- Nişanlım evlenmeden önce birlikte sağlık testi yaptırmamızı istedi. Ama o telefon konuşması için odadan çıkar çıkmaz, hemşire kulağıma eğilip fısıldadı: “Düğünü iptal et.” Sonra da cebime gizlice bir USB bellek bıraktı. “Eğer gerçekten yaşamak istiyorsan, bu düğünü bugün iptal et.” Hemşire, nişanlım koridorda telefonla konuşurken bunu kulağıma fısıldadı. Benim adım Diego Hernández. Otuz dört yaşındayım ve o sabaha kadar Mariana Salgado’nun hayatımı birlikte kuracağım kadın olduğuna inanıyordum. Onunla İstanbul’un Nişantaşı semtinde ortak arkadaşlarımızın verdiği bir akşam yemeğinde tanışmıştım. Geç gelmişti; sade beyaz bir elbise giymişti, düz saçları omuzlarına dökülüyordu ve yüzündeki sakin gülümseme insana ondan asla şüphe duyamayacağını düşündürüyordu. Bana işimi, ailemi, gelecek planlarımı, Kadıköy’deki dairemi sormuştu. O an, beni gerçekten tanımak isteyen bir kadın olduğunu düşünmüştüm. Altı ay sonra düğünden konuşuyorduk bile. Bursa’da yaşayan annem, Mariana’yla tanışınca mutluluktan ağlamıştı. Hayatıma pek karışmayan ciddi babam ise sessizce kulağıma eğilip şöyle demişti: “İyi bir kıza benziyor oğlum. Ona sahip çık.” Ben de çıktım. Taksitle bir yüzük aldım. Beşiktaş’ta bir düğün salonu kapattım. Organizasyon, çiçekler, fotoğrafçı için kapora verdim. Hatta Mariana sürekli “Bir kadının evlilikte güvende hissetmesi gerekir,” dediği için dairemin tapusuna onun adını eklemeyi bile düşünmeye başlamıştım. Evlilik öncesi sağlık kontrolü fikri onundu. “Bu sorumluluk meselesi aşkım,” demişti bir gece gelinlik kataloglarına bakarken. “Evliliğe sır saklamadan başlamalıyız.” Bu söz beni tamamen ikna etmişti. Salı sabahı birlikte İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittik. Mariana her zamanki gibi kusursuz görünüyordu; parfümü ağırdı, güneş gözlüğü takmıştı ve telefonu elinden düşmüyordu. Ben ise biraz heyecanlı ama mutluydum. Bu testlerden sonra artık hiçbir şeyin düğünümüze engel olamayacağını düşünüyordum. Bizi Hemşire Lucía Rivas karşıladı. Otuzlu yaşlarının ortalarında görünüyordu; yorgun gözleri ve sert bir sesi vardı. Evraklarımızı kontrol etti, kan tahlili için bizi yönlendirdi, ardından beklememizi söyledi. Tam o sırada Mariana’nın telefonu çaldı. Ekrana bakınca yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu. “Annem arıyor,” dedi hızlıca. “Hemen geliyorum.” Koridora çıkarken topuk sesleri soğuk zeminde yankılandı. O gözden kaybolur kaybolmaz Lucía bana yaklaştı. Artık aynı hemşire gibi görünmüyordu. Yüzü gergindi, hatta korkmuş gibiydi. “Beni dikkatle dinleyin,” diye fısıldadı, gözlerini kaçırarak. “Burada soru sormayın. Hiçbir şey imzalamayın. Ona para vermeyin. Ve bu düğünü iptal edin.” Yüzümdeki kanın çekildiğini hissettim. “Ne diyorsunuz siz?” Kadın küçük bir şeyi gömleğimin cebine sıkıştırdı. “Yalnız kaldığınızda bakın. Sakın onun görmesine izin vermeyin.” Ben cevap veremeden Mariana geri döndü. Yüzünde yine kusursuz gülümsemesi vardı. “Her şey yolunda mı aşkım?” Lucía anında eski haline döndü. “Sonuçlarınız yarın öğleden sonra çıkar.” Hiçbir şey olmamış gibi başımı salladım ama kalbim öyle sert çarpıyordu ki Mariana’nın bile duyabileceğini düşündüm. Arabada Mariana durmadan konuştu. Düğün menüsü, masa süsleri, gelinliği ve noter işlemleri hakkında… “Annem diyor ki bu hafta dairenin tapu işini halletmeliyiz,” dedi tatlı bir sesle. “İkimiz de güvence altında oluruz.” Direksiyonu daha sıkı tuttum. “Sonra konuşuruz.” Mariana bana yan gözle baktı. “Diego, lütfen şimdi şüphe krizine girme. Düğüne çok az kaldı.” Eve geldiğimizde başım ağrıyormuş