DOLAR
Alış: 46.19
Satış: 46.38
EURO
Alış: 53.59
Satış: 53.81
GBP
Alış: 61.86
Satış: 62.32
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
17.06.2026
Eşimi başka bir adamla kendi odamızda yakaladım
- Mesajda sadece şu yazıyordu: “Dosyada üçüncü bir isim daha var. Ve bu kişi sandığınızdan çok daha yakın biri.” O an elim buz kesti. Çünkü o ismi gördüğümde… Selma’nın ihaneti bile küçük kalacaktı. Mesajdaki isme tekrar tekrar baktım. İnanmak istemedim. Çünkü avukatımın gönderdiği dosyada üçüncü kişi olarak yazan isim, Selma’nın kardeşi ya da uzak bir akrabası değildi. Benim öz kardeşim Murat’tı. Telefon elimden düşecek gibi oldu. Yıllarca aynı sofraya oturduğum, çocukluğumun yarısını paylaştığım, babam öldüğünde omzuma sarılıp “Artık birbirimizden başka kimsemiz yok” diyen Murat… Selma’yla birlikte aynı dosyanın içindeydi. O an ihanetin sadece evimin içinde değil, kanımın içinde de dolaştığını anladım. Selma kapının önünde ağlamaya devam ediyordu. — Lütfen, konuşalım, dedi. Her şeyi açıklayacağım. Ona baktım. Eskiden bu gözyaşlarına dayanamazdım. Bir damla ağlasa içim parçalanır, haklı mı haksız mı düşünmeden yanına koşardım. Ama şimdi karşımda ağlayan kadın, evliliğimi bitiren kadın değildi sadece. Benim hayatımı elimden almak için kardeşimle aynı masaya oturmuş bir yabancıydı. — Açıklama yapacağın yer burası değil, dedim. — Ne demek istiyorsun? — Avukatımın ofisinde konuşacağız. Her şey kayıt altında olacak. Yüzündeki korku bir anda büyüdü. Göz bebekleri titredi. Demek ki düşündüğüm doğruydu. Korktuğu şey gerçeklerin ortaya çıkmasıydı, beni kaybetmek değil. Kapıyı kapattım. İçeri girer girmez dizlerimin bağı çözüldü. Koltuğa oturdum, ellerimi yüzüme kapattım. O ana kadar güçlü durmaya çalışmıştım ama yalnız kalınca içimde biriken öfke, kırgınlık ve utanç üstüme çöktü. İnsanın ihanete uğraması acıdır. Ama ihaneti iki ayrı yerden, hem sevdiği kadından hem de kardeşinden yemesi başka bir şeydir. Sanki insanın geçmişi de bugünü de aynı anda elinden alınır. Ertesi sabah avukatım Deniz Hanım’ın ofisine gittim. Masanın üzerinde kalın bir dosya vardı. İçinde banka hareketleri, sahte imzalar, tapu başvuruları, ortak hesap kayıtları ve güvenlik kamerasından alınmış görüntülerin dökümleri bulunuyordu. Deniz Hanım dosyayı önüme çekti. — Önce sakin kalmanız gerekiyor, dedi. Bu dosya onların düşündüğünden çok daha güçlü. Sizin adınıza açılan hesapta olağan dışı para hareketleri var. Ayrıca bazı evraklarda imza taklidi yapılmış olabilir. Bunun için kriminal inceleme talep edeceğiz. — Murat? dedim kısık sesle. Deniz Hanım kısa bir sessizlikten sonra başka bir sayfa açtı. — Kardeşiniz, Selma Hanım’ın görüştüğü kişiyle aynı şirkette görünmüyor ama para transferlerinde adı geçiyor. Daha kötüsü, evinizin satış hazırlığına dair ön görüşmelerde de onun telefonu kullanılmış. Başımın içinde uğultu başladı. — Yani benim haberim olmadan evimi satmaya mı çalışmışlar? — Evet. Boşanma sürecinde mal paylaşımını sizin aleyhinize çevirmek için önce sizi borçlu göstermeye, sonra da evi zorunlu satışa sokmaya çalışmışlar gibi duruyor. O an Selma’yı yatak odamızda yakaladığım gece zihnimde tekrar canlandı. Meğer o gece sadece bir aldatma gecesi değildi. O gece, bana kurulan planın en savunmasız anıydı. Deniz Hanım dosyanın en altından küçük bir zarf çıkardı. — Asıl mesele bu, dedi. Zarfın içinden bir USB bellek çıktı. — Bu nereden geldi? diye sordum. — Dün gece ofisin kapısının altından bırakılmış. Üzerinde sizin adınız yazıyordu. Kalbim hızlandı. Deniz Hanım bilgisayara taktı. Ekranda eski tarihli bir video açıldı. Görüntü bulanıktı ama ses netti. Selma konuşuyordu. “Boşanma işi uzarsa Murat devreye girer. O ikna eder. Sonuçta kardeşi. Ona hâlâ güveniyor.” Sonra Murat’ın sesi duyuldu. “Sen merak etme. Ben ağabeyimi tanırım. Önce kendini suçlar. Sonra susar. O susunca biz işi bitiririz.” Nefesim kesildi. Demek beni sadece kandırmamışlardı. Benim iyi niyetimi, suskunluğumu, aileye bağlılığımı bile hesaplamışlardı
