kayınvalidem beni gece 3’te mutfakta 50 misafir için yemek yapmaya zorladı
-
Kayınvalidem tüm parasını boşanmış görümceme verdi
-
6 Yıl Sonra Milyoner Olarak Geri Döndü
-
Ben emekli bir cerrahım
-
Yaşlı kadın evinden kovuldu


