DOLAR
Alış: 47.31
Satış: 47.50
EURO
Alış: 54.44
Satış: 54.66
GBP
Alış: 63.50
Satış: 63.97
62 Yıl Boyunca Öldüğünü Sandığı İlk Aşkı Geri Döndü… Söylediği Tek Kelime Hayatını Değiştirdi
Bir gün, İnci her zamanki kafesinde otururken yabancı bir adam masasına yaklaştı. Adam, kırmızı karanfillerle dokunulmamış kahvesinin arasına mavi bir kutu bıraktı.
“Birine söz verdim,” dedi. “Ne olursa olsun bu kutunun size ulaşması gerekiyordu.”
İnci adama dikkatle baktığında nefesi kesildi. Adamın mavi gözleri, eğri gülümsemesi ve çenesindeki küçük gamze Bülent’e şaşırtıcı derecede benziyordu.
Tam o sırada yeğeni Seren kafeye girdi. İnci, onun bu gelişmeden haberdar olduğunu anlayınca kırıldı. Seren, kesin bir kanıt bulmadan teyzesine boş umut vermek istemediğini söyledi.
İnci ise altmış iki yıldır umudu tek başına taşıdığını ve ne zaman gerçeği öğrenmesi gerektiğine başkasının karar veremeyeceğini belirtti.
Kutuyu açtığında içinde gümüş bir yüzük ve yıllar önce söğüt ağacının altında çekilmiş eski bir fotoğraf buldu. Fotoğrafta İnci sarı elbisesiyle gülümsüyor, Bülent arkasında duruyordu.
Arkasında Bülent’in el yazısıyla şu cümle vardı:
“İnci, sana geri döneceğim.”
Yabancı adam kendisini Erdem olarak tanıttı.
“Bülent benim babam,” dedi.
İnci ilk anda buna inanamadı. Çünkü Bülent’in yıllar önce hayatını kaybettiği söylenmişti. Ancak Erdem, babasının aslında hayatta kaldığını anlattı. Görev sırasında ağır bir baş yaralanması geçirmiş, uzun süre kimliği tespit edilememişti. Hafızasının önemli bir bölümü zarar görmüş ve yıllar sonra başlayan unutkanlık hastalığı durumu daha da zorlaştırmıştı.
Bülent, geçmişinin büyük kısmını hatırlamıyordu.
Kayıtlar düzeltildiğinde annesi çoktan vefat etmişti. Eski adreslere gönderilen mektuplar yerine ulaşmamış ve İnci’ye dair bütün izler kaybolmuştu.
Erdem, babasının eşyaları arasında mavi kutuyu bulduğunu söyledi. Bülent kutuyu gördüğünde kısa süreli bir bilinç açıklığı yaşamış ve yalnızca şunu söylemişti:
“İnci kutuyu almalı.”
Bu sözler İnci’nin bütün dünyasını değiştirdi.
Bülent hâlâ hayattaydı ancak sağlık durumu hızla kötüleşiyordu.
Erdem, İnci’nin karar vermek için zamana ihtiyacı olabileceğini söyledi. Fakat İnci altmış iki yıl boyunca Bülent’le sanki onu duyabiliyormuş gibi konuştuğunu belirterek bir gün daha beklemeyi reddetti.
“Beni ona götür,” dedi.
Yol boyunca Erdem’e babasının kendisinden hiç bahsedip bahsetmediğini sordu. Erdem, babasının ayrıntıları değil ama bazı duyguları hatırladığını söyledi. Zaman zaman sarı elbiseli, elleri titreyen bir kızdan söz ediyordu.
İnci bunun kendisi olduğunu hemen anladı.
Ancak yolculuk sırasında zor bir gerçeği de öğrendi. Bülent yıllar sonra başka biriyle evlenmiş, kendisine yeni bir hayat kurmuştu. Erdem’in annesi, yaralı ve hafızasını kaybetmiş olan Bülent’e yıllarca destek olmuştu.
Bu gerçeği duymak İnci’yi incitti. Yine de öfke duymadı. Çünkü Bülent’in hayatında yer alan kadının, kırılmış bir insanın yeniden hayata tutunmasına yardımcı olduğunu anladı. Erdem’in annesi beş yıl önce vefat etmişti.
Bakım merkezine vardıklarında görevli, Bülent’in İnci’yi tanımayabileceğini söyledi.
İnci odaya girdiğinde pencerenin yanında oturan yaşlı adamı gördü. Saçları ağarmış, bedeni zayıflamıştı. Fakat gözleri hâlâ aynı maviydi.
İnci yanına oturup adını söyledi.
Bülent ismini tekrarladı ancak yüzünde hiçbir tanıma belirtisi oluşmadı.
İnci mavi kutuyu açtı, yüzüğü gösterdi ve söğüt ağacını hatırlayıp hatırlamadığını sordu. Bülent yalnızca yüzüğün güzel olduğunu söyledi.
İnci odadan çıktığında, yıllarca beklediği insanın geri döndüğünü ancak onu hatırlayan kısmının kaybolduğunu düşündü.
Yine de vazgeçmedi.
İki gün sonra tekrar geldi. Sonraki hafta birkaç ziyaret daha yaptı. Artık ona geçmişi hatırlatmaya veya yüzüğü göstermeye çalışmıyordu. Sadece yanında oturuyor, kitap okuyor ve sessizliğini paylaşıyordu.
Bazı günler Bülent onu dinliyordu. Bazı günler uyuyordu. Bir keresinde yanlışlıkla ona merhum eşinin adıyla seslendi. İnci bunun canını yakmasına rağmen tepki göstermedi.
Bir süre sonra Erdem, bu ziyaretlerin İnci’yi üzdüğünü düşündüğü için daha az gelmesini istedi. İnci ise Bülent’in anılarını zorlamayacağını, geçmişteki eşiyle kendisi arasında seçim yaptırmaya çalışmayacağını söyledi.
“Yalnızca hâlâ zaman varken yanında oturmak istiyorum,” dedi.
Birkaç hafta sonra Erdem, Bülent’i kısa süreliğine bakım merkezinden çıkararak eski söğüt ağacının altına götürdü.
İnci dizlerinin üzerine çöktü ve Bülent’in eline kırmızı bir karanfil bıraktı.
“Bir zamanlar burada gün doğana kadar oturmuştuk,” dedi.
Bülent çiçeğe uzun süre baktı. Sonra gözlerini İnci’ye çevirdi.
“Bana eve döneceğine söz vermiştin,” dedi İnci.
Birden Bülent’in yüzündeki sis dağıldı.
“İnci?” diye fısıldadı.
İnci gözyaşlarına hâkim olamadı.
“Sarı elbise giymiştin,” dedi Bülent.
Sadece birkaç dakika süren bu hatırlama anı, İnci’nin altmış iki yıldır taşıdığı yarayı iyileştirmeye yetti.
O günden sonra kaybedilen yılları geri almaya çalışmadılar. İnci ona kitap okudu, elini tuttu ve yanında huzurla oturdu.
Aylar sonra Erdem sabaha karşı aradı.
“Sanırım vakit geldi,” dedi.
İnci bakım merkezine ulaştığında Bülent yatağında huzur içinde yatıyordu. Erdem bir yanında, İnci diğer yanında oturdu. Pencerenin önünde tek bir kırmızı karanfil vardı.
Gün doğarken Bülent gözlerini açtı. Önce oğluna, sonra İnci’ye baktı.
Elini uzattı.
İnci elini tuttu.
“Ellerin hâlâ titriyor,” diye fısıldadı Bülent.
“Biraz,” dedi İnci.
Bülent sabah ışığına baktı.
“Eve dönebildim mi?”
İnci onun elini yanağına bastırdı.
“Döndün, Bülent.”
Bülent huzurla gülümsedi ve son kez İnci’nin adını söyledi. Ardından gözlerini kapatarak hayata veda etti.
Cenazede Erdem, İnci’nin yanında oturmasını istedi.
“Sen de ailemizdensin,” dedi.
Birkaç hafta sonra Erdem, Seren ve İnci yeniden söğüt ağacının altında buluştular. Mavi kutunun içinde gümüş yüzükle birlikte Bülent ve İnci’nin son fotoğrafı vardı.
İnci kırmızı karanfilleri üçe ayırdı.
Birini Erdem’e, birini Seren’e verdi. Sonuncusunu kendisi aldı.
Altmış iki yıl boyunca Bülent’in eve dönemediğini düşünmüştü.
Oysa Bülent sonunda yalnızca sözünü tutmakla kalmamıştı.
İnci’ye hayatı boyunca özlediği bir aile de bırakmıştı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
İki Yıl Önce Öldüğü Söylenen Kızından Gelen Mesaj, Ailenin Sakladığı Büyük Sırrı Ortaya Çıkardı
-
Kayınvalidem Gerçeği Öğrenince Oğlunu Karşısına Aldı, Sahte Tapu Planı Ailemizin Kaderini Değiştirdi
-
Evliliğimizin Üçüncü Gününde Gerçek Yüzünü Gösterdi, Ancak Bilmediği Geçmişim Bütün Planlarını Bozdu
-
Dört Ay Sonra Eve Döndüğümde Eşim Elinde DNA Raporuyla Beni Karşıladı, Gerçek Mahkemede Ortaya Çıkınca Hayatımız Tamamen Değişti
-
11 Yıl Boyunca Borcunu Ödemediğini Sandığımız Kayınbiraderimin Evinde Bulduğumuz Dosya, Bildiğimiz Tüm Gerçekleri Altüst Etti
-
Eşim Son Nefesinde 16 Yaşındaki Bir Kızı Evlat Edinmemi İstedi, Cenazeden Sonra Açılan Ahşap Kutu Hayatımızın En Büyük Sırrını Ortaya Çıkardı
