DOLAR
Alış: 48.55
Satış: 48.74
EURO
Alış: 55.71
Satış: 55.93
GBP
Alış: 64.91
Satış: 65.39
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
17.09.2026
KARIM YILLARCA BANA BEŞ ERKEK ÇOCUK VERDİĞİM İÇİN SÖYLENDİ — AMA SONUNDA YILLARDIR HAYALİNİ KURDUĞU KIZI DÜNYAYA GETİRİP ONU İLK KEZ KUCAĞINA ALDIĞINDA VERDİĞİ TEPKİ BENİ ŞOKE ETTİ.
- “Dudakları titrerken öyle bir cümle söyledi ki önce yanlış duyduğumu sandım.” “Bu kızda annemin izi var.” Asude’nin ne demek istediğini anlayamadım. Hemşire de anlamamış olacak ki bebeği kontrol etmek için biraz yaklaştı. Lalin’in battaniyesi omzundan hafifçe sıyrılmıştı. Sol köprücük kemiğinin hemen altında, teninden biraz daha koyu, küçük bir yıldız biçimli doğum lekesi vardı. Asude o lekeye bakıyordu. Sanki odada başka hiçbir şey kalmamıştı. “Asude?” dedim. “Ne oluyor?” Gözlerini benden ayırmadan fısıldadı. “Annemde de aynısı vardı. Ablamda da.” İlk kez o anda, karımın yüzündeki şeyin hayal kırıklığı olmadığını anladım. Korkuydu. Hemşire sakin bir sesle bunun sıradan bir doğum lekesi olabileceğini söyledi. Ama Asude başını hızla iki yana salladı. “Hayır. Siz bilmiyorsunuz.” Sonra bebeği sanki elinden düşürecekmiş gibi bana uzattı. “Doktoru çağırın.” O kadar paniklemişti ki hemşire hemen dışarı çıktı. Ben Lalin’i kucağıma aldım. Küçücük yüzü huzurluydu. Gözleri kapalıydı. Nefesi düzenliydi. “Asude, bana ne anlatmıyorsun?” Yıllardır birlikte yaşadığım kadın gözlerini kapattı. Ve bana evliliğimiz boyunca hiç duymadığım bir hikâye anlattı. Asude’nin kendisinden altı yaş büyük bir ablası varmış. Adı Bige’ymiş. Bige on yedi yaşındayken bir sabah okul yolunda bayılmış. Önce kansızlık sanmışlar. Sonra kalbinde doğuştan gelen ciddi bir ritim bozukluğu olduğu ortaya çıkmış. Aylar süren tedaviden sonra genç yaşta hayatını kaybetmiş. “Annemde de aynı sorun vardı,” dedi Asude. “Ama onda daha hafifti.” “Bunu neden bana hiç söylemedin?” Cevap vermedi. Sadece ağladı. Sonra asıl sakladığı şeyi anlattı. Bige’nin ölümünden sonra ailelerine genetik inceleme önerilmiş. Doktorlar, kadınlarda daha ağır seyredebildiği düşünülen kalıtsal bir kalp rahatsızlığından şüphelenmişler. Asude henüz on bir yaşındaymış. Annesi yıllarca ona aynı şeyi söylemiş: “Bir gün kızın olursa mutlaka doktorlara ailemizi anlat.” Ben donup kaldım. “Altı hamilelik boyunca bunu doktorlara söylemedin mi?” Başını eğdi. “İlk beşinde erkek olduklarını öğrenince sustum.” İçimde bir öfke yükseldi. Yıllarca bana “Beş erkek senin suçun” diye takılan kadın, aslında kız çocuğundan korktuğunu benden saklamıştı. “Peki o zaman neden sürekli kız istedin?” Asude bana baktı. “Çünkü korktuğum şeyin hayatımı yönetmesini istemedim.” Bu cevaba kızmak istedim. Ama yüzüne baktığımda yapamadım. “Bir yanım kızım olsun istiyordu,” dedi. “Bir yanım da kızım olursa onu kaybedeceğime inanıyordu. Her erkek çocukta hem üzülüyor hem rahatlıyordum. Sana kızıyormuş gibi yaptım çünkü gerçeği söylersem senin de benim kadar korkacağını biliyordum.” Tam o sırada çocuk doktoru içeri girdi
- Asude daha doktor konuşmadan aile geçmişini anlatmaya başladı. Doktor doğum lekesinin tek başına hiçbir şey ifade etmediğini, fakat aile öyküsünün önemli olduğunu söyledi. Lalin’in kalbi dinlendi. Ardından EKG ve ekokardiyografi istendi. O birkaç saat hayatımın en uzun zamanıydı. Asude yatakta sessizce oturuyor, ben ise koridorda Lalin’i kucağımda sallıyordum. Yıllarca hayalini kurduğumuz kız sonunda gelmişti. Ama daha ilk gününde onu kaybetme korkusuyla tanışmıştık. Doktor odadan çıktıktan sonra rahatlamak yerine içimde biriken öfke patladı. “Asude, bunu bana söylemeliydin.” “Biliyorum.” “Hayır, bilmiyorsun. Ben senin kocanım. Çocuklarımızın babasıyım. Böyle bir şeyi yıllarca tek başına taşıyamazsın.” Asude yüzünü çevirdi. “Baban olduğun için söyleyemedim zaten. İlk hamileliğimde sana anlatacaktım. Sonra oğlumuz doğdu. İkinci hamilelikte yine sustum. Her seferinde biraz daha zorlaştı.” “Peki Lalin kız olunca?” “İşte o zaman kaçacak yerim kalmadı.” Bu cümle beni susturdu. O gece hastane odasında ikimiz de uyumadık. Beş oğlumuz sırayla görüntülü arama yaptı. En büyük oğlumuz Aras, kız kardeşini ekranda görünce gururla gülümsedi. “Baba, eve ne zaman getiriyorsunuz? Odamın kapısına ‘abla ve ağabeyler dışında giriş yasak’ yazacağım.” Asude ilk kez güldü. Sonra telefonu kapatınca yüzü yeniden ciddileşti. “Onlara hiçbir şey söylemeyelim,” dedi. “Hayır,” dedim. “Korkutmayacağız ama saklamayacağız da. Bu ailede sırların bizi ne hale getirdiğini bugün gördük.” Asude uzun süre bana baktı. Sonunda başını salladı. Ertesi sabah annesini aradı. Kayınvalidem telefonda sessiz kaldı. Asude, Bige’yi ve eski doktorların söylediklerini sorunca karşı taraftan yalnızca ağlama sesi geldi. “Ben seni koruduğumu sanıyordum,” dedi annesi. Asude gözlerini kapattı. “Anne, beni korumadın. Beni bilmediğim bir şeyden korkmaya bıraktın.” Bu konuşma, yıllardır üç kuşağın arasında dolaşan suskunluğu ilk kez kırdı. Testlerin ilk sonuçları öğleden sonra çıktı. Doktor içeri girdiğinde Asude’nin elini tuttum. “Kalpte yapısal bir sorun görmüyoruz,” dedi. İkimiz de aynı anda nefes aldık. Ama devam etti. “Ailedeki rahatsızlığın tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz için çocuk kardiyolojisi ve genetik bölümüyle takip öneriyorum. Şimdilik bebeğiniz gayet iyi.” Asude ağlamaya başladı. Bu kez korkudan değil. Rahatlamadan. Fakat hikâye orada bitmedi. Bir hafta sonra eve döndüğümüzde Asude annesinin eski eşyalarını çıkardı. Eve geldiğimiz gün oğlanlar kapının önüne pembe balonlar asmıştı. Asude bunu görünce kahkahayla ağlama arasında garip bir ses çıkardı. Aras, Lalin’i dikkatle kucağına alıp, “Artık altı kişilik takım tamamlandı,” dedi. O an Asude’nin omuzlarının biraz gevşediğini gördüm. Korku hâlâ oradaydı, ama artık yalnız değildi. Hepimiz onun yanındaydık. Ve birlikteydik artık. Dolabın en arkasında, yıllardır açmadığı metal bir kutu vardı. Kutudan Bige’nin fotoğrafları, eski hastane kâğıtları ve sararmış bir mektup çıktı. Mektup Asude’ye yazılmıştı. Annesinin el yazısıydı. Asude okumaya başlayınca elleri titredi. “Eğer bir gün kızın olursa, onu korkuyla büyütme. Bizim yaşadıklarımız onun kaderi olmak zorunda değil. Bilmek, korkmak için değil, korumak içindir.” Asude cümlenin ortasında ağlamaya başladı. Ben mektubu elinden alıp sonuna kadar okudum. Annesi yıllar önce doktorların Bige’deki rahatsızlığın kesin olarak kalıtsal olduğunu kanıtlayamadığını da yazmıştı. Asude bütün hayatını yarım hatırladığı bir korkunun üzerine kurmuştu. Aylar geçti. Genetik testler yapıldı. Lalin’de ailede şüphelenilen mutasyona rastlanmadı. Doktor yine de düzenli kontroller önerdi, ama kızımız sağlıklı büyüyordu. Bir akşam beş oğlumuz salonda gürültüyle oynarken Lalin beşiğinin içinde kahkahalar atmaya başladı. Asude yanıma oturdu. “Yıllarca seni suçladım,” dedi. Gülümsedim. “Biraz fazla suçladın.” Başını omzuma yasladı. “Çünkü kendimi suçlamaktan korkuyordum.” O an her şey yerine oturdu. Asude’nin yıllarca kız istemesi de, kızdan korkması da aynı yerden geliyordu. Kaybetme korkusundan. Lalin bir yaşına bastığında doğum gününde bütün kardeşleri pastanın etrafına toplandı. Asude kızımızın saçına küçük bir toka taktı. Sonra bir an durup onun köprücük kemiğindeki yıldız biçimli lekeye baktı. Eskiden o işaret ona ölümü hatırlatıyordu. Şimdi ise başka bir şey söylüyordu. Geçmiş, tekrar etmek zorunda değildi. Asude Lalin’i kucağına aldı, alnından öptü ve sessizce fısıldadı: “Sen benim korkum değilsin. Sen benim kızımısın.” Ben de o an anladım ki ailemize gelen altıncı çocuk yalnızca yıllardır beklediğimiz kız değildi. Bazen bir çocuk, anne babasının taşıdığı eski bir korkuyu da dünyaya getirir. Ama sevgi, o korkuyu mirasa dönüştürmek yerine orada bitirmeyi seçebilir.
Benzer Galeriler
-
Bu üç besinden
-
PROFESÖRÜM HER DERSTEN SONRA HERKES SINIFTAN ÇIKANA KADAR BENİ BEKLETİYORDU
-
KARIM YILLARCA BANA BEŞ ERKEK ÇOCUK VERDİĞİM İÇİN SÖYLENDİ — AMA SONUNDA YILLARDIR HAYALİNİ KURDUĞU KIZI DÜNYAYA GETİRİP ONU İLK KEZ KUCAĞINA ALDIĞINDA VERDİĞİ TEPKİ BENİ ŞOKE ETTİ.
-
İdrar yolu enfeksiyonunu tarihe karıştırıyor
-
Melih Gökçek’i apar topar götürdüler!
-
71 YAŞIMDA, ANNESİZ BABASIZ KALAN DÖRT TORUNUMUN VASİLİĞİNİ ALDIM


