- Otuz iki yıldır ailem beni hep yalnız, başarısız ve küçük kız kardeşim Hazal’ın lüks hayatını parlatmaya yarayan bir figüran gibi gördü. Hazal’ın yüzlerce davetlinin katıldığı görkemli düğünü de benim için yine sahte gülümsemelerin ardına saklanacağım gecelerden biri olacaktı. Ancak babam Haluk Bey mikrofonu eline aldığında her şey değişti. Bütün salona duyuracak bir ses tonuyla, “Bakın, Cansu burada! Yine yapayalnız… Kız kardeşinin bu mutlu gününde bile yanına bir adam bulamamış,” dedi. Bütün salon kahkahalara boğuldu. Nefes almak için terastaki süs havuzunun kenarına çekildim. Ama babam peşimi bırakmadı. Omuzlarımdan tutup kulağıma eğilerek, “Suratını asmayı kes, ortamın havasını bozuyorsun,” dedi ve beni sertçe arkaya doğru itti. Topuklu ayakkabım kaydı ve buz gibi suyun içine düştüm. Yeşil elbisem üzerime yapışmış, ağırlaşmış ve mahvolmuştu. En acısı soğuk su değil, salondan yükselen alkış sesleriydi. Kimse yardıma koşmadı; babam elinde mikrofonla harika bir espri yapmış gibi gülümsüyordu.
- O an içimdeki bir şeyler tamamen değişti. Suyun içinden çıkıp doğrudan gözlerinin içine baktım: “Bu anı sakın unutma. Bana az önce ne yaptığını çok iyi hatırla. Çünkü ben asla unutmayacağım.” Hemen tuvalete gidip üzerimdeki ıslak elbiseyi çıkardım. Çantamdaki yedek siyah şık elbisemi giydim, kırmızı rujumu sürdüm. Aynadaki güçlü kadına baktım. Ardından üç yıldır herkesten sakladığım o gizli numaraya mesaj attım: “Hemen gel.” Annem Nevin Hanım tuvalete girip mahcup bir tavırla özür dilemeye çalışsa da ona tek bir şey söyledim: “Ben üç yıldır evliyim anne. Kocam da birazdan burada olacak.” Annem duyduğu isimle büyük bir şok geçirirken ben kendimden emin adımlarla fuayeye geçtim. Giriş kapısı açıldı. Karanlığın içinden koyu renk takım elbisesi ve karizmatik duruşuyla Kaan Vural girdi. Ülkenin en önde gelen şirket avukatlarından ve finans stratejistlerinden biri olan Kaan, benim üç yıllık gizli kocamdı. Elimden tuttu, gözlerimin içine baktı: “Şimdi gidip babana bu şakanın nasıl bittiğini gösterelim.” Birlikte 400 kişilik dev salonun ağır ahşap kapılarına doğru yürüdük…Salondan içeri adım attığımızda, kapıya yakın masalardan başlayarak devasa bir sessizlik dalgası yayıldı. İnsanlar Kaan Vural’ı anında tanımıştı. Babam Haluk Bey, elindeki şampanya kadehiyle bana yeni bir laf çarpmaya hazırlanırken, Kaan’ın elimi sımsıkı tuttuğunu görünce kelimeler boğazına dizildi. Babam sahte bir gülüşle yaklaştı: “Kaan Bey? Holdingimizin başdanışmanının düğünümüze geleceğini bilmiyordum.” Kaan, babamın tam karşısında durdu ve sesini salondaki herkesin duyacağı şekilde yükseltti: “Ben buraya şirketinizin avukatı olarak gelmedim Haluk Bey. Cansu’nun kocası olarak geldim.” Salonda büyük bir fısıltı koptu. Kız kardeşim Hazal elindeki kadehi yere düşürdü, cam kırıkları salonda çınladı. Babamın yüzündeki bütün renk çekilmişti. “Bu… Bu imkansız! Cansu evli değil!” diye kekeledi. “Üç yıldır evliyiz,” dedi Kaan sakince. “Ve ben bu üç yıl boyunca holdingin karar defterlerini inceledim. Kızının hiçbir şeyden haberi olmadığını sanarak, yönetimdeki yüzde otuzluk oy hakkını onun adına açtığın gizli fonda toplamıştın. Bu öğleden sonra Cansu’nun yasal temsilcisi olarak o oyları kullandım. Yönetim kurulu iki saat önce toplandı; şirket kaynaklarını usulsüz kullanman ve bu geceki skandal davranışların sebebiyle Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden resmi olarak azledildin.” Salonda tam bir kaos hakim oldu. İş ortakları babama şaşkınlıkla bakıyor, Hazal ise lüks hayatının gözlerinin önünde erip gitmesini izliyordu. Babam masaya tutunarak, “Hayatımı mahvettiniz!” diye bağırdı. Tam gözlerinin içine bakarak son sözümü söyledim: “Hayatını sen kendin mahvettin baba. Havuzun kenarında sana o anı unutma demiştim. Beni etkisiz sandın ama ben her şeyi izliyordum.” Arkamızı dönüp o salondan el ele çıktık. Altı ay sonra, Datça kıyılarında deniz manzaralı huzurlu evimizin verandasında oturuyordum. Düğün gecesinden sonra babam itibarını kaybedip erken emekliliğe zorlanmış, kız kardeşim ve eşi lüks yaşamlarını kaybedip sıradan bir hayata dönmek zorunda kalmıştı. Annem ise babamdan boşanarak kendi huzurlu yolunu seçmişti. Şirketteki hisselerimizi ise ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlayan vakıflara devretmiştik. Kaan yanıma oturup beni kollarına aldığında gülümsedim. O soğuk havuza düşmek, hayatımda başıma gelen en güzel şeydi. Çünkü o sudan çıktığımda, artık başkalarının beklentilerinde boğulmayı tamamen bırakmış, kendi ayakları üzerinde duran özgür bir kadındım.

