DOLAR
Alış: 48.57
Satış: 48.77
EURO
Alış: 55.75
Satış: 55.98
GBP
Alış: 64.80
Satış: 65.29
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
20.09.2026
POLİS MEMURU PARKTA YAŞLI BİR ADAMI HERKESİN ÖNÜNDE AŞAĞILADI… KELEPÇE TAKTIĞI KİŞİNİN ÜLKEDE KİMSENİN DOKUNMAYA CESARET EDEMEYECEĞİ BİR ADAM OLDUĞUNDAN HABERSİZDİ.
- “Ve Sergan’ın kulağına sadece birkaç saniye sonra söyleyeceği isim, genç polisin yüzündeki bütün rengi bir anda silecekti…” Emekli polis Javier, elindeki topu yere düşürdü ve gözlerini üç siyah araçtan inen adamlara dikti. Takım elbiseli kişilerin yürüyüşlerinden bile sıradan koruma görevlileri olmadıkları anlaşılıyordu. Ellerini ceketlerinin önünde tutuyor, çevreyi tek tek süzüyorlardı. Parktaki uğultu bir anda kesilmişti. Javier’in kalbi hızlandı. Bir adım attı. Sonra ikinci adımını. “Sergan…” Genç polis başını bile çevirmedi. “Şimdi değil Javier.” “Hayır,” dedi Javier. “Tam da şimdi.” Sergan, Manuel’in bileğine geçirdiği kelepçeyi sıkarak ona döndü. “Ne var?” Javier’in yüzündeki ifadeyi görünce gülümsemesi yavaşça kayboldu. Emekli polis yaklaşıp sesini alçalttı. “Sen… bu adamın kim olduğunu bilmiyor musun?” Sergan omuz silkti. “Kim olursa olsun fark etmez. Emre itaatsizlik ediyor.” Javier birkaç saniye cevap veremedi. Sonra Manuel’e baktı. Yaşlı adam hâlâ aynı sakinlikle bekliyordu. Ne yardım istiyordu ne de kimliğini açıklamak için acele ediyordu. Javier yutkundu. “Bu adam Manuel Rivas.” Sergan’ın kaşları çatıldı. “Eee?” Javier neredeyse fısıldadı. “Ulusal Soruşturma Kurumu’nun genel direktörü.” Sergan’ın yüzündeki ifade dondu. Bir an, bunun bir şaka olduğunu düşündü. Sonra parka giren araçlara baktı. Takım elbiseli adamların en öndeki kişisi doğrudan onlara doğru yürüyordu. Kadın yaklaşık ellili yaşlarındaydı. Saçları sıkıca toplanmıştı. Yüzündeki ifade, tek kelimeyle bile tartışmaya izin vermeyecek kadar sertti. Sergan’ın eli kelepçenin üzerinde kaldı. Kadın önlerinde durdu. “Direktör Rivas.” Manuel başını hafifçe eğdi. “Elena.” Genel Müdür Yardımcısı Elena Veran önce Manuel’in bileğindeki kelepçeye, sonra Sergio’ya baktı
- “Bunu kim yaptı?” Parktaki herkes cevabı biliyordu. Ama kimse konuşmadı. Sergan zorla yutkundu. “Ben… görevimi yapıyordum.” Elena’nın gözleri soğudu. “Göreviniz tam olarak neydi?” Sergan kendini toparlamaya çalıştı. “Şüpheli davranış sergiliyordu. Talimatlarıma uymadı. Ayrıca bankta—” Manuel ilk kez sözünü kesti. “Ben hiçbir talimatına karşı gelmedim.” Sesi yine sakindi. Bu sakinlik, Sergio’yu bağırılmasından daha fazla rahatsız etti. “Bana parktan ayrılmamı söyledin. Nedenini sordum. Bana ‘Senin gibiler burada oturamaz’ dedin.” Telefonuyla kayıt yapan kadın, birkaç metre öteden seslendi. “Doğru söylüyor.” Başka biri de konuştu. “Ben de duydum.” Koşucu genç elini kaldırdı. “Ben de.” Bir anda parkın dört bir yanından sesler