- Tam o sırada videoda üçüncü bir ses duyuldu. O adamın sesiydi. Selma’yı odamızda yakaladığım adam. “Bana düşen kısmı zamanında alırım. Yoksa bu işte kim kimi yakmış, herkes öğrenir.” Deniz Hanım videoyu durdurdu. — Bu kayıt çok önemli, dedi. Burada açık bir çıkar ilişkisi var. Ayrıca tehdit unsuru da olabilir. Fakat bu dosyayı kimin gönderdiğini bulmamız gerekiyor. Ben ekrana bakarken cebim çaldı. Arayan Murat’tı. Açmadım. Bir daha aradı. Yine açmadım. Üçüncü aramada Deniz Hanım başıyla işaret etti. — Açın. Ama hoparlöre alın. Telefonu açtım. Murat’ın sesi geldi. Eskisi gibi rahat değildi. Nefes nefeseydi. — Abi… konuşmamız lazım. Hiç cevap vermedim. — Bak, her şeyi yanlış anlamışsın. Selma seni kandırdı. Beni de kullandı. İçimden acı bir gülme geçti. — Öyle mi? — Yemin ederim. Ben sadece sana zarar gelmesin diye… Sözünü kestim. — Murat, ben videoyu izledim. Telefonun diğer ucunda ölüm sessizliği oldu. Sonra sadece tek bir cümle söyledi: — Hangi video? İşte o an anladım. Birden fazla video vardı. Bizim elimizdeki kayıt, onların sakladığı şeylerin tamamı değildi. Murat hangi videodan bahsettiğimi bilmiyordu çünkü ortada benim bilmediğim başka görüntüler de vardı. Deniz Hanım gözlerime baktı. Aynı şeyi o da anlamıştı. Ben telefonu kapatmadan önce Murat telaşla fısıldadı: — Abi, o kırmızı dosyayı sakın savcılığa verme. İçinde sadece Selma yok… annemin adı da geçiyor. Damarlarımdaki kan buz kesti. Annem yıllar önce ölmüştü. Babamın ölümünden sonra bize kalan mirasın büyük kısmını Murat yönetmişti. Ben ona güvenmiştim. Tek bir belgeyi bile sorgulamamıştım. Çünkü kardeşimdi. Ama şimdi anlıyordum ki Selma’nın ihaneti, sadece on iki yıllık evliliğimin sonu değildi. Bu işin kökü çok daha eskiye gidiyordu. Babamın ölümüne, annemin imzasına, kaybolan tapulara ve yıllardır aile içinde üstü kapatılan karanlık bir sırra kadar uzanıyordu. Telefonu kapattım. Ellerim titriyordu ama bu kez korkudan değil. Deniz Hanım sakin bir sesle sordu: — Ne yapmak istiyorsunuz? Camdan dışarı baktım. O ana kadar tek istediğim Selma’nın bana yaptıklarının hesabını vermesiydi. Ama artık mesele intikam değildi. Mesele, yıllardır üzerime örülen yalan ağını parçalamaktı. — Hepsini ortaya çıkaracağız, dedim. Selma’yı da, Murat’ı da, o adamı da… Kim varsa. Deniz Hanım dosyayı kapattı. — O zaman bugün savcılığa gidiyoruz. Tam ayağa kalkmıştım ki telefonuma bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi. Mesajda bir fotoğraf vardı. Eski aile evimizin bodrumu görünüyordu. Babamın yıllar önce kilitlediği demir kasa açıktı. Kasanın içinde sararmış belgeler ve üzerinde annemin adı yazılı bir zarf vardı. Fotoğrafın altında tek bir cümle yazıyordu: “Gerçeği öğrenmek istiyorsan bu gece yalnız gel.” Ekrana bakakaldım. Çünkü fotoğrafın köşesinde görünen ayakkabı, babamın öldüğü gün evde bulunan ama yıllardır kime ait olduğunu hatırlayamadığım o siyah ayakkabının aynısıydı. Ve ben o anda anladım… Selma’nın ihaneti, bu hikâyenin başlangıcı bile değildi. SON
Benzer Galeriler
-
Dilek İmamoğlu’ndan Kılıçdaroğlu Tepkisi
-
Fadima Tatilde Temel Çıldırdı
-
Az önce açıkladı
-
Yeşilçam’ın usta dev ismi Cüneyt Arkın İle ilgili ağızları açık bırakan bir olay..
-
Milyoner Adam, Hizmetçisinin Kolundaki Yanık İzini Görünce Şüphelendi
-
Eş, haftalar boyunca aşağılanmaları, kirli tabakları ve saçma istekleri sessizce sineye çekti


