DOLAR
Alış: 48.87
Satış: 49.07
EURO
Alış: 55.47
Satış: 55.69
GBP
Alış: 64.58
Satış: 65.06
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
29.09.2026
İKİ TRAFİK POLİSİ, GENÇ BİR KADINI HİÇBİR SEBEP GÖSTERMEDEN DURDURUP DEVİRİYE ARABASINA YASLADI VE ELLERİNİ ARKADAN KELEPÇELEDİ
- İlk polis ağır hareketlerle elini Ceylin’in şortunun sağ cebine soktu. Parmaklarına gelen şeyi kavrayıp dışarı çıkardı. Ancak avucundaki nesneye baktığı anda yüzündeki alaycı gülümseme kayboldu. Bir an gözlerine inanamadı. Ardından elindekini yanındaki arkadaşına gösterdi. İkinci polis de gördüğü şey karşısında bir anda bembeyaz kesildi. Polisin elinde, deri bir kılıfın içerisine yerleştirilmiş resmî bir kimlik vardı. Kimliğin üzerinde Ceylin’in fotoğrafı, adı ve görevini gösteren bilgiler bulunuyordu. CEYLİN ERDEM — EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ POLİS BAŞMÜFETTİŞİ. Üstelik kimliğin hemen arkasında, üzerinde gizlilik ibaresi bulunan küçük bir görev kartı vardı. İlk polis, kimliği birkaç kez çevirdi. Sonra titreyen elleriyle arkadaşına uzattı. “Bu… Bu gerçek mi?” Ceylin, arabanın kapısına yaslanmış hâlde sakinliğini koruyordu. “Kimliğimin gerçek olup olmadığını sistemden kontrol edebilirsiniz. Ama önce kelepçelerimi çıkarmanızı tavsiye ederim.” İkinci polis telaşla kelepçenin anahtarını çıkardı. Ancak elleri öylesine titriyordu ki anahtarı deliğe sokmakta bile zorlandı. “Başmüfettişim, gerçekten çok özür dileriz! Sizi tanıyamadık!” Ceylin’in yüzündeki ifade değişmedi. “Beni tanısaydınız ne olacaktı?” İki polis de sustu. Ceylin sorusunu tekrarladı. “Kim olduğumu bilseydiniz bana böyle davranmayacaktınız, öyle mi?” İlk polis yutkundu. “Yanlış anlaşılma oldu efendim.” “Hayır! Burada yanlış anlaşılma olmadı. Siz yetkinizi kullanarak bir insanı korkutmaya çalıştınız. Tek fark, o insanın bugün ben olmam.” Kelepçeler açıldığında Ceylin bileklerini ovuşturdu. Derisinde belirgin kızarıklıklar oluşmuştu. İlk polis hemen belgelerini arabanın tavanından alıp kendisine uzattı. “İsterseniz bu olayı burada kapatalım. Gerçekten kötü bir niyetimiz yoktu.” Ceylin ehliyetini aldı. “Benim burada olmamın sebebi zaten sizin gibi memurları araştırmak.” Bu sözler üzerine iki polisin yüzündeki korku daha da büyüdü. Çünkü Ceylin, sıradan bir yolculuk yapmıyordu. Üç ay önce Emniyet Genel Müdürlüğüne, bu güzergâhta görev yapan bazı trafik polisleri hakkında çok sayıda şikâyet ulaşmıştı. İddiaya göre iki polis, özellikle yalnız seyahat eden sürücüleri durduruyor, çeşitli bahanelerle korkutuyor ve ceza yazmamak karşılığında para istiyordu. Ancak şikâyetlerin hiçbiri yeterli delille desteklenememişti. Çünkü olayların yaşandığı bölgede güvenlik kamerası bulunmuyordu. Üstelik şikâyetçi olan sürücüler, sonradan ifadelerini değiştirmişti. Ceylin tam da bu nedenle görevlendirilmişti. Fakat polislerin bilmediği çok daha önemli bir ayrıntı vardı. Ceylin, aracına binmeden önce telefonundaki ses kaydı uygulamasını çalıştırmıştı. Ayrıca aracının ön ve iç kameraları da yolculuk boyunca kayıt yapıyordu. “Şimdi ikinizden de adınızı ve sicil numaranızı istiyorum.” İlk polis cevap vermeye hazırlanırken arkadaşı koluna dokundu. “Bir dakika! Sizin gerçekten müfettiş olduğunuzu nereden bileceğiz?” Ceylin başını hafifçe salladı. “İşte şimdi doğru bir soru sordunuz. Keşke beni kelepçelemeden önce de mesleğinizin gerektirdiği dikkati gösterseydiniz.” Telefonunu çıkardı ve kayıtlı bir numarayı aradı. “Komiserim, konumuma ekip gönderebilirsiniz. Aradığımız iki memurla karşılaştım.” Telefonun diğer ucundan gelen cevap, polislerin duyabileceği kadar yüksekti. “Anlaşıldı başmüfettişim. Ekiplerimiz yaklaşık beş dakika içerisinde orada olacak.” İlk polis birden Ceylin’e yaklaştı. “Efendim, benim iki çocuğum var. Bu olay sicilime işlenirse mesleğimi kaybedebilirim.” Ceylin ona dikkatle baktı. “Benim de bir annem var. Az önce beni zorla arabadan çıkarırken annemi aradığımda neden cevap vermediğimi düşünmediniz bile.” Adam başını eğdi. Tam o sırada ikinci polis beklenmedik bir hareket yaptı. Ceylin’in arabanın tavanına bıraktığı telefonuna uzanarak cihazı almaya çalıştı. “Ne yapıyorsunuz?” diye bağırdı Ceylin. Polis telefonu kaptığı gibi asfaltın üzerine fırlattı. Cihaz sert bir ses çıkararak yere çarptı. “Artık hiçbir şey kanıtlayamazsınız!” diye bağırdı adam. Arkadaşı şaşkınlıkla ona döndü. “Sen delirdin mi? Ne yaptığının farkında mısın?” Ceylin ise kırılan telefonuna baktıktan sonra hafifçe gülümsedi. “Telefonumu kırarak kayıtları yok ettiğinizi mi düşündünüz?” Adamın yüzündeki ifade değişti. “Bütün kayıtlar eş zamanlı olarak güvenli bir sisteme aktarılıyor. Üstelik az önce yaptığınız şey de aracımın kamerasına kaydedildi.” İkinci polis paniğe kapıldı. Bir an devriye aracına doğru yürüdü. Ancak tam kapıyı açacağı sırada uzaktan siren sesleri duyuldu. Birkaç dakika içerisinde iki ekip aracı olay yerine ulaştı. Araçlardan inen polislerin başındaki komiser, doğrudan Ceylin’in yanına geldi. “Başmüfettişim, iyi misiniz?” “İyiyim komiserim. Ancak hakkımda uygulanan işlemin ve telefonuma verilen zararın kayıt altına alınmasını istiyorum.” Komiser hemen yanındaki memurlara döndü
- “İki arkadaşımızın silahlarını ve görev ekipmanlarını usulüne uygun şekilde teslim alın. Haklarında gerekli işlemler başlatılacak.” İlk polis çaresizce Ceylin’e baktı. “Ne olur! Hayatımızı mahvetmeyin!” Ceylin cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi. “Ben sizin hayatınızı mahvetmiyorum. Siz kendi yaptığınız tercihlerin sonuçlarıyla karşılaşıyorsunuz.” Olay yerinde tutanak tutulduktan sonra Ceylin, soruşturmayı yürüten ekiple birlikte emniyet müdürlüğüne gitti. Fakat asıl şaşırtıcı gelişme orada yaşandı. İki polisin önceki görev kayıtları incelendiğinde, aynı güzergahta son üç ay içerisinde onlarca aracı durdurdukları ortaya çıktı. Dahası, daha önce şikâyette bulunan yaşlı bir kadının dosyası yeniden açıldı. Kadının adı Neriman’dı. Altmış sekiz yaşındaki Neriman, hasta eşini hastaneye götürürken aynı iki polis tarafından durdurulduğunu iddia etmişti. Kadının anlatımına göre polisler, işlemlerin uzun süreceğini söyleyerek kendisini korkutmuş ve para vermeye zorlamıştı. Neriman o gün yanında bulunan paranın büyük bölümünü kaybetmişti. Ceylin dosyayı okurken gözleri doldu. Çünkü Neriman’ın ifadesindeki son cümle yüreğine dokunmuştu. “Ben paramın peşinde değilim. Sadece başka bir yaşlı kadının aynı korkuyu yaşamasını istemiyorum.” Ceylin, Neriman’la bizzat görüşmeye karar verdi. Yaşlı kadın emniyet müdürlüğüne geldiğinde karşısında genç başmüfettişi görünce şaşırdı. “Ben artık kimsenin bana inanmayacağını düşünüyordum kızım.” Ceylin onun ellerini tuttu. “Size inanılması için karşınızdaki insanın önemli bir görevde olması gerekmiyor. Her vatandaşın şikâyeti aynı ciddiyetle değerlendirilmek zorunda.” Yürütülen soruşturmada kamera kayıtları, görev çizelgeleri ve yeniden alınan tanık ifadeleri bir araya getirildi. İki polis hakkında hem adli hem de idari süreç başlatıldı. Aylar süren yargılama sonucunda, elde edilen delillerle doğrulanan eylemleri nedeniyle iki polis mahkûm edildi ve meslekten çıkarıldı. Ceylin ise o olaydan sonra çalışma masasının üzerine küçük bir fotoğraf yerleştirdi. Fotoğrafta Neriman, hastalığından iyileşen eşiyle birlikte gülümsüyordu. Arkasında yaşlı kadının el yazısıyla yazılmış bir not vardı: “Sevgili Ceylin, bana yalnızca hakkımı geri vermedin. Yıllardır kaybettiğim güvenimi de geri kazandırdın.” Ceylin o notu her sabah okuyordu. Çünkü o gün, yol kenarında elleri kelepçeliyken sorduğu sorunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamıştı. “Beni tanısaydınız ne olacaktı?” Artık bu sorunun cevabını çok iyi biliyordu. İnsanların adalet görebilmek için güçlü, zengin veya önemli biri olduğunu kanıtlamak zorunda kaldığı bir yerde gerçek adaletten söz edilemezdi. Çünkü adalet, bir insanın cebinden çıkan kimliğe göre değil, yalnızca insan olduğu için sahip olduğu haklara göre uygulanmalıydı.
Benzer Galeriler
-
55 YAŞINDA DULUM, KÖYDE YALNIZ YAŞIYORUM. KÖYÜN GENÇ ERKEĞİ BANA ÖYLE BİR TEKLİF YAPTI Kİ DUYDUĞUMDA DONAKALDIM
-
siyasete veda resti
-
Mehmet Şimşek’ten istifa açıklaması!?
-
Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya
-
Kocam otuz beş yıl boyunca her sabah saat 4’te
-
KOCAM BİR AKŞAM EVE HİÇ TANIMADIĞIM BİR ADAM GETİRİP SADECE BİR GECE BİZDE KALMASINA İZİN VERMEMİ İSTEDİ