gibi yaptım. Odaya kapanıp cebimdeki siyah USB belleği çıkardım. Bilgisayara taktım. İçinde iki dosya vardı. Bir tıbbi rapor. Bir de video. Önce raporu açtım. İsim: Mariana Salgado. Tarih: sekiz gün önce. Tıbbi terimlerin çoğunu anlamıyordum ama gördüğüm birkaç kelime bile buz kesmeme yetmişti: cinsel yolla bulaşan enfeksiyon, rahim ağzında lezyon, acil takip gerekli. Sonra videoyu açtım. Mariana, Bebek’te lüks bir gece kulübünde yabancı bir adamın kucağında oturuyordu. Adamı dünyanın geri kalanı yokmuş gibi öpüyordu. Arka plandaki neon tabelada mekânın adı açıkça görünüyordu: Marea Club. Videonun kırkıncı saniyesinde Mariana kameraya dönüp gülümsedi. Bu bana gösterdiği gülümseme değildi. Bu, beni kaybetmekten hiçbir zaman korkmamış birinin gülümsemesiydi. O sırada dışarıdan Mariana’nın sesi geldi. “Aşkım? İyi misin?” Laptopu hızla kapattım. “İyiyim,” dedim çatlayan bir sesle. “Sadece yorgunum.” Ama o içeri girip bana arkadan sarıldığında, aynı yatağı tamamen yabancı biriyle paylaştığımı anlamıştım. Ve ertesi gün yaşayacağım o büyük aşağılanmayı henüz hayal bile edemiyordum… Bölüm 2… O gece neredeyse hiç uyuyamadım. Mariana yanımda huzur içinde uyuyordu. Bir ara uykusunda bana doğru sokulup kolunu göğsüme koydu. Eskiden olsa o sıcaklık bana güven verirdi. Ama şimdi tenine dokunduğumda bile midem bulanıyordu. Telefonunun ekranı gece üçte kısa süreliğine yandı. Bir mesaj gelmişti. Mariana derin uykudaydı. İlk kez hayatımda birinin telefonunu gizlice elime aldım. Şifreyi biliyordum. Doğum günümdü. Ekran açılır açılmaz mesajı gördüm. “Yarın işi bitiriyoruz değil mi? Adam tamamen sana inanmış durumda.” Mesajın altında isim yoktu. Sadece “K.” Boğazım düğümlendi. Mesajların devamını açtım. Ve dünyam tamamen yıkıldı. Aylarca benimle ilgili konuşmuşlardı. Banka hesaplarım… Dairem… Hayat sigortam… Hatta düğünden sonra beni ortak yatırım bahanesiyle büyük bir krediye sokmayı planlıyorlardı. Bir mesajda Mariana şöyle yazmıştı: “Duygusal erkekler çok kolay yönetiliyor. Birkaç ay daha sabredeceğim.” Bir diğerinde: “Tapu işini halledersek boşanma bile sorun olmaz.” Ellerim titremeye başladı. Ama beni asıl mahveden son mesaj oldu. “Kemal, bazen gerçekten ona acıyorum… çünkü bana baktığında hâlâ aşk görüyor.” Telefonu yerine bıraktım. Sabaha kadar tavana bakarak yattım. Yanımda uyuyan kadın artık nişanlım değil, hayatımı planlı şekilde ele geçirmeye çalışan bir yabancıydı. Ertesi sabah Mariana mutfakta kahve hazırlıyordu. Üzerinde ince krem rengi bir sabahlık vardı. Yüzünde yine o kusursuz sakinlik… “Bugün sonuçları almaya gideriz,” dedi gülümseyerek. “Sonra da noter işi için annemle buluşuruz.” Başımı salladım. “Olur.” İçimde kopan fırtınadan haberi bile yoktu. Ama o an bir karar vermiştim. Hayır… Düğünü hemen iptal etmeyecektim. Önce gerçeği herkesin önünde ortaya çıkaracaktım. Çünkü Mariana sadece beni kandırmamıştı. Ailemi kullanmıştı. Annemin sevgisini… Babamın güvenini… Ve beni aptal yerine koymuştu. O gün gizlice Marea Club’a gittim. USB’deki videonun çekildiği mekân. Bar müdürü önce konuşmak istemedi. Ama videodan ekran görüntüsünü gösterince yüzü değişti. “Bu kadın birkaç kez geldi,” dedi alçak sesle. “Yanındaki adamın adı Kemal’di sanırım.” Telefonundan güvenlik kayıtlarını kontrol etti. Ve bana başka görüntüler gösterdi. Mariana ve Kemal sadece sevgili gibi davranmıyordu. İnsanlarla masalara oturuyor, pahalı içkiler ısmarlatıyor, sonra ortadan kayboluyorlardı. Müdür dişlerini sıktı. “İki müşteri onların yüzünden kredi kartı dolandırıcılığı şikâyeti yaptı.” Kalbim buz kesti.
- Demek mesele sadece aldatma değildi. Ben planlı bir oyunun içindeydim. O gece eve döndüğümde Mariana internette balayına bakıyordu. “Kapadokya mı yoksa Maldivler mi?” diye sordu neşeyle. Onun karşısına oturdum. Ve ilk kez yüzüne gerçekten dikkatlice baktım. O güzel yüzün altında tek damla sevgi yoktu. Sadece hesap vardı. Düğün günü geldi. Beşiktaş’taki salon ışıl ışıldı. Annem heyecandan ağlıyordu. Babam takım elbisesini düzeltip gururla misafirleri karşılıyordu. Mariana ise gelinliği içinde herkesin nefesini kesmişti. İnsanlar bize imrenerek bakıyordu. Kimse birazdan ne olacağını bilmiyordu. Nikâh başlamadan hemen önce organizasyon sorumlusu yanıma geldi. “Beyefendi, video gösterimi hazır.” “Harika,” dedim sakince. Mariana bana gülümsedi. “Ne videosu bu?” “Elimizdeki en güzel anılar,” dedim. Ve gerçekten öyleydi. Ama onun düşündüğü türden değildi. Nikâh memuru konuşmaya başladığı sırada dev ekran açıldı. İlk birkaç saniye normaldi. Bizim fotoğraflarımız… Ailemiz… Tatil görüntülerimiz… Sonra ekran karardı. Ve bir anda Marea Club’daki görüntü ortaya çıktı. Mariana’nın Kemal’in kucağında onu öptüğü an salonun ortasında dev gibi belirdi. Salondan toplu bir nefes sesi yükseldi. Mariana’nın yüzündeki renk saniyeler içinde yok oldu. “Diego… bu ne?!” Ama video bitmedi. Ardından mesajların ekran görüntüleri çıktı. “Adam tamamen sana inanmış durumda.” “Tapu işini halledersek boşanma bile sorun olmaz.” “Duygusal erkekler çok kolay yönetiliyor.” Annem sandalyesine çöktü. Babam donup kaldı. Misafirler şok içinde birbirine bakıyordu. Mariana panikle bana döndü. “Bunlar yalan! Diego beni dinle!” O sırada salonun arka kapısı açıldı. İçeri iki polis memuru girdi. Ve arkalarında Kemal vardı. Kelepçeli. Mariana’nın dudakları titremeye başladı. Meğer Marea Club’daki dolandırıcılık soruşturması aylardır sürüyormuş. Benim verdiğim kayıtlar sayesinde polis sonunda ikisini birbirine bağlamıştı. Kemal Mariana’yı görünce öfkeyle bağırdı: “Beni sattın!” Salon tamamen karıştı. Mariana bana doğru yürüdü, gözleri yaş doluydu. “Lütfen… seni sevdim Diego… bir noktada gerçekten sevdim…” O an ona uzun uzun baktım. Eskiden o gözlerde geleceğimi görürdüm. Şimdi sadece korku vardı. Yavaşça cebimden yüzüğü çıkardım. Ve avucuna bıraktım. “Sen beni değil,” dedim sessizce, “sadece sahip olduklarımı sevdin.” Sonra herkesin önünde arkamı dönüp salondan çıktım. Arkamda çığlıklar, ağlamalar ve fısıltılar kaldı. Ama ilk kez aylar sonra içimde garip bir huzur vardı. Üç ay sonra… Kadıköy sahilinde kahve içerken annem bana gülümsedi. “Yeniden toparlandın oğlum,” dedi. Gökyüzüne baktım. “Evet,” dedim sakince. “Çünkü yanlış insanı kaybetmedim.” Telefonuma bir bildirim düştü. Mariana ve Kemal hakkında dava açılmıştı. Dolandırıcılık, sahtecilik ve mali suçlar… Telefonu kapatıp denize baktım. Bazı insanlar hayatına aşk gibi girer. Ama aslında geldikleri şey sevgini değil, hayatını çalmaktır. Ben bunu düğün günü öğrendim. Ve o gün, hayatımı kaybetmek yerine geri aldım.