yükselmeye başladı. “Gazetesini yere attı.” “Yakasından tuttu.” “Bankta oturduğu için tehdit etti.” Sergan çevresine baktı. Az önce sessizce izleyen insanların artık tek tek konuştuğunu görünce yüzü gerildi. “Bunların hiçbiri olayın tamamını bilmiyor.” Manuel, kelepçeli ellerini hafifçe kaldırdı. “O halde bize olayın tamamını anlat.” Sergan sustu. Tam o sırada Manuel’in eşi Karmina ile torunu Liya ellerinde dondurmalarla parkın köşesinden göründü. Liya önce siyah araçları gördü. Sonra kalabalığı. En sonunda dedesinin ellerindeki kelepçeleri fark etti. Dondurması yere düştü. “Dede!” Küçük kız koşmaya başladı. Karmina onun arkasından yetişmeye çalıştı. Manuel’in yüzündeki sakin ifade ilk kez değişti. “Liya, dur.” Ama küçük kız çoktan yanına ulaşmıştı. “Dede, sana ne yaptılar?” Manuel diz çökemediği için ona doğru eğildi. “Hiçbir şey olmadı. Ben iyiyim.” Liya, Sergio’ya baktı. “Dedemi neden bağladın?” Sergan gözlerini kaçırdı. O anda parkta bulunan herkes için mesele değişmişti. Bu artık sadece güçlü bir adamın yanlışlıkla kelepçelenmesi değildi. Bir çocuğun, dedesinin onurunun herkesin önünde kırıldığını görmesiydi. Elena cebinden telefonunu çıkardı. “Memur Sergio Molina, görev silahınızı ve kimliğinizi teslim edin.” Sergan’ın başı hızla kalktı. “Ne?” “Hakkınızda derhal idari soruşturma başlatılıyor.” “Onun kim olduğunu bilseydim—” Manuel birden başını kaldırdı. Sergan sustu. Manuel’in yüzünde ilk kez sert bir ifade vardı. “İşte sorun tam da bu.” Kimse kıpırdamadı. Manuel devam etti. “Benim kim olduğumu bilseydin bana böyle davranmayacaktın.” Sergan’ın dudakları aralandı ama ses çıkmadı. “Fakat beni sıradan, yaşlı ve kendini savunamayacak biri sandın. Bu yüzden yapabileceğini düşündün.” Park sessizliğe gömüldü. Manuel gözlerini eski banka çevirdi. Üzerindeki “Sadece mahalle sakinleri” yazısına baktı. “Bu yazı yıllardır burada duruyor. İnsanlar bunun geçmişi hatırlattığını söylüyor.” Bir an durdu. “Ama geçmişi hatırlamakla geçmişi yaşatmak aynı şey değildir.” Elena, görevlilerden birine işaret etti. Adam gelip Manuel’in kelepçesini açtı. Metal halka bileğinden çıkarken derisinde kırmızı bir iz kalmıştı. Karmina hemen eşinin koluna dokundu. “İyi misin?” “İyiyim.” Ama Liya hâlâ Sergio’ya bakıyordu. “Özür dilemeyecek misin?” Bu soru parkta yankılandı. Sergan, küçük kızın karşısında ilk kez gerçekten küçülmüş gibi görünüyordu. Dizlerinin bağı çözülmüşçesine bir adım geriledi. Sonra Manuel’e baktı. “Özür dilerim.” Manuel cevap vermedi. Sergan başını öne eğdi. “Gerçekten özür dilerim.” Bu kez Manuel konuştu. “Benden özür dilemen kolay.” Sergan başını kaldırdı. “Zor olan, benim yerimde kim olduğu bilinmeyen başka bir adam oturduğunda da aynı özrü hak ettiğini anlayabilmek.” Sergan’ın gözleri doldu. Elena onu görevlilere teslim etti. Fakat Manuel arkasından seslendi. “Tutuklanmasını