DOLAR
Alış: 48.89
Satış: 49.09
EURO
Alış: 55.51
Satış: 55.74
GBP
Alış: 64.80
Satış: 65.28
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
30.09.2026
ÜVEY BABAM ÖLMEDEN ÖNCE BANA BİR ADRES VERDİ. O ADRESE GİTTİĞİMDE ÖĞRENDİĞİM GERÇEK, BÜTÜN HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ!
- “Babam sonunda seni buraya gönderdi, demek…” Karşımda duran kadının bu sözlerini duyduğumda olduğum yere çakıldım. Kalbim öylesine hızlı çarpıyordu ki nefes almakta zorlanıyordum. Çünkü kapıyı açan kadın, yıllardır yatak odamın duvarında fotoğrafı asılı duran anneme inanılmaz derecede benziyordu. Aynı gözler, aynı gülümseme, hatta sol kaşının üzerindeki küçücük iz bile aynıydı. “Sen… Sen kimsin?” diye fısıldadım. Kadının gözleri doldu. “İçeri gel, Aslı. Sana anlatmam gereken çok şey var.” Adımı nereden bildiğini sormaya hazırlanıyordum ki arkasındaki duvarda asılı duran fotoğrafı gördüm. Fotoğrafta genç bir Fikret, annem ve karşımda duran kadın birlikte gülümsüyordu. Bacaklarım titremeye başladı. “Annem nerede? Sen onun nesisin?” Kadın derin bir nefes aldı. “Ben annenim, Aslı.” Bir an kulaklarımın uğuldadığını hissettim. Ardından istemsizce gülmeye başladım. Ancak bu, mutluluktan değil, duyduklarımın saçmalığından kaynaklanan sinirli bir gülüştü. “Bu imkânsız! Annem ben dört yaşındayken öldü!” Kadın sessizce başını eğdi. “Hayır, kızım. Ben ölmedim. Seni terk etmek zorunda kaldım.” O iki kelime içimde yıllardır kapanmış sandığım bir yarayı yeniden açtı. Beni terk etmişti! Tam otuz dört yıl boyunca annemin mezarına çiçekler bırakmış, doğum günlerimde fotoğrafını öpmüş, her Anneler Günü’nde yokluğuna ağlamıştım. Oysa karşımdaydı. Üstelik babamın evinden yalnızca birkaç sokak uzakta yaşıyordu. “Demek bunca yıl buradaydın!” diye bağırdım. “Ben annesiz büyürken sen bu evde mi oturuyordun?” Kadın gözyaşlarını silerek kenara çekildi. “Lütfen önce beni dinle. Sonra istersen bir daha yüzümü görme.” İçeri girmek istemiyordum. Fakat Fikret’in ölmeden önce söylediği sözler kulaklarımda yankılanıyordu. “Benden nefret etmeye karar vermeden önce her şeyi dinleyeceksin.” Salona girdim. Kadın kendisini tanıttı. Adı Gülseren’di. Çantasından eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta dört yaşındaki hâlim onun kucağında oturuyordu. Üzerimde çiçekli bir elbise vardı ve elimde hâlâ sakladığım oyuncak ayım duruyordu. Fotoğrafın arkasında annemin el yazısıyla yazılmış birkaç kelime vardı. “Canım kızım Aslı, dördüncü doğum günün.” Artık şüphem kalmamıştı. “Neden?” diye sordum. “Bana sadece nedenini söyle!” Gülseren titreyen elleriyle eski bir kutuyu açtı. “Baban sandığın Fikret’le evlenmeden önce başka biriyle evliydim. Senin öz babanla…” Cümlenin devamını getiremeden kapının önünden bir araba sesi duyuldu. Gülseren birden ayağa kalktı. Perdeleri aralayarak dışarı baktı. Yüzündeki korkuyu gördüğümde içim ürperdi. “Ne oldu?” “Bilmiyorum. Yıllardır bu anın geleceğinden korkuyordum.” O sırada kapı sertçe çalındı. Gülseren bana dönerek fısıldadı. “Aslı, mutfağa geç ve sakın ses çıkarma!” Ancak artık saklanmaya niyetim yoktu. Hayatım boyunca başkalarının benden sakladığı gerçeklerle yaşamıştım. Kapıya doğru yürüdüm ve açtım. Karşımda altmışlı yaşlarında, uzun boylu bir adam duruyordu. Yüzüme dikkatlice baktıktan sonra şaşkınlıkla geri çekildi
