DOLAR
Alış: 47.84
Satış: 48.03
EURO
Alış: 55.97
Satış: 56.20
GBP
Alış: 65.21
Satış: 65.69
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
23.08.2026
6 Yaşındaki Evladını Ölüme Terk Eden Vicdansız Koca ve Yıllar Sonra Gelen Acı Hesaplaşma
- “Ona iyi bak, bu çocuk senin değil.” Yıllar sonra eski okul arkadaşlarımla Ankara’daki bir restoranda buluştuğumda, kucağımdaki üç yaşındaki oğlum Mert’i göğsüme bastırıyordum. Kapıda beliren adamı gördüğümde salondaki fısıltılar bir anda kesildi. Saçları tamamen beyazlamış, yüzü çökmüş olan eski kocam Cenk karşımdaydı. Gözleri bende değil, kucağımdaki küçük oğlumdaydı. Onu görmek beni altı yıl önceki o en korkunç güne, hayatımın darmadağın olduğu ana geri götürdü. O zamanlar altı yaşındaki kızım Deniz ile mutlu bir yuvamız olduğunu sanıyordum. Askeri tabip yüzbaşı olarak şehir dışındaki bir tatbikattaydım. Telefonuma evdeki güvenlik kameralarından gelen acil durum bildirimiyle dünyam başıma yıkıldı. Görüntüyü açtığımda, altı yaşındaki meleğim Deniz’in sert bir valizin içine kilitlenmiş olduğunu gördüm. Kızım çığlıklar atarak kapağa vuruyor, yardım istiyordu. Hemen Cenk’i aradım. “O valizi derhal aç Cenk!” diye haykırdım. Cenk’in sesi telefonda buz gibiydi: “Deniz, Cansu’yu asansöre kilitlemiş. Yaptıklarının cezasını çekmeyi öğrenmeli.” Cansu, kocamın aylardır ailemizin önüne koyduğu, askeri birlikte çalışan o kadındı. “O daha altı yaşında bir çocuk, kaza olmuştur!” diye yalvardım. Kızımın telefondan gelen “Anneciğim ne olur kurtar beni!” çığlıkları yüreğimi dağladı. “Boşanıyorum, ev de kariyerin de senin olsun ama kızımı çıkar oradan!” dedim. Cenk telefonu yüzüme kapattı. Askeri helikopterle kışlaya ulaştığımda kapıda ambulans duruyordu. Daireye koştuğumda kızım sedyede hareketsiz yatıyordu. Güneş doğmadan önce küçük meleğim kollarımda son nefesini verdi. Cenk ise o sırada Cansu ile kendi “acil” işlerinin peşine düşmüştü.
- Kızımı toprağa verdikten sonra Cenk’in dedesi olan emekli Mareşal Tahsin Paşa’nın karşısına çıktım. “Torununuz kızımı öldürdü, boşanıyorum” dedim. Hem boşanma davası açtım hem de ikisini askeri yargıya şikayet ettim. Ancak o gece gözlerimi çelik bir su tankının içinde bağlı olarak açtım. Tank hızla suyla doluyordu. Camın arkasında Cenk duruyordu: “Şikayetini geri çek ve git Deniz’e, Cansu’dan özür dilet!” diye bağırdı. “Deniz öldü Cenk!” diye haykırdım. Cenk kaşlarını çattı: “Kurtulmak için hâlâ yalan söylüyorsun!” Su boynuma ulaştığında korkunç gerçeği anladım: Cenk kızımızın öldüğünü bile bilmiyordu ve birileri gerçeği ondan saklıyordu…Baygınlık geçirmek üzereyken tanktan çıkarıldım. İzmir’deki askeri hastanede gözlerimi açtığımda başımda Özel Soruşturma Bürosu Başkanı Binbaşı Serdar duruyordu. Serdar Binbaşı olaya el koymuş, Cansu’yu gözaltına aldırmıştı. Soruşturmada ortaya çıkan tam güvenlik kayıtları kan dondurucuydu. Deniz valizden ilk çıkarıldığında ağlayarak af dilemişti. Ancak Cansu, askerlere emrederek kızı tekrar valize kilitletmişti. Cenk eve geldiğinde kızının çığlıklarını duymuş ama Cansu’nun kışkırtmasıyla “Beş dakika daha kalsın” deyip acil bir çağrı üzerine kışladan ayrılmıştı. Cenk gittiği an Cansu askerlere “Cenk Bey süreyi uzattı” diyerek kızı orada tutmaya devam etmişti. Görgü tanığı Rıza Yüzbaşı’nın ifadesi her şeyi değiştirdi: Deniz valizden çıkarıldığında hâlâ hafifçe nefes alıyordu. Ancak Cansu ve aileye yakın nüfuzlu bir komutan, skandal dışarı sızmasın diye ambulansı tam 18 dakika boyunca kapıda bekletmiş, müdahaleyi engellemişti. Küçük kızım o 18 dakikalık ihmal yüzünden hayatını kaybetmişti. Yargılama sonucunda Cansu cinayete azmettirmekten, Cenk ise taksirle ölüme sebebiyet vermek ve adaleti yanıltmaktan ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Bütün rütbeleri söküldü. Cenk cezaevinde benden af dilediğinde ona tek bir şey söyledim: “Senden nefret etmemeyi seçiyorum ama seni asla affetmeyeceğim.” Yıllar sonra kendime yeni bir hayat kurdum. Travma psikolojisi alanında uzmanlaştım. Bu zorlu süreçte her zaman yanımda olan, yaralarımı sarmama yardım eden Serdar Binbaşı ile evlendim. Boynumda kızım Deniz’in resminin olduğu altın bir madalyonla nikah masasına oturdum. Bir oğlumuz oldu; adını Mert koyduk. Yıllar sonra eski sınıf arkadaşlarımla buluştuğum o restoranda Cenk ile karşılaşmam geçmişin son kalıntısıydı. Cenk hatasını anlamış, mahvolmuş bir adam olarak sessizce çekip gitti. Oğlum Mert büyüdü ve hava ambulans cerrahı oldu. Mezuniyet töreninde neden bu mesleği seçtiği sorulduğunda, “Çünkü bazen birkaç değerli dakika, bir hayatın kurtulmasıyla kaybolması arasındaki çizgidir” dedi. Kızımı benden alan o 18 dakikayı hiç unutmadım. Ancak adalet, karanlığın hayatımı tamamen karartmasına izin vermedi. Affetmek, sizi yıkan insanı hayatınıza geri almak değil; onun gölgesinin ruhunuzu esir almasına izin vermemektir. Deniz kalbimde yaşamaya devam ediyor, Cenk ise geçmişin karanlığında yok olup gitti.
Benzer Galeriler
-
6 Yaşındaki Evladını Ölüme Terk Eden Vicdansız Koca ve Yıllar Sonra Gelen Acı Hesaplaşma
-
Cenaze Günü Doğum Günü Kutlayan Öz Aile, Milyonluk Tazminatı Duyunca Kapıya Dayandı!
-
Kocasını Alevlerin Arasından Kurtarmak İçin Yüzünü Feda Etti: Terk Edildiği Gün Başlayan İnanılmaz İntikam ve Yeniden Doğuş
-
Bir Tabak Yemekle Başlayan İntikam: Lüks Oteldeki Milyonluk Vurgun Nasıl Çöktü?
-
Kendi Evinden Sürüklenerek Atılan Hamile Kadın, Eşinin Bıraktığı Gizli Vasiyetle Babasına Hayatının Dersi Verdi
-
Kendi Cenazemde Uyanmak: Bir İhanetin ve Yeniden Doğuşun Gerçek Hikayesi


