DOLAR
Alış: 48.87
Satış: 49.07
EURO
Alış: 55.47
Satış: 55.69
GBP
Alış: 64.58
Satış: 65.06
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
29.09.2026
BİR SABAH UYANDIĞIMDA OMZUMDA KOCAMAN BİR MORLUK VARDI. KOCAMA BUNUN NASIL OLDUĞUNU SORDUĞUMDA HİÇBİR FİKRİ OLMADIĞINI SÖYLEDİ. ANCAK BÜTÜN GÜN GÖZLERİMİN İÇİNE BAKMAKTAN KAÇINDI.
- “Anne, dün gece gerçekten neler olduğunu öğrenmek istiyorsan önce babamın yıllardır senden sakladığı şeyi bilmen gerekiyor!” Kızımın söyledikleri karşısında olduğum yerde donakaldım. Bir Pınar’a, bir de kocama bakıyordum. Vedat’ın yüzünden bütün kan çekilmişti. Telefonu hâlâ yerde çalıyordu ama eğilip almaya cesaret edemiyordu. “Pınar, ne demek istiyorsun? Baban benden ne saklıyor?” Kızım cevap vermeden önce derin bir nefes aldı. “Anne, babamı arayan adamın adı Tamer. Üç yıl önce beni de aramıştı. Sana söylememem için yalvarmıştı.” Kalbim hızla çarpmaya başladı. “Kim bu Tamer?” Vedat aniden ayağa kalktı. “Pınar, yeter! Anneni daha fazla üzmeyelim!” Bu sözler karşısında öfkem korkumun önüne geçti. “Kırk sekiz yıllık karınım ben! Artık biriniz bana neler olduğunu anlatacak mı?” Pınar gözlerini babasından ayırmadan konuştu. “Tamer, babamın yıllar önce başka bir kadından dünyaya gelen oğlu.” O an sanki bulunduğum odanın duvarları üzerime yıkıldı. Kocamın bir başka oğlu mu vardı? Kırk sekiz yıllık evliliğimiz boyunca Vedat’ın başka bir kadınla ilişkisi olduğuna dair en küçük şüphem olmamıştı. Üstelik kızımız bu gerçeği üç yıldır biliyordu. Koltuğa çöktüm. “Demek ikiniz de beni kandırdınız!” Vedat yanıma yaklaşmak istedi ama elimi kaldırıp durdurdum. “Bana dokunma!” Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. “Neriman, her şeyi anlatacağım. Ama önce dün gece olanları açıklamama izin ver.” Tam o sırada telefon üçüncü kez çaldı. Vedat ekrana baktıktan sonra telefonu açıp hoparlöre aldı. Karşıdan öfkeli bir erkek sesi yükseldi. “Baba, söylediklerimi yaptın mı? Yoksa her şeyi karına benim anlatmamı mı istiyorsun?” Vedat’ın titreyen ellerini görünce içimi tarifsiz bir korku kapladı. “Tamer, artık yeter! Karım her şeyi öğrendi!” Telefondaki adam birkaç saniye sustu. Ardından öyle bir şey söyledi ki omzumdaki morluğun neden oluştuğunu öğrenmek için sabırsızlanmaya başladım. “O zaman dün geceki görüntüleri de göster. Bakalım karın bunları görünce ne yapacak!” Telefon kapandı. Vedat yüzünü ellerinin arasına alarak ağlamaya başladı. Hayatım boyunca kocamı böyle görmemiştim. “Ne görüntüsü Vedat? Dün gece bana ne yaptın?” Kocam güçlükle doğruldu. “Ben sana zarar vermedim Neriman. Ama sana zarar gelmesine engel olamadım.” Ardından bizi yatak odasına götürdü. Gardırobun altındaki eski ayakkabı kutusunu çıkardı. Kutunun içerisinde bir telefon, bazı belgeler ve birkaç fotoğraf vardı. Fotoğraflardan birinde Vedat, otuzlu yaşlarında tanımadığım bir kadınla yan yana duruyordu. Kadının kucağında küçük bir çocuk vardı. Fotoğrafın arkasında bir tarih yazıyordu. 1982. O tarihte evliliğimizin dördüncü yılındaydık. Gözlerim doldu. “Ben o yıl Pınar’a hamileydim. Sen başka bir kadınla mı birlikteydin?” Vedat başını önüne eğdi. “Bir kez büyük bir hata yaptım Neriman. Kadın hamile kaldığını söylediğinde korktum. Çocuğun bakımını üstlendim ama seni kaybetmekten korktuğum için gerçeği sakladım.” “Demek bütün hayatım bir yalanmış!” “Hayır! Seni gerçekten sevdim!” Acı acı güldüm. “Beni sevdiğin için mi kırk dört yıl boyunca kandırdın?” Kocam cevap veremedi. Ancak asıl şaşırtıcı gerçek henüz ortaya çıkmamıştı. Vedat kutudaki telefonu çıkarıp açtı. Ekranda dün gece saat 02.17’de kaydedilmiş bir video vardı. Oynatma düğmesine bastı. Görüntüleri gördüğümde nefesim kesildi. Videoda kendi yatak odamız görünüyordu. Yatağımızda uyuyordum. Birkaç saniye sonra odanın kapısı açıldı. İçeri giren kişi Vedat değildi. Tanımadığım, uzun boylu bir adamdı. Doğruca yatağımın yanına yaklaştı. Önce beni dikkatle inceledi, ardından komodinin çekmecesini açtı tüm bölüm tek sayfaya sığmadığı için
- Bir şeyler arıyordu. Sonra yatağıma eğildi. Elini omzuma uzattığı anda uykumda hareket ettim. Adam paniğe kapılarak kolumu sertçe kavradı. İşte morluğumun sebebi buydu! Birden Vedat odaya girdi. Adamı yakasından tutup benden uzaklaştırdı. Görüntüde ses yoktu ama ikisinin hararetle tartıştığı belliydi. Sonra adam cebinden telefonunu çıkardı. Vedat’a bir şey gösterdi. Kocamın yüzündeki öfke bir anda kayboldu. Adam birkaç dakika sonra odadan ayrıldı. Video sona erdiğinde ellerim buz kesmişti. “Bu adam Tamer mi?” Vedat başını salladı. “Peki, evimizin içinde ne arıyordu? Beni neden uyandırmadın?” Kocam gözyaşlarını silerek konuşmaya başladı. “Tamer yıllardır benden para istiyor. Üç ay önce bütün birikimimi ona verdim. Ama yetmedi. Bu kez evimizi satmamı istedi.” Şaşkınlıkla yüzüne baktım. “Ne?” “Evin senin üzerine olduğunu öğrenince tapuyu bulmamı istedi. Dün gece ben mutfaktayken yedek anahtarla içeri girmiş. Yatak odamızdaki çekmecede tapuyla ilgili belgeleri arıyormuş.” “Peki, seni neyle tehdit etti?” Vedat başını kaldırdı. “Sana her şeyi anlatmakla…” İçimdeki öfke yeniden alevlendi. “Yani kırk dört yıllık sırrın ortaya çıkmasın diye o adamın evimize girmesine göz yumdun!” Kocam ağlayarak başını salladı. İşte o an kırk sekiz yıllık evliliğimiz boyunca hiç hissetmediğim bir duygu hissettim. Güvenimi kaybetmiştim. Pınar hemen polisi aramak istedi. Ancak Vedat panikle karşı çıktı. “Tamer benim oğlum! Onu hapse gönderemem!” Kızım öfkeyle bağırdı. “Peki ya annem? Onun başına daha kötü bir şey gelseydi ne yapacaktın?” Bu sözlerin ardından kararımı verdim. “Polisi ara Pınar.” Vedat bana yalvaran gözlerle baktı. Ama geri adım atmadım. Yaklaşık yarım saat sonra polisler evimize geldi. Görüntüleri izlediler, ifadelerimizi aldılar ve güvenlik kayıtlarının incelenmesi için gerekli işlemleri başlattılar. Ancak polislerden biri videoyu izlerken tuhaf bir ayrıntı fark etti. “Bu adamın elindeki telefonda gösterdiği şey ne olabilir?” Vedat sessiz kaldı. Polis sorusunu tekrarlayınca sonunda konuştu. “Tamer bana bir hastane raporu gösterdi. Ağır hasta olduğunu ve acilen ameliyat olması gerektiğini söylüyordu.” Pınar şaşkınlıkla babasına döndü. “Baba, sen bunun doğru olup olmadığını araştırdın mı?” Vedat başını iki yana salladı. O anda kızım telefonunu çıkardı ve yıllar önce kendisini arayan Tamer’in numarasından ulaştığı eski mesajları gösterdi. Meğer Tamer üç yıl önce de aynı bahaneyle Pınar’dan para istemişti! Kızım o zaman araştırmış ve hastane raporunun sahte olduğunu öğrenmişti. Vedat bunu duyunca koltuğa yığıldı. Saatler sonra gelen polis telefonu ise son gerçeği ortaya çıkardı. Tamer yakalanmıştı. Üstelik dolandırıcılık nedeniyle daha önce de hakkında şikâyetler bulunuyordu. Ama beni en çok yaralayan şey bunların hiçbiri değildi. Ertesi sabah doktorumuz Selim Bey’den telefon geldi. Tahlillerimde morluğun oluşumunu açıklayacak belirgin bir sorun bulunmamıştı. Ancak gece hiçbir şey hatırlamamamın nedenini araştırmak için ek incelemeler önerdi. Telefonu kapattıktan sonra uzun süre pencereden dışarı baktım. Vedat sessizce yanıma geldi. “Neriman, beni affedebilecek misin?” Kırk sekiz yıl… Birlikte yaşadığımız onca güzel an, büyüttüğümüz kızımız, torunlarımız, hastalıklar ve mutluluklar gözlerimin önünden geçti. Sonra omzumdaki morluğa baktım. Birkaç hafta içerisinde iyileşecekti. Ama kalbimde açılan yaranın ne zaman kapanacağını bilmiyordum. “Vedat, senin yıllar önce yaptığın hatadan çok, dün gece yaptığın seçim beni yaraladı. Benim güvenliğim yerine sırrını korumayı seçtin.” Kocam ağlamaya başladı. “Her şeyi düzeltmek istiyorum.” “Öyleyse önce yaptığın şeyin sorumluluğunu al.” O gün Vedat’tan bir süre ayrı yaşamaya karar verdim. Kızımın evine taşındım ve kendime düşünmek için zaman tanıdım. Vedat ise polisle iş birliği yaparak oğluyla ilgili bildiği her şeyi anlattı. Yıllarca sakladığı gerçeği yakınlarımıza da kendisi açıkladı. Üç ay sonra evimizin bahçesinde yeniden karşılaştık. Kocam oldukça yaşlanmış görünüyordu. Elinde evlilik yıl dönümümüzde bana aldığı eski fotoğraf albümümüz vardı. “Neriman, hayatımın geri kalanını senin güvenini yeniden kazanmak için geçirmek istiyorum.” Albümü elime aldım. İçindeki fotoğraflarda gençliğimiz, kızımızın ilk adımları ve yıllar boyunca biriktirdiğimiz mutluluklar vardı. Oturup uzun uzun konuştuk. Onu affetmeye hazır olmadığımı ama değişmek için gösterdiği çabayı gördüğümü söyledim. Bir aile danışmanından destek almayı kabul ettik. Ayrı yaşamaya ise bir süre daha devam edecektik. Çünkü artık bir şeyi çok iyi biliyordum. Sevgi, bir insanın yaptığı her hatayı görmezden gelmek değildi. Affetmek de hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmak anlamına gelmiyordu. O gün Vedat elimi tutmak için uzandığında ilk kez korkmadan gülümsedim. Elimi tutmasına izin verdim ama eve dönmek için acele etmedim. Omzumdaki morluk çoktan kaybolmuştu. Kalbimdeki yaranın iyileşmesi ise zaman alacaktı. Kırk sekiz yıllık evliliğim bana sevgiyi öğretmişti. O sabah yaşadıklarım ise çok daha önemli bir şeyi öğretti: Bir insanı sevmek için kendinizden vazgeçmeniz gerekmez. Çünkü gerçek sevgi, korkuyla saklanan sırların değil, güvenle söylenen doğruların üzerine kurulur.
Benzer Galeriler
-
55 YAŞINDA DULUM, KÖYDE YALNIZ YAŞIYORUM. KÖYÜN GENÇ ERKEĞİ BANA ÖYLE BİR TEKLİF YAPTI Kİ DUYDUĞUMDA DONAKALDIM
-
siyasete veda resti
-
Mehmet Şimşek’ten istifa açıklaması!?
-
Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya
-
Kocam otuz beş yıl boyunca her sabah saat 4’te
-
KOCAM BİR AKŞAM EVE HİÇ TANIMADIĞIM BİR ADAM GETİRİP SADECE BİR GECE BİZDE KALMASINA İZİN VERMEMİ İSTEDİ


