DOLAR
Alış: 48.39
Satış: 48.59
EURO
Alış: 56.13
Satış: 56.36
GBP
Alış: 65.27
Satış: 65.76
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
12.09.2026
Eşimin Benden Her Gece İstediği
- Gece yarısını vurduğunda evin içindeki tüm sesler çekilir, geriye yalnızca mutfak saatimizin o tekdüze tıkırtısı ve pencerelere vuran rüzgârın fısıltısı kalırdı. Tam üç aydır, saat on ikiyi gösterdiği her gece aynı şey tekrarlanıyordu. Kaan’ın adımları koridorda belirir, yatak odasının aralık kapısından süzülen loş ışık tenime vururken kalbimin göğüs kafesimi zorlayan çarpıntısı başlardı. Bir kadının evliliğinde en çok arzuladığı şey, eşinin gözlerinde o sönmeyen ateşi ve koşulsuz dikkati görmektir derler. Ama bu ateş, her gece aynı saatte kontrol edilemez bir fırtınaya dönüştüğünde, içinizi kaplayan o karşı konulmaz çekim hissiyle ürperti birbirine karışırdı. Yatağın kenarına oturduğumda gölgeler birbirine geçerdi. Kaan odaya girer, kapıyı sessizce kapatıp kilitlerdi. O an aramızda konuşulmayan, adeta havayı kalınlaştıran bir gerilim asılı kalırdı. Gözleri üzerimde dolaşırken, bakışlarındaki yoğunluk nefesimi keserdi. Bana yaklaşır, parmak uçları boynumun kenarından omzuma doğru usulca kayardı. Tenimin alev aldığını hissederdim ama aynı zamanda içimde düğümlenen o büyük sorunun ağırlığıyla sarsılırdım: Bu gece yine mi aynısı olacaktı? “Bana söz vermiştin Selin,” derdi fısıltıyla. Sesi öyle derinden ve öyle talepkâr gelirdi ki, reddetmek mümkün olmazdı. “Her şeyi geride bırakacaksın. Zihnindeki tüm kilitleri açacaksın.” Her gece benden bunları istiyordu; sınırları zorlayan, beni benliğimin en savunmasız, en gizli köşelerine kadar soyan o ritüelleri. Başlarda bunun sıradan bir arzu oyunu, evliliğimizin üçüncü yılında kaybettiğimiz o taze kıvılcımı yeniden yakalama çabası olduğunu sanmıştım. Fakat günler geçtikçe bu istekler öyle bir hal almıştı ki, gün boyu zihnim sadece geceye kilitlenir olmuştu. İşteyken bile aklıma gelen tek bir bakışı, ellerimin titremesine, kalbimin sebepsizce hızlanmasına yetiyordu. Ne yapmam gerektiğini, bu fırtınanın bizi nereye sürüklediğini kestiremiyordum. O gece, diğerlerinden çok daha ağırdı hava. Dışarıda yağmur sağanak halinde yağıyor, camları dövüyordu. Kaan yanıma geldi, dizlerinin üzerine çöktü ve ellerimi ellerinin arasına aldı. Avuçlarının sıcaklığı parmaklarımdan bütün bedenime yayıldı. Gözlerini gözlerimden bir an olsun ayırmadan, o her gece tekrarladığı talebini fısıldadı: “Bu gece sonuna kadar gideceğiz. Hiçbir şeyi saklamayacaksın. Benden sakladığın, en çok korktuğun o gerçeği bu gece masaya koyacaksın.”
- İşte her gece istediği buydu: Bedenlerimizin yakınlığından çok daha fazlası; ruhumun tüm çıplaklığı, maskesiz bir dürüstlük ve yıllardır içimde biriktirdiğim o derin korkuları tek tek itiraf etmem. Her gece benden üç şey istiyordu: İlki, o gün boyunca benden sakladığı bir sırrı ona sormadan önce kendi içimdeki en utanç verici zaafı ona fısıldamam. İkincisi, geçmişin yükünü ve evliliğimizin üzerinde asılı duran o görünmez duvarları tek bir dokunuşla yıkacak kadar ona teslim olmam. Üçüncüsü ise, onu kaybetme korkumu bir zayıflık değil, aramızdaki bağı güçlendiren bir tutku olarak kabullenmem. Aylar önce aramızda açılan o soğuk mesafeyi kapatmak için bu tehlikeli oyunu o başlatmıştı. Gündüzleri hayatın koşuşturmacasında birbirine yabancılaşan iki insan olmaktan öyle korkmuştu ki, geceleri ruhumuzu çırılçıplak bırakan bir itiraf arenasına çevirmişti yatak odamızı. Benden sadece tenimi değil, içimdeki tüm karanlığı talep ediyordu; çünkü biliyordu ki bir insan ancak en kırılgan yerinden sevildiğinde gerçekten iyileşirdi. O gece gözlerinin içine baktım. Kalbim kaburgalarımı delecek gibi