Ana Sayfa 12.09.2026

Eşimin Benden Her Gece İstediği

2 / 2

İşte her gece istediği buydu: Bedenlerimizin yakınlığından çok daha fazlası; ruhumun tüm çıplaklığı, maskesiz bir dürüstlük ve yıllardır içimde biriktirdiğim o derin korkuları tek tek itiraf etmem. Her gece benden üç şey istiyordu: İlki, o gün boyunca benden sakladığı bir sırrı ona sormadan önce kendi içimdeki en utanç verici zaafı ona fısıldamam. İkincisi, geçmişin yükünü ve evliliğimizin üzerinde asılı duran o görünmez duvarları tek bir dokunuşla yıkacak kadar ona teslim olmam. Üçüncüsü ise, onu kaybetme korkumu bir zayıflık değil, aramızdaki bağı güçlendiren bir tutku olarak kabullenmem. Aylar önce aramızda açılan o soğuk mesafeyi kapatmak için bu tehlikeli oyunu o başlatmıştı. Gündüzleri hayatın koşuşturmacasında birbirine yabancılaşan iki insan olmaktan öyle korkmuştu ki, geceleri ruhumuzu çırılçıplak bırakan bir itiraf arenasına çevirmişti yatak odamızı. Benden sadece tenimi değil, içimdeki tüm karanlığı talep ediyordu; çünkü biliyordu ki bir insan ancak en kırılgan yerinden sevildiğinde gerçekten iyileşirdi. O gece gözlerinin içine baktım. Kalbim kaburgalarımı delecek gibi atarken, aylardır boğazımda düğümlenen o son itirafı dudaklarımdan döktüm: “Seni her şeyden çok seviyorum ama bir gün benden sıkılmandan, bu evin içinde iki yabancıya dönüşmemizden öyle korkuyorum ki… Bazen seni kaybetmemek için kendimi yok sayıyorum.” Sözlerim bittiğinde odada derin bir sessizlik oldu. Kaan’ın gözlerindeki o yoğun ateş yerini derin bir şefkate ve sarsıcı bir rahatlamaya bıraktı. Elini yanağıma koydu, başparmağıyla dudağımın kenarını okşadı. “Benim her gece senden istediğim tek şey buydu Selin,” dedi, sesi titreyerek. “Bana tüm kalbini, korkularını açman. Çünkü bedenler birbirine alışır, geçer; ama birbirinin ruhunu gören iki insan asla ayrılamaz.” O an anladım ki, korkuyla arzu arasında gidip gelen o geceler bizi bir uçuruma değil, birbirimizin en derin gerçeğine taşımıştı. Ne yapmam gerektiği sorusunun cevabı artık çok netti: Kaçmak ya da duvarlar örmek yerine, aşkın en saf, en dürüst ve en cesur haline teslim olmak. O gece, yağmurun sesi altında, aramızdaki tüm kilitler sonsuza dek çözüldü. 2. Sayfa Ertesi sabah uyandığımda Kaan hâlâ yanımdaydı. Uzun zamandır ilk kez, gece yarısı fırtınası dinmiş, yerini sakin bir denize bırakmıştı. Gözlerini açtığında bana gülümsedi; o gülümseme, aylardır görmediğim, evliliğimizin ilk günlerindeki gibiydi. Yatağın içinde birbirimize sarıldık, konuşmadan. Kelimelere ihtiyaç duymuyorduk artık. Çünkü itiraf etmiştim, o da duymuştu ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. O gün işe gitmedim. Kaan da gitmedi. Birlikte kahvaltı hazırladık. Mutfakta dans ettik, unuttuğumuz şarkıları mırıldandık. Yıllardır ilk kez, gün ortasında birbirimize bakıp güldük. Akşam olduğunda ise içimi kaplayan o tanıdık korku yine belirdi. Acaba bu gece yine o ritüel mi başlayacaktı? Ama bu kez farklıydı. Kaan, akşam yemeğinden sonra bana yaklaştı ve “Bu gece bir şey istemiyorum,” dedi. “Sadece seninle oturmak, konuşmak istiyorum.” O gece yatak odasına birlikte girdik. Kapıyı kilitlemedi. Işığı kapatmadı. Yatağın kenarına oturduk, sırtımızı duvara yasladık. Konuştuk. Geçmişten, çocukluktan, korkulardan, hayallerden… Yıllardır biriktirdiğimiz ne varsa döktük. Gülerken ağladık, ağlarken güldük. O gece, bedenlerimiz değil, ruhlarımız birleşti. Ve o an anladım ki, gerçek yakınlık, tenin sıcaklığında değil; iki insanın birbirinin en karanlık köşelerini bile sevebilmesinde saklıydı. Ertesi gün Kaan bana bir defter verdi. “Bunu her gece dolduracağız,” dedi. “Birbirimize söyleyemediğimiz ne varsa, önce buraya yazacağız. Sonra oturup okuyacağız.” Defterin ilk sayfasına kendi eliyle şunu yazmıştı: “Korkularımızı paylaştıkça küçülür, sevgimizi paylaştıkça büyür.” O defteri hâlâ saklıyorum. Her akşam, yatmadan önce birkaç satır karalıyoruz. Bazen gülüyoruz, bazen ağlıyoruz. Ama artık biliyoruz ki, gece yarısı geldiğinde evin içindeki tüm sesler çekilse bile, aramızdaki o sessiz bağ asla kopmayacak. Çünkü biz, birbirimizin en karanlık köşelerini bile sevmeyi öğrendik. Ve o gece, yağmurun sesi altında çözülen sadece kilitler değildi; yıllardır birbirinden kaçan iki ruh, nihayet aynı gökyüzünün altında buluşmuştu.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |