Ana Sayfa
Foto Galeri
30.09.2026
80 YAŞINDAKİ BÜYÜKANNEMİN UÇAKTA SEÇTİĞİ 34A NUMARALI KOLTUĞUN SIRRI
- “Kaptan! Hemen buraya gelmeniz gerekiyor!” Pilotun sesini duyduğumda büyükannemin yanında ayakta duruyordum. Elindeki eski uçak bileti öylesine yıpranmıştı ki üzerindeki yazılar neredeyse silinmişti. Ancak pilot, o bilette benim göremediğim bir şey fark etmişti. Birkaç dakika sonra kaptan yanımıza geldi. Elli yaşlarında, ciddi görünümlü bir adamdı. Önce büyükannemin yüzüne, ardından elindeki bilete baktı. “Bu biletin sahibi siz misiniz?” diye sordu. Büyükannem başını salladı. “Evet. Yirmi yedi yıldır saklıyorum.” Kaptan bir süre konuşamadı. Ardından büyükannemin kulağına eğilerek birkaç kelime fısıldadı. “Dedeniz o gün ölmedi.” Duyduklarım karşısında olduğum yerde donakaldım. “Ne demek ölmedi? Büyükbabamın cenazesini kaldırdık!” Büyükannem gözlerini kapattı. Yanaklarından süzülen yaşlar, yıllardır sakladığı acının artık taşınamayacak kadar ağırlaştığını gösteriyordu. Kaptan yanımızdaki boş koltuğa oturdu. “Benim adım Selim. Babanızla ilgili bildiklerinizin tamamını değiştirecek bir hikâye anlatmam gerekiyor.” Büyükannem onun elini tuttu. “Önce bana söyle. O yaşıyor mu?” Selim derin bir nefes aldı. “Hayır, Münevver Hanım. Ama sandığınız gibi ölmedi.” Büyükannemin elleri titremeye başladı. Yirmi yedi yıl önce dedem Nurettin, uluslararası uçuşlarda görev yapan deneyimli bir uçak teknisyeniydi. Bir havayolu şirketinde çalışıyor, zaman zaman uçuşlara teknik personel olarak katılıyordu. O yıl, büyükannemle evliliklerinin otuzuncu yıl dönümünü kutlamak için Kaliforniya’ya gitmeye karar vermişlerdi. Dedem, büyükanneme sürpriz yaparak iki uçak bileti satın almıştı. Ancak yolculuktan yalnızca üç gün önce büyükannem hastalanmıştı. Dedem ise önceden planlanmış görev uçuşuna katılmak zorunda kalmıştı. Gitmeden önce büyükanneme bir zarf vermişti. “Bir gün birlikte Kaliforniya’ya gideceğiz. O zaman 34A numaralı koltuğa oturmanı istiyorum. Sana orada bir sürprizim olacak.” Büyükannem, onun neden özellikle bu koltuğu seçtiğini hiçbir zaman öğrenememişti. Çünkü dedemin bindiği uçak, dönüş yolculuğu sırasında Atlas Okyanusu üzerinde kaybolmuştu. Haftalarca süren arama çalışmalarının ardından uçağın enkazına ulaşılmış, yolcuların ve mürettebatın hayatını kaybettiği açıklanmıştı. Dedemin cenazesi ise hiçbir zaman bulunamamıştı. Ailemiz, onun ölümünü kabullenmek zorunda kalmıştı. Ancak kaptanın anlattıklarına göre gerçek bambaşkaydı. “Babam da o uçaktaydı,” dedi Selim. Şaşkınlıkla yüzüne baktım. “Nasıl yani?” “O zamanlar henüz yirmi üç yaşındaydım. Babam o uçağın ikinci pilotuydu. Kazadan sonra hayatım tamamen değişti. Babamın izinden gidip pilot oldum.” Ardından cebinden telefonunu çıkardı ve eski bir fotoğraf gösterdi. Fotoğrafta dedem, kendisinden biraz daha genç görünen bir adamla yan yana duruyordu. İkisinin de yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Büyükannem