DOLAR
Alış: 49.09
Satış: 49.28
EURO
Alış: 55.07
Satış: 55.29
GBP
Alış: 64.85
Satış: 65.34
Komşumun İkiz Kızlarını Boş Konteynerde Buldum — Fısıldadıkları Sır
“Ne olur, burada olduğumuzu ona söylemeyin.”
İçimden buz gibi bir ürperti geçti. Tam kime saklandıklarını soracaktım ki yan evin arka kapısı sertçe açıldı. Kızlar aynı anda irkildi. Sarı tişörtlü küçük kız koluma yapışıp kulağıma fısıldadı:
“Annem bodrumda. Kapıyı açarsak bizi de kilitleyecek.”
Bir an duyduklarımın anlamını kavrayamadım. Çocukların gözleri kapıya dikilmişti. Yan evin bahçesinden kalın bir erkek sesi yükseldi.
“İnci! Irmak! Neredesiniz?”
İkizler birbirine daha sıkı sarıldı. Onları konteynerden çıkarıp arka bahçemdeki çalıların ardına götürdüm. Parmaklarımı dudaklarıma götürerek sessiz olmalarını istedim. Tam o sırada komşum bahçe duvarının üzerinden seslendi.
“Hanımefendi, burada iki küçük çocuk gördünüz mü?”
Yüzünde bir gülümseme vardı ama gözleri gülmüyordu. Elindeki anahtarlığı öyle sıkıyordu ki parmak eklemleri bembeyaz olmuştu.
“Hayır,” dedim, boğazım kuruyarak. “Bir sorun mu var?”
“Yeğenlerim. Saklambaç oynuyorlar. İnsan bazen uslanmaz çocuklardan yoruluyor.”
Çocukların isimlerini bile söylediğine göre onları tanıyordu. Yine de kızlardan duyduğum söz zihnimde çınlıyordu. Adam arkasını dönüp giderken telefonunu çıkardı.
“Evin çevresine bak,” dedi birine. “Uzağa gitmiş olamazlar.”
Adam uzaklaşınca kızları mutfağa aldım. Adımın Figen olduğunu söyledim. Biri İnci, diğeri Irmak’mış. Onlara su ve peynirli ekmek verdim. Açlıkla yemelerine bakınca içim parçalandı.
“Anneniz nerede?” diye sordum.
İnci ağzındaki lokmayı güçlükle yuttu. “Karanlık odada.”
“Babanız?”
Irmak başını salladı. “Babamız gökyüzünde. Annem öyle söyledi.”
Bana evden ayrılmadan önce annelerinin gizlice bir kâğıt verdiğini anlattılar. İnci, şortunun lastiğine sıkıştırdığı buruşturulmuş kâğıdı çıkardı. Üzerinde titrek harflerle yalnızca şunlar yazıyordu:
“Ben Pelin. Çocuklarımı bulursanız polisi arayın. Adımızı değiştirdiler. Bodrumdaki pencere dışarıdan tahtalı. Lütfen bizi burada bırakmayın.”
Kâğıdı okurken dizlerimin bağı çözüldü. Hemen 112’yi aradım. Adresi, çocukların sözlerini ve notu anlattım. Telefonda sakin kalmam, çocukları güvenli bir yerde tutmam ve eve tek başıma yaklaşmamam söylendi.
Kızların neden doğrudan komşulardan yardım istemediğini düşünürken Irmak bana pencereden dışarı bakmamı söyledi. Yan evin garaj kapısının önünde koyu renkli bir otomobil duruyordu. Arka koltuğunda birkaç bavul ve ağzı bantlanmış karton kutular vardı. Adam yalnızca çocukları aramıyor, belli ki bir yere gitmeye hazırlanıyordu.