- “Aslı?” “Sen de kimsin?” Adam cevap vermeden Gülseren yanımıza geldi. “Buraya gelmeye hakkın yok, Vahit!” Adamın yüzündeki şaşkınlık yerini öfkeye bıraktı. “Fikret sözünü tutmadı, öyle mi?” İşte o anda her şeyi anlamaya başladım. Bu adam benim öz babamdı. Ancak asıl korkunç gerçeği öğrenmeme daha vardı. Vahit içeri girmeye çalışınca Gülseren telefonunu çıkarıp polisi arayacağını söyledi. Adam bir an duraksadı, ardından hiçbir şey söylemeden arabasına binip uzaklaştı. Gülseren kapıyı kilitledikten sonra koltuğa çöktü. “Artık sana her şeyi anlatacağım.” Yıllar önce Vahit’le evlendiğinde henüz yirmi yaşındaymış. Başlangıçta mutlu olduklarını düşünmüş ancak ben doğduktan sonra Vahit’in kumar borçları ve tehlikeli ilişkileri ortaya çıkmış. Bir gün Vahit, borçlarını kapatabilmek için Gülseren’in babasından kalan evi satmak istemiş. Annem kabul etmeyince tehditler başlamış. Sonunda beni de alıp kaçmaya karar vermiş. Ancak Vahit planını öğrenmiş. “Seninle ilgili belgeleri imzalattığı gün hayatımın en korkunç günüydü,” dedi Gülseren. “Neden polisi aramadın?” “Aradım. Ama tehditlerini kanıtlayamadım. Üstelik seni elimden almak için mahkemeye başvurmuştu.” İşte o sırada Fikret hayatlarına girmiş. Fikret, annemin çocukluk arkadaşıymış. Anneme ve bana güvenli bir hayat sunmak istemiş. Annem boşandıktan sonra onunla evlenmiş. Fakat Vahit peşlerini bırakmamış. Bir gece arabalarının fren hortumlarına zarar verilmiş. Fikret kazadan hafif yaralarla kurtulurken annem ağır yaralanmış. “Öldüğümü düşünmenizin sebebi o kazaydı,” dedi Gülseren. Şaşkınlıkla yüzüne baktım. “Yani gerçekten ölmek üzere miydin?” Başını salladı. “Haftalarca yoğun bakımda kaldım. Uyandığımda Vahit’in tehditleri devam ediyordu. Fikret, seni korumak için çok ağır bir karar verdi.” Annemin öldüğünü söylemişlerdi. Bu sayede Vahit’in peşimi bırakacağını düşünmüşlerdi. Ancak anlamadığım bir şey vardı. “İyileştikten sonra neden geri dönmedin?” Gülseren’in gözleri doldu. “Çünkü Fikret senden vazgeçmek istemediği için değil, Vahit’in seni yeniden bulmasından korktuğu için uzak durmamı istedi. Ben de korktum. Sonra aylar yıllara dönüştü.” Bu cevap beni teselli etmedi. “Ben büyüdüm anne! Üniversiteye gittim, evlendim, çocuk sahibi oldum. O zaman neden gelmedin?” Gülseren başını ellerinin arasına aldı. “Beni affetmeni beklemiyorum. Korkaklık ettim. Seni kaybetmekten korkarken hayatının tamamını kaçırdım.” Tam o sırada telefonum çaldı. Arayan hastaneydi. Fikret birkaç dakika önce hayatını kaybetmişti. Telefon elimden kaydı. Yere çöktüğümde Gülseren yanıma geldi ancak sarılmasına izin vermedim. “Babam öldü,” dedim. “Ve ben onun son dakikalarını burada geçirdim.” Gülseren ağlayarak mutfağa gitti. Birkaç dakika sonra elinde kalın bir zarfla döndü. “Fikret bunu sana vermemi istedi.” Zarfın üzerinde babamın el yazısıyla ismim yazıyordu. Titreyen ellerimle açtım. İçinden bir mektup ve eski bir banka hesap cüzdanı çıktı. Mektubu okumaya başladım. “Canım kızım Aslı, Bu satırları okuyorsan artık yanında değilim. Öncelikle senden özür dilemek istiyorum. Seni koruduğumu düşünürken annesiz büyümene sebep oldum. Başlangıçta bunun geçici olacağını sanıyordum. Ancak yıllar geçtikçe gerçeği söylemek zorlaştı. Seni kaybetmekten korktum. Annenle konuşmana engel oldum. Bunun hiçbir bahanesi yok. Bana baba dediğin her an dünyanın en mutlu insanı oldum. Ama şimdi anlıyorum ki gerçek sevgi, sevdiğimiz insanın hayatıyla ilgili kararları onun yerine vermek değildir. Sana gerçeği söylemek için çok geç kaldım. Beni affedebilirsen ne mutlu bana. Baban Fikret.” Gözyaşlarım mektubun üzerine damlıyordu. Hesap cüzdanını açtığımda daha da şaşırdım. Fikret, yıllarca her ay düzenli olarak para yatırmıştı. Hesap benim adıma açılmıştı ancak açıklamalarda sürekli aynı ifade yazıyordu. “Gülseren’in tedavi ve güvenlik masrafları.” Babam yalnızca beni değil, annemi de korumaya devam etmişti. Ancak mektubun en altında başka bir not vardı. “Vahit’in geçmişte yaptıklarına ilişkin belgeler avukatımda. Artık korkmanıza gerek yok.” Ertesi sabah babamın avukatıyla görüştüm. Yıllar önceki kazayla ilgili saklanan belgeleri ve yeni ortaya çıkan bir tanığın ifadesini yetkililere teslim ettik. Vahit hakkında yeniden soruşturma başlatıldı. Artık korkarak yaşamayacaktım. Fikret’in cenazesinde annem de yanımdaydı. Mezarının başında saatlerce ağladım. Babama hem kızgındım hem de onu tarifsiz derecede özlüyordum. Keşke gerçeği daha önce söyleyebilseydi. Keşke hepimiz bunca yılı kaybetmeseydik. Cenazeden sonra annem yanıma yaklaştı. “Bana bir şans verebilir misin?” diye sordu. Uzun süre yüzüne baktım. “Otuz dört yılı geri getiremezsin. Ama torununu tanımak istersen pazar günü bize gelebilirsin.” Gülseren ağlayarak başını salladı. O pazar sabahı kızımla birlikte mutfağa girdik. Fikret’in eski tarif defterini açıp elmalı krep hazırladık. Kapı çaldığında annem elinde küçük bir paketle bekliyordu. Paketin içinden yıllar önce kaybettiğimi sandığım oyuncak ayım çıktı. Gözlerim doldu. Onu içeri davet ettim. Kızım büyükbabasının fotoğrafını göstererek anneme onun kim olduğunu sorduğunda hiç düşünmeden cevap verdim. “Bu, beni büyüten ve bana sevmeyi öğreten babam.” Çünkü o gün önemli bir şey anlamıştım. Fikret’in yaptığı yanlışları unutmak zorunda değildim. Annemi hemen affetmek zorunda da değildim. Ancak geçmişte başkalarının verdiği yanlış kararların, gelecekte sevdiklerimle yaşayacağım güzel günleri elimden almasına izin vermeyecektim. Aylar sonra babamın mezarını ziyaret ettiğimde yanımda annem ve kızım vardı. Mezar taşına küçük bir çiçek bıraktım ve fısıldadım: “Baba, sana verdiğim sözü tuttum. Herkesi dinledim. Ama artık kendi kararlarımı kendim vereceğim.” Sonra kızımın elini tuttum. Babam bana hayatı boyunca pek çok şey öğretmişti. Fakat en önemli dersini, ölümünden sonra verdiği o mektupla öğrenmiştim. Sevgi, birini kaybetmemek için gerçeği saklamak değil, gerçek ne kadar acı olursa olsun onun yanında durabilmekti.
Benzer Galeriler
-
Umut Akdoğan Açıkladı
-
Müzeyyen
-
80 YAŞINDAKİ BÜYÜKANNEMİN UÇAKTA SEÇTİĞİ 34A NUMARALI KOLTUĞUN SIRRI
-
DOKTORLAR YEDİZ BEBEK BEKLEDİĞİMİ SÖYLEDİĞİNDE HAYATIMIN EN BÜYÜK ŞOKUNU YAŞADIM. ANCAK DOĞUM SIRASINDA ÖYLE BİR ŞEY OLDU Kİ DOKTORLAR BİLE GÖZLERİNE İNANAMADI!
-
ÜVEY BABAM ÖLMEDEN ÖNCE BANA BİR ADRES VERDİ. O ADRESE GİTTİĞİMDE ÖĞRENDİĞİM GERÇEK, BÜTÜN HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ!
-
İki genç gelin olarak köyün ağasıyla evlendik ilk geceden bunu yaptı