istemiyorum.” Elena şaşkınlıkla döndü. “Direktör?” “Soruşturma yapılsın. Kanun ne gerektiriyorsa o yapılsın. Ama kimse benim makamım yüzünden ona fazladan ceza vermesin.” Sergan başını kaldırdı. Manuel devam etti. “Adalet, güçlü biri mağdur olduğunda daha sert; güçsüz biri mağdur olduğunda daha sessiz çalışıyorsa adalet değildir.” Bu sözlerden sonra parkta kimse konuşamadı. Olayın videosu aynı gün internete yayıldı. Fakat insanlar en çok siyah araçları ya da Sergio’nun yüzündeki korkuyu konuşmadı. Manuel’in söylediği o cümleyi paylaştılar: “Benim kim olduğumu bilseydin bana bunu yapmazdın. Asıl sorun da bu.” Soruşturma haftalar sürdü. Sergan görevden uzaklaştırıldı. Daha önce hakkında yapılan ancak sonuçsuz kalan birkaç şikâyet yeniden açıldı. Bazı vatandaşlar ilk kez ifade vermeye cesaret etti. Javier de ifade verdi. O gün gördüklerini eksiksiz anlattı. Hatta kendi sessizliğini bile saklamadı. “Onu tanımıştım,” dedi. “Ama emin olamadım. Sonra oğlum seslendi ve başımı çevirdim. Keşke daha erken müdahale etseydim.” Manuel ona kızmadı. “Sessizlik bazen kötü insanları cesaretlendirir, Javier. Ama insan hatasını kabul ettiğinde o sessizlikten çıkabilir.” Bir ay sonra parkta küçük bir tören düzenlendi. Belediye, yıllardır bankın üzerinde duran eski yazıyı kaldırmaya karar vermişti. Manuel törene makam aracıyla gelmedi. Karmina ve Liya’yla birlikte yürüyerek geldi. İşçiler eski tahtayı sökerken Liya dedesinin elini tuttu. “Dede, yerine ne yazacaklar?” Manuel gülümsedi. Yeni pirinç levhayı birlikte yerine taktılar. Üzerinde yalnızca şu yazıyordu: “Bu park herkese aittir.” Liya yazıyı okudu ve dedesine baktı. “Şimdi daha güzel olmuş.” Manuel başını salladı. “Evet.” Sonra aynı banka oturdu. Bir ay önce kelepçelendiği yere. Gazetesini açtı. Karmina yanına oturdu. Liya birkaç metre ileride çocuklarla oynamaya başladı. Bu kez kimse Manuel’e kim olduğunu sormadı. Çünkü o gün parkta öğrenilen asıl ders, onun kim olduğu değildi. Asıl ders, insanlara saygı göstermek için onların güçlü, zengin ya da önemli biri olduğunun anlaşılmasını beklememek gerektiğiydi. Ve Manuel için gerçek zafer, Sergio’nun korkmuş yüzünü görmek değil, bir daha hiçbir yaşlı adamın o bankta otururken kim olduğunu açıklamak zorunda kalmamasıydı.
Benzer Galeriler
-
Zengin Eşinin Ardından Kalan O Küçük Ahşap Kutu: Cem Bey’in Büyük Sırrı ve Hayatımı Değiştiren Miras
-
Uzmanlar Üzüm Yemeğin Şunlara Neden Olduğunu Açıkladı
-
Meteoroloji ve valilikten 12 kente sel uyarısı
-
Uzmanlar Salatalık Yemenin Neden Olduğunu Açıkladı
-
POLİS MEMURU PARKTA YAŞLI BİR ADAMI HERKESİN ÖNÜNDE AŞAĞILADI… KELEPÇE TAKTIĞI KİŞİNİN ÜLKEDE KİMSENİN DOKUNMAYA CESARET EDEMEYECEĞİ BİR ADAM OLDUĞUNDAN HABERSİZDİ.
-
ÖLMEK ÜZERE OLAN KARIM SON İSTEĞİ OLARAK İLK AŞKIMI BULMAMI İSTEDİ — NEDENİNİ ÖĞRENDİĞİMDE DİZLERİMİN BAĞI ÇÖZÜLDÜ.