fotoğrafı gördüğünde ağlamaya başladı. “Nurettin…” Selim anlatmaya devam etti. Uçak, şiddetli bir fırtına sırasında teknik arıza yaşamıştı. Mürettebat, okyanusun ortasında acil iniş yapmak zorunda kalmıştı. Uçak parçalanmış, ancak bazı yolcular ve mürettebat hayatta kalmayı başarmıştı. Dedem de kurtulanlar arasındaydı. Fakat yaralıydı. Diğer kurtulanlarla birlikte günlerce küçük bir adada mahsur kalmışlardı. Kurtarma ekipleri adaya ulaştığında dedem, ağır yaralanan bir çocuğu kurtarmak için büyük bir tehlikeyi göze almıştı. Kendisi tahliye edilebilecekken yerini çocuğa vermişti. Ardından gelen şiddetli fırtına nedeniyle kurtarma çalışmaları durdurulmuştu
- Dedem ise adada kalmıştı. “Sonra ne oldu?” diye sordum. Selim’in gözleri doldu. “Üç gün sonra yeniden adaya ulaştıklarında dedeniz hayattaymış. Ancak ağır yaraları nedeniyle hastaneye kaldırılmış.” Büyükannem heyecanla doğruldu. “Öyleyse neden bize haber vermedi?” Selim’in yüzündeki ifade değişti. “Çünkü hastanede kayıt altına alınırken üzerinde kimlik bulunamamış. Kurtarma sırasında yaşanan karışıklık yüzünden başka bir kişinin adıyla kaydedilmiş.” Dedem haftalarca bilinci kapalı şekilde yatmıştı. Uyandığında ise ciddi hafıza sorunları yaşıyormuş. Gerçek kimliği ancak aylar sonra anlaşılmış. Tam o sırada büyükannem dayanamayarak sordu: “Peki neden eve dönmedi?” Selim başını öne eğdi. “Dönmeye çalışmış.” Bu iki kelime, büyükannemin bütün dünyasını altüst etti. Dedem iyileştikten sonra Türkiye’ye dönmek için gerekli işlemleri başlatmıştı. Ancak geçirdiği ağır yaralanmalar nedeniyle aylarca tedavi görmek zorunda kalmıştı. Sonunda ailesine ulaşmayı başardığında ise kendisine korkunç bir haber verilmişti. Büyükannemin hayatını kaybettiği söylenmişti. “Kim söyledi bunu?” diye bağırdım. Selim çantasından eski bir dosya çıkardı. “İşte asıl mesele burada.” Dosyanın içinde yıllar önce gönderilmiş bir telgrafın kopyası bulunuyordu. Telgrafta büyükannemin öldüğü yazıyordu. Ancak altında ailemizden hiç kimsenin tanımadığı bir isim vardı. Büyükannem kâğıdı eline aldığında yüzü bembeyaz oldu. “Bu ismi tanıyorum…” Şaşkınlıkla ona baktım. “Kim bu?” Büyükannem güçlükle konuştu. “Dedemin çalıştığı şirketin eski müdürü. Nurettin onun bazı usulsüzlüklerini ortaya çıkarmıştı. Aralarında büyük bir anlaşmazlık yaşanmıştı.” Selim başını salladı. “Yıllar sonra yapılan soruşturmada, kurtulanların kimlik bilgilerinin saklandığı ve bazı belgelerin değiştirildiği ortaya çıktı. Dedenizin ailesine ulaşmasını engelleyen kişi de aynı müdürmüş.” Büyükannem hıçkırarak ağlamaya başladı. “Yani Nurettin benim öldüğümü düşünerek mi yaşadı?” “Evet.” Peki dedem şimdi neredeydi? Bu soruyu sormaya korkuyordum. Selim, büyükannemin elini tutarak devam etti. “Dedeniz, hafızası tamamen yerine geldikten sonra sizi bulmak için yeniden araştırma yaptırmış. Gerçeği öğrendiğinde ise çok geç kalmış.” “Ne kadar geç?” diye fısıldadı büyükannem. Selim’in gözlerinden yaşlar süzüldü. “Beş yıl önce hayatını kaybetmiş.” Büyükannem gözlerini kapattı. O an sanki yirmi yedi yıllık ayrılığın bütün acısını yeniden yaşadı. Ancak Selim henüz sözlerini bitirmemişti. “Dedeniz ölmeden önce bana bir emanet bıraktı.” Çantasından küçük, ahşap bir kutu çıkardı. Kutunun üzerinde büyükannemin adı yazıyordu. Münevver. Büyükannem kutuyu açtığında içinde bir yüzük ve katlanmış bir mektup buldu. Mektubu titreyen elleriyle açtı. “Sevgili Münevver’im… Sana söz verdiğim yolculuğu birlikte yapamadığımız için beni affet. Hayat bizi birbirimizden ayırdı ama kalbimdeki yerin hiç değişmedi. Sana 34A numaralı koltuğu neden seçtiğimi hiçbir zaman söyleyemedim. Çünkü o koltuk, otuz yıl önce ilk kez birlikte seyahat ettiğimiz uçakta oturduğun yerdi. O gün pencereden dışarı bakarken bana dönüp, ‘Dünyanın neresine gidersek gidelim, yeter ki yanımda sen ol,’ demiştin. Ben de sana bir söz vermiştim. Bir gün yine aynı koltukta oturacak ve hayatımızın geri kalanını birlikte geçireceğimiz bir yolculuğa çıkacaktık. Eğer bu mektup sana ulaşırsa bilmeni isterim ki seni beklemekten hiçbir zaman vazgeçmedim. Seni ömrümün son gününe kadar sevdim.” Büyükannem mektubu göğsüne bastırdı. Ben ise gözyaşlarımı tutamıyordum. Selim ayağa kalkarak konuştu: “Dedeniz, babamın hayatını kurtaran insandı. Babam bana her zaman onun hikâyesini anlatırdı. Yıllardır sizi arıyordum. Geçen hafta yolcu listesinde adınızı gördüğümde inanamadım. Bugün burada olmanızın tesadüf olmadığını biliyordum.” Büyükannem gülümsedi. “Ben de bir gün bu koltuğa oturursam Nurettin’e verdiğim sözü tutmuş olacağımı düşünmüştüm.” Uçak Kaliforniya’ya yaklaşırken büyükannem pencerenin dışına baktı. Güneş, bulutların üzerinde batıyordu. Elinde dedemin mektubu, parmağında ise yıllar önce ona vermek istediği yüzük vardı. Yanına oturdum ve elini tuttum. “Büyükanne, keşke dedem de burada olsaydı.” Gözyaşlarının arasından gülümsedi. “Burada yavrum. Bazen insan sevdiği kişiyi yanında göremez ama onun sevgisini her yerde hisseder.” O gün büyükanneme pahalı bir uçak bileti alarak onu mutlu edeceğimi düşünmüştüm. Oysa onun istediği şey lüks bir koltuk değildi. Yarım kalmış bir sözü tamamlamaktı. Ve hayatım boyunca unutamayacağım bir şey öğrendim: Gerçek sevgi, birlikte geçirilen yıllarla değil, ayrı kalınan yıllara rağmen kalpte korunan yerle ölçülür.
Benzer Galeriler
-
Umut Akdoğan Açıkladı
-
Müzeyyen
-
80 YAŞINDAKİ BÜYÜKANNEMİN UÇAKTA SEÇTİĞİ 34A NUMARALI KOLTUĞUN SIRRI
-
DOKTORLAR YEDİZ BEBEK BEKLEDİĞİMİ SÖYLEDİĞİNDE HAYATIMIN EN BÜYÜK ŞOKUNU YAŞADIM. ANCAK DOĞUM SIRASINDA ÖYLE BİR ŞEY OLDU Kİ DOKTORLAR BİLE GÖZLERİNE İNANAMADI!
-
ÜVEY BABAM ÖLMEDEN ÖNCE BANA BİR ADRES VERDİ. O ADRESE GİTTİĞİMDE ÖĞRENDİĞİM GERÇEK, BÜTÜN HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ!
-
İki genç gelin olarak köyün ağasıyla evlendik ilk geceden bunu yaptı


