Ana Sayfa 17.06.2026

Eşimi başka bir adamla kendi odamızda yakaladım

2 / 2

Tam o sırada videoda üçüncü bir ses duyuldu. O adamın sesiydi. Selma’yı odamızda yakaladığım adam.

“Bana düşen kısmı zamanında alırım. Yoksa bu işte kim kimi yakmış, herkes öğrenir.”

Deniz Hanım videoyu durdurdu.

— Bu kayıt çok önemli, dedi. Burada açık bir çıkar ilişkisi var. Ayrıca tehdit unsuru da olabilir. Fakat bu dosyayı kimin gönderdiğini bulmamız gerekiyor.

Ben ekrana bakarken cebim çaldı. Arayan Murat’tı.

Açmadım.

Bir daha aradı.

Yine açmadım.

Üçüncü aramada Deniz Hanım başıyla işaret etti.

— Açın. Ama hoparlöre alın.

Telefonu açtım.

Murat’ın sesi geldi. Eskisi gibi rahat değildi. Nefes nefeseydi.

— Abi… konuşmamız lazım.

Hiç cevap vermedim.

— Bak, her şeyi yanlış anlamışsın. Selma seni kandırdı. Beni de kullandı.

İçimden acı bir gülme geçti.

— Öyle mi?

— Yemin ederim. Ben sadece sana zarar gelmesin diye…

Sözünü kestim.

— Murat, ben videoyu izledim.

Telefonun diğer ucunda ölüm sessizliği oldu.

Sonra sadece tek bir cümle söyledi:

— Hangi video?

İşte o an anladım. Birden fazla video vardı. Bizim elimizdeki kayıt, onların sakladığı şeylerin tamamı değildi. Murat hangi videodan bahsettiğimi bilmiyordu çünkü ortada benim bilmediğim başka görüntüler de vardı.

Deniz Hanım gözlerime baktı. Aynı şeyi o da anlamıştı.

Ben telefonu kapatmadan önce Murat telaşla fısıldadı:

— Abi, o kırmızı dosyayı sakın savcılığa verme. İçinde sadece Selma yok… annemin adı da geçiyor.

Damarlarımdaki kan buz kesti.

Annem yıllar önce ölmüştü.

Babamın ölümünden sonra bize kalan mirasın büyük kısmını Murat yönetmişti. Ben ona güvenmiştim. Tek bir belgeyi bile sorgulamamıştım. Çünkü kardeşimdi.

Ama şimdi anlıyordum ki Selma’nın ihaneti, sadece on iki yıllık evliliğimin sonu değildi. Bu işin kökü çok daha eskiye gidiyordu. Babamın ölümüne, annemin imzasına, kaybolan tapulara ve yıllardır aile içinde üstü kapatılan karanlık bir sırra kadar uzanıyordu.

Telefonu kapattım.

Ellerim titriyordu ama bu kez korkudan değil.

Deniz Hanım sakin bir sesle sordu:

— Ne yapmak istiyorsunuz?

Camdan dışarı baktım. O ana kadar tek istediğim Selma’nın bana yaptıklarının hesabını vermesiydi. Ama artık mesele intikam değildi. Mesele, yıllardır üzerime örülen yalan ağını parçalamaktı.

— Hepsini ortaya çıkaracağız, dedim. Selma’yı da, Murat’ı da, o adamı da… Kim varsa.

Deniz Hanım dosyayı kapattı.

— O zaman bugün savcılığa gidiyoruz.

Tam ayağa kalkmıştım ki telefonuma bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.

Mesajda bir fotoğraf vardı.

Eski aile evimizin bodrumu görünüyordu. Babamın yıllar önce kilitlediği demir kasa açıktı. Kasanın içinde sararmış belgeler ve üzerinde annemin adı yazılı bir zarf vardı.

Fotoğrafın altında tek bir cümle yazıyordu:

“Gerçeği öğrenmek istiyorsan bu gece yalnız gel.”

Ekrana bakakaldım.

Çünkü fotoğrafın köşesinde görünen ayakkabı, babamın öldüğü gün evde bulunan ama yıllardır kime ait olduğunu hatırlayamadığım o siyah ayakkabının aynısıydı.

Ve ben o anda anladım…

Selma’nın ihaneti, bu hikâyenin başlangıcı bile değildi.

SON

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |