Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Hamile kızım tabutunun içindeydi; kocası ise sevgilisiyle birlikte gülerek içeri girdi » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 13.05.2026

Hamile kızım tabutunun içindeydi; kocası ise sevgilisiyle birlikte gülerek içeri girdi

1 / 2

BÖLÜM 1

“Hamile kızım tabutunun içindeydi… ve kocası, sanki piyangoyu kazanmış gibi gülerek içeri girdi.”

Koyu ceviz ağacından yapılmış tabut, İstanbul’daki tarihi caminin ortasında duruyordu. Vitraylardan süzülen soğuk ışık taş zemine düşüyordu. İçinde kızım Elif Yıldırım Demir yatıyordu. Henüz yirmi dokuz yaşındaydı ve yedi aylık hamileydi. Bir eli karnının üzerindeydi; sanki doğmamış çocuğunu hâlâ korumaya çalışıyordu.

Ben onun yanında ayakta duruyordum, elimde tesbih sıkılıydı. Tam o sırada bir kahkaha duydum.

Bu kahkaha ne gergindi ne de kırgındı. Aksine, kendinden emin ve pervasızdı.

Herkes caminin girişine döndü.

Oradaydı: damadım Murat Demir, kusursuz siyah takım elbisesi, altın saatı ve parlayan ayakkabılarıyla. Koluna girmiş olan kadın ise Selin Kara’ydı; aylarca kızımın evliliğini yalanlar ve gizli mesajlarla yıkan o kadın.

Selin siyah, dar bir elbise giymişti. Başında ince bir tül vardı ama kırmızı rujunu saklamıyordu. Caminin içinde bir cenazeye değil, bir gösteriye gelmiş gibiydi.

Ayak sesleri taş zeminde yankılandı.

Kız kardeşim Ayşe kolumu tuttu.

—Fatma… lütfen bir şey yapma.

Ama kıpırdamadım.

Murat tabuta yaklaştı, sahte bir hüzünle başını eğdi.

—Fatma Hanım… başınız sağ olsun. Çok büyük bir kayıp.

Selin bana doğru eğildi. Parfümü burnumu yaktı.

—Sonunda kazanan ben oldum —diye fısıldadı.

Bir an için ona saldırmak istedim. Bağırmak, yıkmak, her şeyi parçalamak…

Ama Elif’e baktım.

Sessizdi. Soğuktu. Sonsuza kadar bizden uzaktaydı.

O anda anladım: Öfkemin zamanı şimdi değildi.

Murat beni kırılmış, kontrolünü kaybetmiş bir anne gibi göstermek istiyordu. Herkese “aşırı duygusal bir kadın” olduğumu kanıtlayıp bu cenazeden zaferle çıkmayı planlıyordu.

Ama bilmediği bir şey vardı.

Elif beni bu güne hazırlamıştı.

Ölmeden üç hafta önce, İstanbul’da büyük bir fırtınalı gece evime gelmişti. Sırılsıklamdı, yalınayaktı ve titriyordu.

—Anne —demişti—, başıma bir şey gelirse önce ağlama.

İçim parçalanmıştı.

—O zaman ne yapacağım?

Bana çok net bakmıştı.

—Onlardan daha akıllı savaş.

Tam o anda caminin önüne avukat Kerem Aydın girdi. Elinde krem renkli bir zarf vardı. Üzerinde Elif’in el yazısı bulunuyordu.

Murat’ın yüzündeki sahte ifade bir anda kayboldu.

—O da ne? —diye sertçe sordu.

Avukat gözlüğünü düzeltti.

—Elif Yıldırım Demir’in vasiyeti gereği, cenaze defin işlemlerinden önce kamuya açık olarak okunacaktır.

Caminin içi tamamen sessizleşti.

Selin küçümseyerek güldü.

—Vasiyet mi? Saçmalık.

Kerem zarfı açtı.

—“Anneme, Fatma Yıldırım’a tüm kişisel varlıklarımı bırakıyorum: banka hesaplarım, hayat sigortam, Şile’deki yazlık evimiz ve Demir Holding içindeki hisselerim.”

Murat’ın yüzü aniden soldu.

—Bu imkânsız. Elif’in hissesi yoktu.

Avukat sakin bir sesle devam etti.

—Vardı. Babası, rahmetli İsmail Demir, ölümünden önce tüm hisselerin yüzde on üçünü ona devretmişti.

Murat’ın çenesi kilitlendi.

—Babam hasta idi… ne yaptığını bilmiyordu.

Ben ilk kez konuştum.

—Baban hasta değildi Murat. Senden korkuyordu.

Herkes bana döndü.

Murat bir adım attı, gözleri öfkeyle doluydu.

—Bunun bedelini ödeyeceksiniz.

Ama ben artık biliyordum. Sadece ağlamaya gelmemiştim.

Avukat derin bir nefes aldı.

—Daha bitmedi.

Murat yumruklarını sıktı.

Ve o anda anladı: Elif’in cenazesi bir son değildi.

Bir başlangıçtı.

Ve o camide kimse, birazdan ortaya çıkacak gerçeğe hazır değildi…

BÖLÜM 2

Avukat Kerem Aydın, elindeki kâğıtları Murat’ın öfkesini daha da artıran bir sakinlikle tuttu.

—“Eğer ölümüm beklenmeyen veya şüpheli koşullarda gerçekleşirse…” diye okudu— “annem Fatma Yıldırım’a tam yetki veriyorum: hukuki ve cezai süreçleri başlatmak, tıbbi delilleri açığa çıkarmak ve Demir Holding içindeki hisselerimi derhal kullanmak.”

Caminin içinde bir uğultu yükseldi.

Arka sıralarda oturan şirket ortakları kendi aralarında fısıldaşmaya başladı. Biri telefonunu çıkardı. Bir diğeri ayağa kalktı, sonra tekrar oturdu.

Murat, Selin’e baktı; sanki destek arıyordu. Ama Selin’in yüzündeki ifade artık aynı değildi.

—Bu saçmalık —dedi Murat—. Karımın cenazesini bir gösteriye çevirdiniz.

—Hayır —dedim—. Sen onun hayatını bir cehenneme çevirdin.

Ağır bir sessizlik çöktü.

Aylar boyunca Elif gece yarıları beni arardı, ama konuşmazdı. Telefonda sadece titreyen nefesini duyardım. Sonra kapatırdı. Yanına gittiğimde “iyiyim” derdi ama yaz sıcağında bile uzun kollu giyerdi. Murat bunun hamilelik hassasiyeti olduğunu söylerdi. Abarttığını, dinlenmesi gerektiğini…

Ve birçok kişi ona inanmıştı.

Çünkü Murat dışarıdan kusursuzdu. Hastanelere bağış yapar, kameralar önünde Elif’in alnına öpücük kondurur, yeni klinik açılışlarında “örnek eş” rolünü oynardı.

Ama kapalı kapılar ardında Elif siliniyordu.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |