DOLAR
Alış: 47.06
Satış: 47.24
EURO
Alış: 53.81
Satış: 54.02
GBP
Alış: 63.26
Satış: 63.73
İş Seyahatinden Döndüğümde Kızımı Mutfak Zemininde Uyurken Buldum… Gerçek Sebebi Öğrendiğimde Gözyaşlarımı Tutamadım
Yaşlı kadın, Elif’in oyuncak tavşanını kucağına alıp seviyor, odanın kendisine ait olduğunu söylüyordu. En acısı ise Elif’in dört gecedir mutfakta uyuduğunu öğrenmekti.
Öfkelenen Zeynep bunun nasıl kabul edilebileceğini sorduğunda Elif sakin bir şekilde cevap verdi.
“Bu benim fikrimdi anne.”
Meğer yaşlı kadın geceleri korkuyla uyanıyor, odasında kimseyi göremezse büyük panik yaşıyordu. Elif de onu yalnız bırakmamak için kendi yatağını büyükannesine vermişti.
Ertesi gün Murat her şeyi anlatmaya başladı.
Dört gün önce polis ekipleri yaşlı kadını bir marketin önünde dolaşırken bulmuştu. Kim olduğunu hatırlamıyor, yaşadığı yeri söyleyemiyordu. Çantasındaki eski bir not sayesinde sonunda Murat’a ulaşılmıştı.
Murat, annesinin kendisini isteyerek terk ettiğine yıllarca inanmıştı. Ancak karşısındaki kadın, hafıza kaybıyla mücadele eden, geçmişini büyük ölçüde unutmuş ama oğluna duyduğu sevgiyi hâlâ yüreğinde taşıyan kırılgan bir insandı.
Birlikte yaşlı bakım merkezine gittiklerinde dosyaları inceleyen müdür, yıllar önce kadını merkeze Murat’ın babası Hasanın yerleştirdiğini söyledi.
En şaşırtıcı ayrıntı ise Murat’ın iletişim bilgilerinin dosyada hiç bulunmamasıydı.
Polislerin Murat’a ulaşmasını sağlayan tek şey, yaşlı kadının yıllardır çantasında taşıdığı küçük bir karttı.
Kartın bir yüzünde çocuk resmi, diğer yüzünde ise eski bir telefon numarası yazıyordu.
Altında ise sadece şu cümle vardı:
“Oğlum… Seni asla unutma.”
Bu sözler Murat’ın bütün hayatını değiştirdi.
Eve döndüklerinde yaşlı kadın bahçedeki kelebekleri izliyor, zaman zaman geçmiş ile bugünü karıştırıyordu. Bazen Murat’ı altı yaşındaki küçük oğlu sanıyor, bazen de yıllar önce yaşadıkları evde olduklarını düşünüyordu.
Aynı akşam bakım merkezinden gelen valizin içini açtılar.
İçinden eski fotoğraflar, bir kazak ve yıpranmış bir İncil çıktı.
En altta ise mavi kurdeleyle bağlanmış onlarca mektup vardı.
Hepsi Murat adına yazılmıştı.
Hepsi açılmadan geri gönderilmişti.
İlk mektup tam yirmi dokuz yıl önce yazılmıştı.
Murat titreyen elleriyle okumaya başladı.
“Oğlum… Baban beni görmek istemediğini söylüyor. Buna inanmıyorum. Seni sevdiğimi anlayacağın güne kadar sana yazmaya devam edeceğim.”
Murat gözyaşlarını tutamadı.
Doğum günlerinde neden annesinin aramadığını düşünerek büyümüştü.
Oysa annesi her yıl ona mektup yazıyor, yalnızca hiçbir mektup oğluna ulaşmıyordu.
Gerçeği öğrenmek için babası Hasan’ın evine gittiler.
Hasan önce her şeyi inkâr etti.
Ancak mektupları görünce sessizliğini bozdu.
