DOLAR
Alış: 47.61
Satış: 47.80
EURO
Alış: 54.93
Satış: 55.15
GBP
Alış: 64.17
Satış: 64.65
Kızımı Suçlayıp Yüzüne Vurdular… Sessiz Sandıkları Kadının Gerçek Kimliği Ortaya Çıkınca Bütün İmparatorlukları Çöktü
- “Kızın elbisemi mahvetti!” Cansu, bu sözleri bağırdıktan sonra beş yaşındaki Hazal’ın yüzüne sertçe vurdu. Küçük kız dengesini kaybederek mermer zemine düştü. Ağzı kanamış, iki süt dişi yere düşmüştü. Hazal’ın babası Serkan Albayrak ise kızına koşmak yerine pahalı kol düğmelerini düzeltti. “Gül, şu çocuğu kontrol altında tut,” dedi soğuk bir sesle. “Her şeye dokunuyor ve etrafı kirletiyor.” Gül, altı yıldır İstanbul Boğazı’na bakan büyük malikânede hakaretlere, küçümsenmeye ve yalnızlığa katlanıyordu. Kayınvalidesi Perihan, ona sürekli çıkarcı bir kadın olduğunu söylüyordu. Serkan bütün maddi hesapları kontrol ediyor, Gül’ün günlük ihtiyaçları için bile para istemesine neden oluyordu. Cansu ise artık saklanma gereği bile duymayan metresiydi. Malikâneye istediği zaman geliyor, aileden biriymiş gibi davranıyordu. Gül yıllarca sessiz kalmanın kızını koruyacağını düşünmüştü. Fakat o gün yanıldığını anladı. “Anne, çok acıyor,” diye fısıldadı Hazal. Gül hemen kızının yanına çöktü, kanı bir bezle sildi ve onu dikkatle kucağına aldı. “Bitti artık,” dedi. “Bundan sonra kimse sana dokunamayacak.” Tam o sırada Perihan salona girdi. Yerdeki kanı ve yaralı torununu gördüğü hâlde ilk tepkisi çocuğun durumunu sormak olmadı. “Bu çocuk girdiği her yere uğursuzluk getiriyor,” dedi. “Temiz evi ne hâle getirdiğine bakın.” Gül kısa ve soğuk bir kahkaha attı. Perihan ona vurmak için elini kaldırınca Gül bileğini havada yakaladı. “Bunu bir daha denemeyin,” dedi. Serkan öfkeyle Gül’e doğru yürüdü. Fakat Gül geri çekilmedi. “Bana dokunursan Albayrak Şirketler Grubu’nun yarın sabah kullanabileceği tek bir kredi limiti kalmaz.” Serkan kahkaha attı. “Sen mi yapacaksın bunu?” dedi küçümseyerek. “İşin yok, ailenden kimsen yok. Altı yıldır benim paramla yaşıyorsun.” Gül, evlendiği gün bileğine taktığı sade örgü bilekliği çıkardı. Bu bileklik, ailesinin kimliğini geride bırakırken kendisine verdiği sözü temsil ediyordu. Bilekliği koparıp yere attı. Ardından merdiven altındaki küçük depoya gitti. Gevşek bir döşeme tahtasının altından şifreli siyah bir telefon çıkardı ve yıllardır ezbere bildiği numarayı aradı.
- Telefon ilk çalışta açıldı. “Gül Hanım?” “Tahir Bey, babama saklanmayı bıraktığımı söyleyin,” dedi. “Albayrak Şirketler Grubu’yla ilgili bütün mali denetimleri başlatın. Ailemizin teminat verdiği hesapları dondurun ve zimmet kayıtlarını savcılığa iletin.” Karşı taraftaki adam kısa süre sustu. “Samet Varlı altı yıldır bu cümleyi duymayı bekliyordu.” Gül, yorgunluktan omzunda uyuyakalan Hazal’a baktı. “Bu akşam İstanbul’daki Varlı Finans Galası’na geliyoruz. Serkan’ın da içeri alınmasını sağlayın.” Salona döndüğünde masanın üzerinde boşanma evrakları vardı. Serkan, Gül’ün belgeleri imzalayıp gitmesini, Hazal’ı ise Cansu’nun davetteki elbisesini taşıması için bırakmasını istedi. Gül velayet maddesinin üzerini çizdi, sözleşmeyi imzaladı ve kâğıtları Serkan’ın önüne bıraktı. “Bu akşam görüşürüz,” dedi. Serkan alaycı bir gülümsemeyle, “Senin gibiler o davetin kapısından bile geçemez,” diye cevap verdi. Birkaç saat sonra Cansu, Serkan’ın şirket hesabına güvenerek lüks bir bakım merkezine gitti. Fakat kartları art arda reddedildi. Aynı anda Serkan’ın ofisinde şirket hesaplarının, taşınmaz teminatlarının ve aile fonlarının dondurulduğu haberi yayıldı. Akşam düzenlenen büyük galaya iş dünyasının önde gelen isimleri katılmıştı. Serkan kiralık bir araçla, Cansu ise gösterişli kıyafetiyle geldi. Bir süre sonra sıradan bir taksi durdu. İçinden siyah kadife elbisesiyle Gül ve yüzündeki yaraları pelerinle gizleyen Hazal indi. Serkan hemen yanlarına giderek Gül’ün Cansu’dan özür dilemesini istedi. Cansu ise Hazal’ın ayakkabılarını temizlemesi gerektiğini söyledi. Gül