DOLAR
Alış: 47.31
Satış: 47.50
EURO
Alış: 54.44
Satış: 54.66
GBP
Alış: 63.50
Satış: 63.97
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
30.07.2026
Ablam, ölümcül bir hastalığa yakalanmış 5 yaşındaki bir kızı evlat edindi.
- Esra’nın sesi titriyordu. “Anne, o geceyi düşündüğüm tek bir gün bile olmadı. Elif’in gözlerine her baktığımda aynı şeyi görüyorum.” Telefonun diğer ucundan annemin ne söylediğini duyamıyordum ama Esra derin bir nefes aldı. “Hayır. Ben bunu vicdanımı rahatlatmak için yapmadım. Bu, yıllar önce verdiğim sözü tutmak içindi.” Kalbim hızla atmaya başladı. Sessizce geri çekilip hiçbir şey duymamış gibi kapıyı kapattım. Birkaç saniye sonra zile bastım. Esra kapıyı açtığında yüzünde her zamanki gülümseme vardı ama gözleri kıpkırmızıydı. O gün hiçbir şey sormadım. Fakat o konuşma aklımdan çıkmıyordu. Bir hafta boyunca uyuyamadım. Sonunda Esra beni aradı. “Konuşmamız gerekiyor.” Akşam evlerine gittiğimde Murat, Elif’i hastanedeki kontrolüne götürmüştü. Salonda yalnız kaldığımızda Esra uzun süre sessizce yere baktı. “Telefon konuşmamı duydun değil mi?” Başımı eğerek onayladım. Gözlerinden yaşlar süzüldü. “Artık bu yükü tek başıma taşıyamıyorum.” Derin bir nefes aldı. “Yıllar önce üniversiteden yeni mezun olmuştum. Gönüllü olarak çocuk hastanesinde çalışıyordum.” Bir gece acil servise ağır yaralı genç bir kadın getirildi. Yanında ise küçücük bir bebek vardı. Kadın, trafik kazasında ağır yaralanmıştı. Doktorlar hayatını kurtaramadı. Ölmeden hemen önce Esra’nın elini tutmuştu. “Lütfen… Kızıma sahip çıkacak kimsem yok.” O sırada sosyal hizmet görevlileri gelene kadar bebeğe Esra bakmıştı. Ancak yasal süreç nedeniyle bebeğin devlet korumasına alınması gerekmişti. Esra o gün hiçbir şey yapamamıştı. “Onu bıraktığım gün kendimden nefret ettim.” Aylarca küçük kızı araştırmış ama izine ulaşamamıştı. Yıllar geçmişti. Esra evlenmiş, hayatına devam etmiş görünüyordu. Ama vicdanındaki boşluk hiç kapanmamıştı. Beş yıl sonra gönüllü olarak yine aynı kuruma destek verirken dosyaları incelerken bir isim dikkatini çekmişti. Elif. Annesinin adı da yıllar önce hayatını kaybeden kadının adıyla aynıydı. Dosyayı açınca donup kalmıştı. Fotoğraftaki çocuk oydu. Aynı bebek. Ancak dosyanın son sayfasında başka bir cümle vardı. “4. evre nöroblastom.” Esra’nın dünyası yeniden yıkılmıştı. “Onu ikinci kez yalnız bırakamazdım.” Evlat edinme sürecini başlatmıştı. Kimseye gerçeği anlatmamıştı. Çünkü herkes bunun suçluluk duygusuyla verilmiş yanlış bir karar olduğunu düşünecekti. Murat’a bile yalnızca hasta bir çocuğa aile olmak istediğini söylemişti. Murat hiç tereddüt etmeden kabul etmişti. “Ben ise ona gerçeği söylemeye cesaret edemedim.” Tam o sırada kapı açıldı. Murat ile Elif eve dönmüştü. Elif yorgundu ama elinde küçücük bir resim vardı
- Resmi Esra’ya uzattı. “Anne, bak.” Resimde üç kişi el ele tutuşuyordu. Altına ise eğri büğrü harflerle tek cümle yazmıştı. “Benim ailem.” Esra gözyaşlarını tutamadı. Aylar geçti. Tedaviler devam etti. Doktorlar umut vermiyordu. Ama Elif her sabah gülümseyerek uyanıyordu. Bir gün hastanede genç bir onkolog dosyayı yeniden incelemek istedi. Daha önce uygulanmamış deneysel bir tedaviden bahsetti. Başarı ihtimali düşüktü. Yine de denemeye karar verdiler. İlk ay hiçbir değişiklik olmadı. İkinci ay tümörlerde küçülme görüldü. Üçüncü ay doktorlar şaşkınlık içindeydi. Hastalık beklenmedik şekilde geriliyordu. Altıncı ayın sonunda yapılan tetkikler, yıllardır görülmeyen kadar olumlu sonuçlar verdi. Doktorlardan biri gülümseyerek şöyle dedi: “Bazen tıp her şeyi açıklayamaz.” Bir yıl sonra Elif anaokuluna başlamıştı. Saçları yeniden uzamış, yanakları pembeleşmişti. Koşuyor, gülüyor, arkadaşlarıyla oyun oynuyordu. Esra her sabah onu okula bırakırken sessizce şükrediyordu. O akşam Murat, Esra’nın yıllardır sakladığı dosyayı tesadüfen buldu. İçindeki mektupları okudu. Esra korkuyla ona baktı. “Her şeyi öğrendin.” Murat dosyayı kapatıp eşinin ellerini tuttu. “Bana neden söylemedin?” “Kaybederim diye korktum.” Murat başını iki yana salladı. “Hayır.” “Ben sana, geçmişin için değil; yüreğin için âşık oldum.” O gece üçü salonda uzun süre birbirlerine sarılarak oturdular. Ben ise yıllardır anlam veremediğim fedakârlığın aslında suçluluk değil, tutulmuş bir söz olduğunu öğrendim. Esra, yıllar önce ölmek üzere olan bir annenin son dileğini kalbine mühürlemişti. Belki Elif’i o gün kurtaramamıştı. Ama kader, yıllar sonra ona ikinci bir fırsat vermişti. Esra bu fırsatı sonuna kadar değerlendirmişti. Aradan beş yıl geçti. Elif artık sağlıklı, neşeli ve hayalleri olan on yaşında bir çocuktu. Bir okul etkinliğinde öğretmeni öğrencilerden “Hayattaki kahramanınızı çizin.” dedi. Çocuklar çizgi film karakterleri, sporcular ve süper kahramanlar çizdi. Elif ise annesini çizdi. Resmin altına da şu cümleyi yazdı: “Benim annem beni doğurmadı. Ama bana iki kez hayat verdi.” O resmi gören herkes gözyaşlarını tutamadı. Çünkü gerçek aileyi oluşturan şey, aynı kanı taşımak değil; en zor zamanda bile verilen sözü tutacak kadar büyük bir sevgiye sahip olmaktı.
Benzer Galeriler
-
Ailem Miras Dolandırıcılığı Suçlamasıyla Beni Tutuklattı, Gerçekler Karakolda Ortaya Çıktı
-
Babasının Zoruyla Evlendi, Gerçek Ortaya Çıkınca Hayatı Tamamen Değişti
-
Görme Yetisini Kaybeden Babanın Perşembe Günleri Sakladığı Sır, Bir Ailenin Hayatını Değiştirdi
-
Chp’de Son Günlerin En Kötü Haberi
-
Oğlum, kocamın annemle birlikte bir otele girdiğini gördü
-
Eşi Askerdeyken 20 Yıl Boyunca Gelinine


