Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Cevriye’nin geçmişi » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 1.04.2025

Cevriye’nin geçmişi

2 / 2

Birkaç gün daha o evde adamla kalmış, adam kendine yemekler pişirmiş yaralarına merhem sürüp ilaçlar içirip iyileşmesini sağlamıştır

Bir gün adam dışarı çıkmış Cevriye evde kalmıştır. Masanın üzerindeki kitaplara bakar , daktilo ile yazılanları okur, yazılanlar çok hoşuna gider

bayağı etkilenir. Bunları o yazmış olmalı, ne kadar duygulu şeyler yazmış, ne kadar ince ruhlu birisi diye düşünür.Bugüne kadar tanıdığı erkeklerden çok farklı üstelikte baya yakışıklı ve çekici diye düşünür.

Cevriye içinden kendi kendine ne o adama aşık mı oluyorum yoksa der.

Aşık olsam da oda beni sever mi ki der.

Böyle düşünceler içinde iken akşam olmak üzeredir adam hala gelmemiştir, adamı merak etmeye başlamıştır.Kendi kendine mırıldanarak ilk defa bir erkeği bu tür merak ediyorum, aşk bumu acaba der .

Cevriye bu duygular içinde iken kapı açılır gelen o adamdır. Telaşlı bir şekilde selam verip içeri giren adam valizini çıkarıp eşyalarını suretiylee koymaya başlar.

Cevriye sorar ne o acilen bir yere mi gideceksin nedir bu telaşın

Adam evet gidiyorum bir daha görüşemeyiz belki der.
Cevriye nereye diye sorar

Adam çok uzaklara diye cevap verir.

Cevriye ya ben ne olacağım diye sorar.

Adam ben bu evin bir aylık kirasını vermiştim istersen bir ay burada kalabilirsin der.

Adam valizin toplamıştır telaşlı bir şekilde kapıya doğru yönelir

“Cevriye ye hoşça kal küçüğüm kendine iyi bak” der ve kapıda çıkıp merdivenlerden hızla inerek sokağa çıkar, Cevriye pencereden adamın arkasından sokaktan kaybolana kadar üzgün gözlerle bakar.

Cevriye hiç bu kadar kendin yalnız hissetmemiştir, hayatında hiç bir erkek kendisini bu kadar etkilememiştir.

Böyle kederler içinde akşam yemeği bile yemeden yatağın suretiylee ağlayarak sabahı zor etmiştir…

Cevriye bundan sonra iyileştiğini ait varolduğu İstanbul sokaklarına geri dönmesi gerektiğini düşünerek evden çıkar Tarlabaşından Taksime doğru yürüyüp Emek sinemasın yanındaki kitapçının önünden geçerken gözü gazete standlarına takılır.
Gazetenin birinde o adamın çok büyükte bir resminin görüp tam sayfa Vatan Haini NAZIM HİKMET Rusya ya Firar etti yazısını okur ve varolduğu yere çöküp kalır…

Hikaye bu tür bitiyor…ANCAK;

Fosforlu Cevriye nin yazarı Suat Derviş bu Romanında insan sevgisinin toplum dışına itilmiş bir fahişeyi nasıl değiştirdiğini başarı ile anlatır. Bu Romanda asıl merak edilen kişi, eserin ana kahramanı adamdır.

Adı bile bilinmeyen bu gizemli kişi, yeraltında kaçak hayat devam ettiren bir devrimci, aranan siyasal bir suçludur. Hayatta kalmak suretiyle fahişelik yapan Cevriye’ye hayatında hiçbir erkek, kendine siz diyen, saygı gösteren bu adam gibi davranmamıştır.

Bazı araştırmacılar bu adamın Nazım Hikmet varolduğunu söylese de Zihni Anadol, “Hayır, Nazım Hikmet değildi, Reşat Fuat Baraner’di. Vaka gerçekti.

Suat ablanın bizlere söylediği bir gerçektir” demektedir.

Olsun ha NAZIM olmuş

ha REŞAT olmuş..

Her gün bir KADINIMIZIN kör bir bıçağa kör bir kurşuna gittiği bu günlerde özlediğimiz bir ERKEK değil mi..

DELİKANLI..

ADAM..

Kadının ETİNİN peşinde olmayan..

Yüreği olan ADAMLARDAN değil mi..

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |