DOLAR
Alış: 46.71
Satış: 46.90
EURO
Alış: 53.39
Satış: 53.61
GBP
Alış: 62.42
Satış: 62.88
Evsiz Bir Adama Makyaj Yapıp Onu Nişanlım Diye Ailemin Karşısına Çıkardım…
- Annemin sorduğu soru odayı buz gibi yaptı. “Sen… Yusuf Usta’nın oğlu Emir misin?” Emir’in yüzündeki bütün renk çekildi. Birkaç saniye boyunca tek kelime edemedi. Sonunda başını yavaşça eğdi. “Evet…” diye fısıldadı. “Ama bunu nereden biliyorsunuz?” Annem sandalyesine çöktü. Gözleri dolmuştu. Babam da şaşkınlıkla ona bakıyordu. Ben ise hiçbir şey anlamıyordum. “Anne, bana biri şu olanları açıklayacak mı?” Annem derin bir nefes aldı. “Yıllar önce, sen daha doğmadan önce, baban küçük bir marangoz atölyesinde çalışıyordu. Patronu Yusuf Usta’ydı. Dürüstlüğüyle tanınan çok iyi bir adamdı. Küçük bir oğlu vardı. Adı da Emir’di.” Emir sessizce dinliyordu. Annem devam etti. “Bir gün atölye büyük bir yangında kül oldu. Yusuf Usta borçlarını ödeyemedi. Birkaç ay sonra da hastalanıp hayatını kaybetti. Oğlunun akrabalarının yanına gönderildiğini duymuştuk. Sonra izini tamamen kaybettik.” Emir gözlerini yere indirdi. “Hepsi doğru.” Babam şaşkınlıkla sordu. “Peki sana ne oldu?” Emir acı bir tebessüm etti. “Beni amcam yanına aldı ama beni hiçbir zaman istemedi. On sekiz yaşıma gelir gelmez evden kovuldum. Çeşitli işlerde çalıştım. Bir süre her şey yolundaydı. Sonra çalıştığım şirket battı. Aynı dönemde ciddi bir trafik kazası geçirdim. Aylarca çalışamadım. Birikimim tükendi. Evimi kaybettim.” Odadaki sessizlik daha da ağırlaştı. “İnsan bir kez düştü mü yeniden ayağa kalkması sandığınız kadar kolay olmuyor,” dedi. Kimse konuşamadı. Ben ise onu ilk gördüğüm günü düşündüm. Parktaki bankta otururken gözlerinde garip bir hüzün vardı ama tek bir kez olsun kendine acındırmaya çalışmamıştı
- Yemekten sonra ailem gitmemizi istemedi. Babam Emir’i çalışma odasına çağırdı. Yaklaşık bir saat konuştular. Çıkınca babam bana gülümsedi. “Bu genç adamın çok sağlam bir karakteri var.” Ertesi sabah Emir’le birlikte kahvaltı yaptık. “Bana yaptığın iyiliği hiçbir zaman unutmayacağım,” dedi. “Ben sadece küçük bir yardım ettim.” “Hayır,” diye cevap verdi. “Bana sadece kıyafet almadın. İnsan olduğumu yeniden hatırlattın.” Birkaç gün sonra ona iş aramaya başladık. Babam eski arkadaşlarını aradı. Sonunda küçük ama saygın bir mobilya firmasında görüşme ayarlandı. Emir mülakata girdi. Bir hafta sonra telefon geldi. İşe alınmıştı. O gün çocuklar gibi sevindi. İlk maaşını aldığında beni yemeğe davet etti. “Lütfen bu kez hesabı ben ödeyeyim.” İkimiz de güldük. Zaman geçtikçe hayatı tamamen değişmeye başladı. Kiralık küçük bir eve çıktı. Düzenli çalışıyor, akşamları meslek kurslarına gidiyordu. Ben de onun değişimine tanıklık ettikçe ona karşı hislerimin sahte olmadığını fark ettim. Başlangıçta sadece ailemin baskısından kurtulmak için hazırladığım oyun, gerçek duygulara dönüşmüştü. Bir akşam sahilde yürürken cesaretimi topladım. “Emir…” “Evet?” “Sanırım sana âşık oldum.” Yüzüme uzun süre baktı. “Ben de bunu söylemek istiyordum. Ama geçmişim yüzünden seni hak etmediğimi düşündüm.” Elini tuttum. “İnsan geçmişiyle değil, bugün yaptığı seçimlerle değerlidir.” O günden sonra gerçekten sevgili olduk. Aylar geçti. Hayatımız normale dönmeye başlamıştı. Bir pazar günü ailem bizi yine yemeğe çağırdı. Bu kez her şey farklıydı. Annem sofrayı hazırlarken Emir’e dönüp gülümsedi. “İlk geldiğin gün seni görünce korkmuştum.” “Neden?” “Çünkü seni tanımıştım. Hayatın sana bu kadar acımasız davranmasına çok üzülmüştüm. Kızımın üzülmesini istemedim.” Emir başını salladı. “Anlıyorum.” Annem elini onun omzuna koydu. “Ama seni tanıdıkça yanıldığımı gördüm.” Babam da gülerek ekledi. “İlk kez biri kızımı susturmayı başardı.” Hepimiz kahkahaya boğulduk. Aradan bir yıl geçti. Bu kez aynı masanın etrafında gerçekten nişan yüzükleri vardı. Babam yüzükleri getirirken gözleri dolmuştu. Annem ise sessizce ağlıyordu. Tören bittikten sonra Emir bana küçük bir kutu uzattı. İçinde eski, yıpranmış bir düğme vardı. “Bu ne?” diye sordum. “Parkta ilk karşılaştığımız gün ceketimden kopmuştu. Sen fark edip cebine koymuştun. Sonra bana geri verdin. O gün bana sadece yardım etmedin. Bana yeniden umut verdin.” Düğmeyi avucumda sımsıkı tuttum. Bazen insanın hayatını değiştiren şey milyonlarca lira, büyük mucizeler ya da tesadüfler değildir. Bazen sadece tanımadığı birine uzattığı samimi bir eldir. Ben o gün parkta yalnızca aileme gösterecek sahte bir nişanlı arıyordum. Oysa farkında olmadan hayatımın gerçek eşini bulmuş, onun da yeniden hayata tutunmasına vesile olmuştum. İkimiz de birbirimizi kurtardık. Çünkü sevgi, en umutsuz görünen insanın bile yeniden ayağa kalkmasını sağlayabilecek kadar güçlüydü.
Benzer Galeriler
-
Kocam beni ve yeni doğmuş bebeğimizi bir kar fırtınasında terk ettikten altı hafta sonra, kucağımda bebeğimizle onun görkemli düğününe girdim.
-
Vanessa’nın kocası Murat arabadan indi. Elinde market poşetleri vardı. Yüzünde ise eşine sürpriz yapmanın verdiği masum bir gülümseme..
-
Babamın cenazesinde, kardeşlerim tabutunun yanında durup ödünç aldığım siyah elbiseyle alay ettiler
-
Kızımın en yakın arkadaşı, her mağaza ona çok büyük olduğunu ve güzel bir elbise giyemeyeceğini söyledikten sonra ona bir balo elbisesi dikti
-
Tabutun içinde karımın soğuk alnını öptüm
-
Ablamın oğlunu 19 yıl boyunca büyüttüm, ama mezuniyet töreninde “Ben onun gerçek annesiyim” yazılı bir pastayla geldi.