atarken, aylardır boğazımda düğümlenen o son itirafı dudaklarımdan döktüm: “Seni her şeyden çok seviyorum ama bir gün benden sıkılmandan, bu evin içinde iki yabancıya dönüşmemizden öyle korkuyorum ki… Bazen seni kaybetmemek için kendimi yok sayıyorum.” Sözlerim bittiğinde odada derin bir sessizlik oldu. Kaan’ın gözlerindeki o yoğun ateş yerini derin bir şefkate ve sarsıcı bir rahatlamaya bıraktı. Elini yanağıma koydu, başparmağıyla dudağımın kenarını okşadı. “Benim her gece senden istediğim tek şey buydu Selin,” dedi, sesi titreyerek. “Bana tüm kalbini, korkularını açman. Çünkü bedenler birbirine alışır, geçer; ama birbirinin ruhunu gören iki insan asla ayrılamaz.” O an anladım ki, korkuyla arzu arasında gidip gelen o geceler bizi bir uçuruma değil, birbirimizin en derin gerçeğine taşımıştı. Ne yapmam gerektiği sorusunun cevabı artık çok netti: Kaçmak ya da duvarlar örmek yerine, aşkın en saf, en dürüst ve en cesur haline teslim olmak. O gece, yağmurun sesi altında, aramızdaki tüm kilitler sonsuza dek çözüldü. 2. Sayfa Ertesi sabah uyandığımda Kaan hâlâ yanımdaydı. Uzun zamandır ilk kez, gece yarısı fırtınası dinmiş, yerini sakin bir denize bırakmıştı. Gözlerini açtığında bana gülümsedi; o gülümseme, aylardır görmediğim, evliliğimizin ilk günlerindeki gibiydi. Yatağın içinde birbirimize sarıldık, konuşmadan. Kelimelere ihtiyaç duymuyorduk artık. Çünkü itiraf etmiştim, o da duymuştu ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. O gün işe gitmedim. Kaan da gitmedi. Birlikte kahvaltı hazırladık. Mutfakta dans ettik, unuttuğumuz şarkıları mırıldandık. Yıllardır ilk kez, gün ortasında birbirimize bakıp güldük. Akşam olduğunda ise içimi kaplayan o tanıdık korku yine belirdi. Acaba bu gece yine o ritüel mi başlayacaktı? Ama bu kez farklıydı. Kaan, akşam yemeğinden sonra bana yaklaştı ve “Bu gece bir şey istemiyorum,” dedi. “Sadece seninle oturmak, konuşmak istiyorum.” O gece yatak odasına birlikte girdik. Kapıyı kilitlemedi. Işığı kapatmadı. Yatağın kenarına oturduk, sırtımızı duvara yasladık. Konuştuk. Geçmişten, çocukluktan, korkulardan, hayallerden… Yıllardır biriktirdiğimiz ne varsa döktük. Gülerken ağladık, ağlarken güldük. O gece, bedenlerimiz değil, ruhlarımız birleşti. Ve o an anladım ki, gerçek yakınlık, tenin sıcaklığında değil; iki insanın birbirinin en karanlık köşelerini bile sevebilmesinde saklıydı. Ertesi gün Kaan bana bir defter verdi. “Bunu her gece dolduracağız,” dedi. “Birbirimize söyleyemediğimiz ne varsa, önce buraya yazacağız. Sonra oturup okuyacağız.” Defterin ilk sayfasına kendi eliyle şunu yazmıştı: “Korkularımızı paylaştıkça küçülür, sevgimizi paylaştıkça büyür.” O defteri hâlâ saklıyorum. Her akşam, yatmadan önce birkaç satır karalıyoruz. Bazen gülüyoruz, bazen ağlıyoruz. Ama artık biliyoruz ki, gece yarısı geldiğinde evin içindeki tüm sesler çekilse bile, aramızdaki o sessiz bağ asla kopmayacak. Çünkü biz, birbirimizin en karanlık köşelerini bile sevmeyi öğrendik. Ve o gece, yağmurun sesi altında çözülen sadece kilitler değildi; yıllardır birbirinden kaçan iki ruh, nihayet aynı gökyüzünün altında buluşmuştu.
Benzer Galeriler
-
Kendimden yaşça küçük biriyle tanıştım
-
KOCAM, 14. ÇOCUĞUMUZA HAMİLE OLDUĞUMU ÖĞRENDİĞİNDE VALİZİNİ TOPLAYIP BAŞKA BİR KADIN İÇİN BENİ VE ÇOCUKLARIMIZI TERK ETTİ… YILLAR SONRA DİZLERİNİN ÜZERİNDE GERİ DÖNÜP ONU AFFETMEM İÇİN YALVARDI — AMA ONA YILLARDIR SAKLADIĞIM ŞEYDEN HABERİ YOKTU.
-
KOCAM, KEMOTERAPİ GÖREN 70 YAŞINDAKİ ANNEMİ BİZDE KALDIĞI SIRADA BODRUMDAKİ ŞİŞME YATAĞA YATIRMIŞTI.
-
KIZIM ESKİ KOCAMLA EVLENDİ
-
Kocam her gece benden bunları istiyor ne yapmam lazım?
-
AKP YASTA MAALESEF! MİLLETVEKİLİ VE EŞİ TRAFİK KAZASI GEÇİRDİ, VEFAT HABERİ GELDİ