Yıllar önce eşinde hafıza sorunlarının başladığını, evden çıktığını unuttuğunu, zaman zaman Murat’ı okuldan almayı bile unuttuğunu anlattı.
Doktorlar kesin bir teşhis koyamamıştı.
Hasan, oğlunun annesinin yavaş yavaş kayboluşunu izlemesini istemediğini söyledi.
Bu yüzden Murat’a annesinin evi terk ettiğini söylemişti.
Başlangıçta bunun doğru karar olduğuna inanmıştı.
Sonra yıllar geçmiş, söylediği yalanı düzeltmeye cesaret edememişti.
Üstelik eşini bakım merkezine yerleştirirken Murat’ın adını bütün kayıtlardan sildirmişti.
Murat büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.
“Sadece annemi değil, otuz yılımı da benden aldın.” dedi.
Babasının pişmanlığı gerçekti ama kaybedilen yılları geri getirmeye yetmiyordu.
Aylar geçtikçe aile yeni hayatına alışmaya başladı.
Büyükannenin bazı günleri oldukça iyiydi. Bazı sabahlar Murat’ın adını hatırlıyor, bazı günler ise hâlâ altı yaşındaki oğlunu arıyordu.
Zaman zaman Elif’in odasına girip oranın kendi odası olduğunu sanıyordu.
Elif ise hiçbir zaman sabrını kaybetmedi.
Elinden tutup onu odasına götürüyor, birlikte resim yapıyor, sohbet ediyor ve her gece uyumadan önce alnından öpüyordu.
Bir gün yaşlı kadın Elif’e dönüp gülümsedi.
“Odamı benimle paylaştığın için teşekkür ederim.”
Bu cümle, o hafta doğru hatırladığı ilk şeydi.
Murat sessizce eşinin elini tuttu.
“Hayatım boyunca annemin beni terk ettiğini sandım.” dedi.
“Şimdi ise aslında otuz yıl boyunca bana ulaşmaya çalıştığını biliyorum.”
Zeynep ilk gece mutfakta gördüğü o ince battaniyeyi ve su bardağını hiç unutmadı.
Başlangıçta kızının ihmal edildiğini sanmıştı.
Oysa Elif, korkmuş ve hafızasını kaybetmeye başlayan yaşlı büyükannesinin yalnız kalmaması için kendi yatağından gönüllü olarak vazgeçmişti.
Geçmişte kaybolan otuz yıl geri gelmeyecekti.
Kaçırılan doğum günleri, bayramlar ve birlikte geçirilemeyen güzel günler de geri dönmeyecekti.
Ama aile, gerçeği öğrendikten sonra yeni anılar biriktirmeye başladı.
Zeynep o gece evine döndüğünde ailesinin dağıldığını sanmıştı.
Oysa aslında, yıllarca gizlenen büyük bir yalanın ortaya çıkmasıyla birlikte herkes için gerçek anlamda iyileşme süreci yeni başlamıştı.
SON
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Annem Beni Hamileyken Havuza İtti… Ancak Sakladıkları Büyük Sır, Bütün Ailenin Sonunu Getirdi
-
Kayınvalidem Beni Herkesin İçinde Küçük Düşürdü… Ama O Akşam Masada Hazırlanan Plan, Hayatlarını Sonsuza Kadar Değiştirdi
-
Üvey Babam Annemi Yıllarca Korkuyla Yaşattı… Ama Sonunda Adalet Kazandı
-
Balayında Kurduğu Tuzak Kendi Sonu Oldu: Eski Asker Eşinin Planını Tek Hamlede Bozdu
-
Eşime 2,4 Milyon Dolarlık Destek Sağladım… Ertesi Sabah Evimde Başka Bir Kadını Görünce Kurduğu Planı Belgelerle Çökerttim
-
50 Yıl Sonra İlk Aşkını Görmek İçin Yola Çıktı… Hastaneden Gelen Telefon Hayatının En Acı ve En Değerli Yolculuğuna Dönüştü