yalnızca güvenlik müdürüne işaret etti. Adam hızla yanlarına gelerek Gül’ün karşısında saygıyla eğildi. “Gül Varlı Hanım, sizi rahatsız ettikleri için özür dileriz.” Serkan’ın yüzündeki ifade değişti. Gül güvenlik görevlilerini durdurdu. “İçeri girsinler,” dedi. “Her şeyi duymalarını istiyorum.” Balo salonunun özel kapıları açıldığında Türkiye’nin en güçlü finans kuruluşlarından biri olan Varlı Finans Grubu’nun başkanı Samet Varlı ortaya çıktı. Hazal onu görür görmez koştu. “Dede!” diye ağladı. “Cansu bana vurdu, babam da hiçbir şey yapmadı.” Samet torununu kucağına aldı. Şişmiş yüzünü ve eksik dişlerini görünce bütün salonu susturan bir sesle sordu: “Torunuma kim dokundu?” O anda Serkan, eşinin gerçek kimliğini öğrendi. Gül, Varlı Finans Grubu’nun tek mirasçısıydı. Ayrıca Albayrak şirketinin büyümesini sağlayan kredilerin, sözleşmelerin ve yatırım desteklerinin çoğu onun kişisel fonları sayesinde verilmişti. Serkan’ın kendisine ait sandığı malikâne bile Varlı ailesine bağlı bir yatırım fonunun mülküydü. “Bana neden söylemedin?” diye sordu Serkan. Gül sakin bir şekilde karşılık verdi: “Her gün kim olduğumu söyledim. Eşin olduğumu, kızının annesi olduğumu ve saygıyı hak ettiğimi söyledim. Bunların yeterli olması gerekirdi.” Denetim sonuçları daha ağır gerçekleri ortaya çıkardı. Serkan, çalışanların emeklilik fonlarından para aktarmış, şirket kaynaklarını kişisel hayatı için kullanmıştı. Cansu ise kendisini zengin bir ailenin mirasçısı gibi tanıtan, sahte belgeler kullanan bir dolandırıcıydı. Üstelik Serkan’ın imzasını taklit ederek şirket binasını yüksek faizli borçlara teminat göstermişti. Savcılık görevlileri salona girdi. Serkan mali usulsüzlük ve belge sahteciliği suçlamalarıyla gözaltına alındı. Cansu hakkında da dolandırıcılık, kimlik sahteciliği ve çocuğa yönelik kötü davranış nedeniyle işlem başlatıldı. Perihan, hesapların kapatıldığını öğrenince Gül’e yaklaşmaya çalıştı. “Bütün bunlar yanlış anlaşılmaydı,” dedi. Gül ona baktı. “Bugün torununuza uğursuz dediniz. Artık yanlış anlaşılacak hiçbir şey kalmadı.” Aylar sonra boşanma tamamlandı. Serkan şirketin kontrolünü, mal varlığının büyük bölümünü ve velayet hakkını kaybetti. Kurtarılan şirket kaynakları çalışanlara geri ödendi. Gül ise Varlı Finans Grubu’na geri döndü. Ancak yalnızca bir mirasçı olarak değil, kendi başarısıyla yönetim kurulunda yer aldı. Eski malikâneyi, baskı gören kadınlar ve çocuklar için hukuki ve psikolojik destek merkezi hâline getirdi. Hazal ile birlikte çiçeklerle dolu, aydınlık bir eve taşındılar. Bir gün Hazal mutfakta sıcak çikolatayı masaya döktü. Küçük kız korkuyla annesine baktı. Gül bezi aldı, masayı sildi ve gülümsedi. “Önemli değil,” dedi. “Kazalar temizlenir. Kalpteki yaralar biraz daha uzun sürer ama onlar da iyileşir.” Hazal annesine sarıldı. “Burası gerçekten bizim evimiz mi?” “Evet,” dedi Gül. “Çünkü bu evde hiç kimse, başka biri kendisini büyük hissetsin diye küçülmek zorunda değil.” Gül yıllarca sevilebilmek için gücünü, ailesini ve sesini gizlemesi gerektiğini düşünmüştü. Sonunda anladığı gerçek ise çok daha basitti: İnsanın değeri soyadından veya servetinden gelmez. Ama kendisini koruma cesareti, hayatında bırakacağı en değerli mirastır.
Benzer Galeriler
-
Kocası Metresi İçin Yemek Yapmasını İstedi, Ama Hazırladığı Tek Şey Boşanma ve Büyük Hesaplaşma Oldu
-
Yalnız Yaşayan Komşuma Üç Hafta Baktım, Ailesi Beni Miras Peşinde Sandı… Sonra Annemin Mektupları Ortaya Çıktı
-
6 Yaşındaki Kızım Tabutun Başında Gerçeği Haykırdı: “Anneannem Yalan Söylüyor!” O An Ortaya Çıkan Sır Ailemizi Sonsuza Dek Değiştirdi
-
Doğumdan Üç Gün Sonra Kocam Bana Çocuklarımı Para Karşılığında Vermemi İstedi! Ama Hazırladığım Plan Hayatındaki En Büyük Hesabı Önüne Koydu
-
Her Pazar Çöp Topladıklarını Sanıyorduk… Çocukların Bıraktığı USB Bellek Gerçeği Ortaya Çıkardı
-
Eşimin Telefonundan Gelen Mesajı Cevapladım, Altı Dakika Sonra Kapıda En Yakın Arkadaşımı Gördüm


