DOLAR
Alış: 48.57
Satış: 48.77
EURO
Alış: 55.75
Satış: 55.98
GBP
Alış: 64.80
Satış: 65.29
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
20.09.2026
42 yaşında dul kaldım benden yaşça küçük köyün erkeğiyle..
- 42 YAŞINDA DUL KALDIM, BENDEN YAŞÇA KÜÇÜK KÖYÜN ERKEĞİYLE… İLK KEZ YALNIZ KALDIĞIMIZ GECE BANA YILLARDIR KİMSENİN SÖYLEMEDİĞİ O SÖZÜ SÖYLEDİ. Kocamı kaybettiğimde kırk iki yaşındaydım. Yirmi yıllık evliliğin ardından evin içindeki sessizlik insana bazen ölümden bile ağır gelebiliyormuş. Bunu o zaman öğrendim. Kocam kötü bir adam değildi. Çalışkan, ailesine bağlı, kendi hâlinde biriydi. Fakat yıllar geçtikçe evliliğimiz sevginin yüksek sesle söylendiği bir şey olmaktan çıkmış, alışkanlıkların arasında kaybolmuştu. Son yıllarda aynı yatağa iki yabancı gibi yatıyor, sabahları birbirimize yalnızca yapılacak işleri söylüyorduk. Onu kaybettiğimde yine de içimde büyük bir boşluk açıldı. Bir yıl boyunca neredeyse hiç dışarı çıkmadım. Köyde dul bir kadın olmak zaten yeterince zordu. İnsanlar ne giydiğine, kiminle konuştuğuna, pazara hangi saatte gittiğine bile dikkat ediyordu. Ben de başımı önüme eğip yaşamaya alışmıştım. Ta ki Baran karşı komşumuzun yıllardır boş duran evine taşınana kadar. Baran otuz üç yaşındaydı. Benden dokuz yaş küçüktü. Uzun boylu, geniş omuzlu, güneşte çalışmaktan teni koyulaşmış bir adamdı. Babasından kalan ceviz bahçelerini işletmek için yıllar sonra köye dönmüştü. Onu ilk gördüğümde bahçenin duvarını tamir ediyordu. Elindeki taşları bir kenara bırakıp bana baktı. “Günaydın, Gülseren abla.” “Günaydın.” Başımı hemen çevirdim. Nedense onun bakışlarında beni huzursuz eden bir şey vardı. Kötü anlamda değil. Tam tersine… Uzun zamandır hiç kimse bana kadın olduğumu hatırlatacak şekilde bakmamıştı. Baran birkaç hafta içinde köyde herkesle kaynaştı. Benimle de. Önce bahçemin kırılan kapısını tamir etti. Sonra çatıdaki olukları temizledi. Bir gün odunları taşımaya çalışırken elimden aldı. “Sen bırak, ben hallederim.” “Ben yaparım.” “Her şeyi tek başına yapmak zorunda değilsin.” Bu cümle beni olduğum yerde durdurdu. Çünkü yıllardır tam olarak bunu yapıyordum. Her şeyi tek başıma. Baran odunları avluya dizerken onu kapının kenarından izledim. Gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Çalışırken alnında biriken teri koluyla siliyor, arada bana bakıp gülümsüyordu. Bir ara göz göze geldik. Bakışlarımı kaçırdım. O gece aynanın karşısında uzun süre kendime baktım. Saçlarımın arasında birkaç beyaz tel vardı. Göz kenarlarımda ince çizgiler belirmişti. Ama aynadaki kadın hâlâ bendim. Üstelik ilk kez, yıllar sonra, o kadının tamamen kaybolmadığını düşünüyordum. Baran’la yakınlığımız köyde kısa sürede fark edildi. Bakkala gittiğimde iki kadın arkamdan fısıldaştı
- “Yaşı başını almış kadın…” Diğeri güldü. “Çocuk yaşındaki adama göz koymuş.” Eve döndüğümde öfkeden ellerim titriyordu. O günden sonra Baran geldiğinde kapıyı açmamaya başladım. Üç gün boyunca beni görmedi. Dördüncü akşam kapım çalındı. Açmadım. Bir daha çaldı. Sonunda dayanamadım. Kapıyı araladığımda karşımdaki yüz ifadesi gülümsemiyordu. “Benden neden kaçıyorsun?” “Kaçmıyorum.” “Dört gündür perdeyi aralayıp baktığını görüyorum.” Utancımdan yüzüm kızardı. “İnsanlar konuşuyor.” Baran birkaç saniye sustu. “İnsanlar sen kocanla yaşarken de konuşuyordu. Dul kalınca da konuştular. Yarın başka bir şey bulurlar.” “Sen anlamazsın.” “Neyi anlamam?” “Ben kırk iki yaşındayım.” Baran kaşlarını hafifçe kaldırdı. “Biliyorum.” “Sen otuz üçsün.” “Onu da biliyorum.” Sesimi düşürdüm. “Bu köyde böyle şey olmaz.” Baran bir adım yaklaştı. Aramızda yalnızca kapının eşiği kalmıştı. “Peki sen ne istiyorsun?” Cevap veremedim. Çünkü ilk defa biri bana bunu soruyordu. Başkaları ne ister, aile ne der, köy ne düşünür değil… Ben ne istiyordum? Baran gözlerimin içine bakarak konuştu. “Ben senden utanmıyorum, Gülseren.” Kalbim hızlandı. “Ben utanıyorum.” “Neden?” “Çünkü…” Devamını getiremedim. Baran’ın sesi yumuşadı. “Çünkü birisinin seni yeniden istemesi sana yanlışmış gibi geliyor.” O cümle bütün savunmamı yıktı. Gözlerimi yere indirdim. Baran yüzüme dokunmadı. Beni kendine çekmedi. Sadece kapının önünde durup bekledi. Kararı bana bıraktı. Ben kapıyı biraz daha açtım. “Çay içer misin?” Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. “İçerim.” O gece mutfakta saatlerce konuştuk. Gençliğimden… Onun şehirde geçirdiği yıllardan… Kocamla evliliğimden… Baran bir ara sordu: “Mutlu muydun?” Uzun süre cevap veremedim. “Bazen.” “Peki sevildiğini hissediyor muydun?” İşte o soruya verecek cevabım yoktu. Gece ilerlediğinde elektrikler kesildi. Mutfakta yalnızca masanın üzerindeki gaz lambası yanıyordu. Baran karşımdaki sandalyeden kalktı ve pencereye yürüdü. Yağmur başlamıştı. “Bu havada gidemezsin,” dedim. “İstersen giderim.” Gitmesini istemiyordum. Bunu söylemek ise yıllardır kapalı tuttuğum bir kapıyı açmak gibiydi. “Kal.” Baran bana döndü. O tek kelimenin ne anlama geldiğini ikimiz de biliyorduk. Yanıma geldi. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki duyacağından korktum. Elimi tuttu. Parmakları sıcak ve nasırlıydı. Sonra yüzüme uzun uzun baktı. “Bir şey söyleyeceğim.” “Söyle.” “Sen kendini yaşlı sanıyorsun.” Gülümsedim. “Değil miyim?” “Hayır.” Biraz daha yaklaştı. “Sen sadece uzun zamandır kimsenin sana güzel olduğunu söylemediği bir kadınsın.” Gözlerim doldu. Baran yanağımdaki bir damla yaşı başparmağıyla sildi. Sonra beni öptü. Acele etmeden. Sanki kırılacak bir şeye dokunur gibi. O öpücükte gençlik heyecanından çok daha derin bir şey vardı. Yıllardır içimde susturduğum kadın yeniden nefes almıştı. O gece Baran yanımda kaldı. Sabaha kadar konuştuk, bazen sustuk, bazen yalnızca birbirimize baktık. Güneş doğarken başımı göğsüne yaslamıştım. İçimde şaşırtıcı bir huzur vardı. Ama asıl sınavımız bundan sonra başladı. Köyde söylentiler büyüdü. Baran’ın annesi bile bir gün kapıma geldi. “Oğlum genç,” dedi. “Çocuk ister, aile ister. Sen ona bunları verebilir misin?” Sözleri canımı acıttı. O akşam Baran’a ilişkimizi bitirmek istediğimi söyledim. “Senin hayatını bağlamaya hakkım yok.” Baran uzun süre yüzüme baktı. Sonra cebinden küçük bir anahtar çıkardı. “Bu ne?” “Karşıdaki evin anahtarı.” “Elbette biliyorum.” “Yarın marangoz geliyor. Üst kattaki odayı çalışma odası yapacak.” Şaşkınlıkla baktım. “Bana niye anlatıyorsun?” Baran gülümsedi. “Çünkü orayı senin için hazırlıyorum.” “Neden?” “Sen yıllardır dikiş dikmek istediğini söyledin. Kendine ait bir oda istediğini de.” Boğazım düğümlendi. Baran devam etti: “Ben senden gençliğimi kurtarmanı istemiyorum, Gülseren. Ben seninle bir hayat kurmak istiyorum.” Altı ay sonra nikâh masasına oturduk. Köyde konuşanlar yine konuştu. Bazıları davetimize bile gelmedi. Ama zamanla sesleri azaldı. Çünkü mutluluk, hakkında konuşulan bir şey olmaktan çıkıp gözle görülen bir şeye dönüşmüştü. Bugün kırk yedi yaşındayım. Baran otuz sekiz. Hâlâ bazen yaş farkımızla ilgili şakalaşıyoruz. Ben üst kattaki küçük atölyemde dikiş dikiyorum. Baran bahçeden döndüğünde merdivenin başında durup hâlâ ilk günkü gibi bana bakıyor. Geçen hafta ona sordum: “Bende ilk neyi sevmiştin?” Düşünmeden cevap verdi. “Gözlerini.” “Sonra?” “Elini tutunca bırakmamanı.” Gülümsedim. Sonra başımı omzuna yasladım. Kırk iki yaşında dul kaldığımda hayatımın sona erdiğini sanmıştım. Meğer biten hayatım değilmiş. Sadece başkalarının benden beklediği hayatmış. Ve Baran bana gençliğimi geri vermedi. Çünkü gençliğimi geri almaya ihtiyacım yoktu. O bana çok daha değerli bir şeyi hatırlattı: Bir kadının sevilmek, arzulanmak ve yeniden başlayabilmek için belli bir yaşta olması gerekmediğini.
Benzer Galeriler
-
Zengin Eşinin Ardından Kalan O Küçük Ahşap Kutu: Cem Bey’in Büyük Sırrı ve Hayatımı Değiştiren Miras
-
Uzmanlar Üzüm Yemeğin Şunlara Neden Olduğunu Açıkladı
-
Meteoroloji ve valilikten 12 kente sel uyarısı
-
Uzmanlar Salatalık Yemenin Neden Olduğunu Açıkladı
-
POLİS MEMURU PARKTA YAŞLI BİR ADAMI HERKESİN ÖNÜNDE AŞAĞILADI… KELEPÇE TAKTIĞI KİŞİNİN ÜLKEDE KİMSENİN DOKUNMAYA CESARET EDEMEYECEĞİ BİR ADAM OLDUĞUNDAN HABERSİZDİ.
-
ÖLMEK ÜZERE OLAN KARIM SON İSTEĞİ OLARAK İLK AŞKIMI BULMAMI İSTEDİ — NEDENİNİ ÖĞRENDİĞİMDE DİZLERİMİN BAĞI ÇÖZÜLDÜ.


