DOLAR
Alış: 45.83
Satış: 46.02
EURO
Alış: 53.23
Satış: 53.45
GBP
Alış: 61.54
Satış: 62.00
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
2.06.2026
Erkek arkadaşım bana “itaat etmeyi öğretmek” için beni pijamalarımla evin dışında kilitledi
- Erkek arkadaşım bana “itaat etmeyi öğretmek” için beni pijamalarımla evin dışında kilitledi… Ama o gece ailemin evine döneceğimi, onların uygun gördüğü evlilik teklifini kabul edeceğimi ve benimle evlenmek için ayırdığı tarihi başka bir adamın parmağıma yüzük takacağı gün yapacağımı bilmiyordu. Çöpü atmak için sadece birkaç dakikalığına dışarı çıkmıştım. Ayağımda ev terlikleri vardı, saçlarım dağınıktı. Sadece otuz saniye sürecekti. Ama geri döndüğümde kapı açılmadı. Önce cebimde anahtarı aradım, sonra yanımda olmadığını hatırladım. Bir kez kapıyı çaldım. Sonra bir kez daha. Mert’in içeride olduğunu biliyordum. Çalışma odasının ışığı hâlâ yanıyordu ve kullandığı mekanik klavyenin sesi koridora kadar geliyordu. — Mert, kapıyı aç. Ses yoktu. Telefonumu çıkarıp onu aradım. Karşıma otomatik bir mesaj çıktı. Numaramı yine engellemişti. Bu ilk kez olmuyordu. Her tartışmamız aynı şekilde bitiyordu: benimle konuşmayı kesiyor, numaramı engelliyor, duygusal olarak duvar örüyor ve sonunda benim özür dileyerek geri dönmemi bekliyordu. Başlarda ağlıyordum. Sonra yalvarıyordum. Bir keresinde sadece bana bakması için bütün gece banyonun önünde oturmuştum. Ama o gece, apartmanın koridorunda elimde çöp poşetiyle beklerken çok basit bir şeyi fark ettim. Artık yorulmuştum. Kapıyı bir daha çalmadım. Aşağı indim. Bir taksi çağırdım. Ve Beyoğlu’ndaki küçük bir otele gittim. Resepsiyondaki kadın bana baştan aşağı baktı. Üzerimde kırışmış bir pijama vardı. Ayağımda terlikler. Kimliğim de yanımda değildi çünkü Mert, “kaybetmeyeyim” diye bütün resmi belgelerimi kendi çekmecesinde tutuyordu. Dijital kimliğim sayesinde bir oda kiralayabildim. Duş aldım. İnternetten kıyafet sipariş ettim. Ve üç yıl sonra ilk kez, onu nasıl daha az kızdırabileceğimi düşünmeden yatağa uzandım. Saçlarımı kuruturken telefonuma bir bildirim geldi. Mert’in oyuncu grubundan bir mesajdı. Sahte bir hesapla o grupta bulunuyordum. Çünkü bir zamanlar onun dünyasının parçası olduğumu hissetmek istiyordum. Mert yazmıştı: “Kadınların bazen kapının dışında kalması lazım ki haddini bilsinler. Hemen içeri alırsan tepene çıkarlar.” Grup kahkahalarla doldu. Sonra “GeceYıldızı” adlı bir kadın oyuncu cevap verdi: “Yazık kızcağıza ama onu eğittiğin için şanslı.” Mert de şöyle yazdı: “O bensiz yapamaz. Yarın ağlayarak geri gelir.” Ekrana baktım. Eskisi gibi canım yanmadı. Sadece midem bulandı. Grubun sesli görüşmesine katıldım. Mert rahat görünüyordu. Gülüyordu. Benimle konuşurken çoktan kaybettiği o yumuşak ses tonunu kullanıyordu. Beni görünce yüzü bembeyaz oldu. — Elif… Bitirmesine izin vermedim. — Bitti, Mert. Aramayı kapattım. Bir dakika geçmeden telefonum çalmaya başladı. Şimdi arıyordu. Çünkü artık onun iznine ihtiyaç duyan kadın değildim. Telefonu açmadım. Sabah olur olmaz yeni kimliğimi çıkarmak için başvuruda bulundum. Sonra doğruca ailemin Sarıyer’deki evine gittim. Üç yıl önce aşk uğruna terk ettiğim eve… Kapıyı annem açtı. Beni görünce eli ağzına gitti. Babam arkasından çıktı. Yorgun görünüyordu. Saçları daha da ağarmıştı. — Kızım… Bana kızacaklarını sanıyordum. Ama ikisi de sadece bana sarıldı.
- Kapının girişinde ağladım. Mert için değil. Kendim için. Sessizliği sabır sanan kadın için. Cezalandırılmayı sevgi sanan kadın için. Öğle yemeğinde babam dikkatli bir ses tonuyla konuştu. — Seni hiçbir şeye zorlamak istemiyoruz. Ama Demir ailesi hâlâ seninle tanışmak istiyor. Oğulları Kerem seni birkaç kez sordu. Zayıf bir gülümseme belirdi yüzümde. Kerem Demir. Yıllar önce Mert için reddettiğim adam. — Onunla görüşmeyi kabul ediyorum. Annem ve babam birbirlerine baktılar. Şaşkınlardı. — Emin misin? Telefonuma baktım. Mert başka bir numaradan mesaj göndermişti: “Üç günün var. Cuma günü planladığımız gibi evleniyoruz. Umarım dersini almışsındır.” Derin bir nefes aldım. — Evet baba. Eminim. — Kerem’le ne zaman görüşmek istersin? Telefondaki tarihe baktım. Cuma. Mert’le evlenmem gereken gün. — Üç gün sonra. — Güzel bir gün olur. O gece Mert’i her yerden engelledim. Ama uyumadan hemen önce bir fotoğraf aldım. Gönderen kişi GeceYıldızı’ydı. Fotoğrafta benim dekore ettiğim evin salonunda oturuyordu. Üzerinde benim sabahlığım vardı. Mesajında sadece şunu yazmıştı: “Boşalttığın yer için teşekkürler.” Cevap vermedim. Fotoğrafı doğrudan babamın avukatına gönderdim. Yanına da evin tapu belgelerini ekledim. Çünkü Mert’in bilmediği bir şey daha vardı. O ev hiçbir zaman ona ait olmamıştı. Bölüm 2 Üç gün sandığımdan daha hızlı geçti. Bu üç gün boyunca Mert bana ulaşmanın her yolunu denedi. Bilinmeyen numaralardan aradı. E-postalar gönderdi. Hatta ortak arkadaşlarımızın hesaplarını kullandı. Mesajlarının hepsi birbirine benziyordu. İlk başta emir veriyordu. “Elif, çocukluk yapmayı bırak.” Sonra tehdit etmeye başladı. “Buna pişman olacaksın.” Ardından yalvarmaya geçti. “Seni özlüyorum.” Ve sonunda kendini mağdur göstermeye çalıştı. “En çok sana ihtiyacım olan anda beni terk ettin.” Hiçbirine cevap vermedim. Üçüncü gün Kerem’le buluştum. Gergin ve zoraki bir görüşme olacağını düşünüyordum. Ama restorana giren adam beni şaşırttı. Neden onu yıllar önce reddettiğimi sormadı. Mert’i sormadı. Beni utandıracak hiçbir şey sormadı. Sadece sandalyesini çekip oturmama yardım etti ve şöyle dedi: — Son günlerde çok zor şeyler yaşamış olmalısın. Başımı kaldırıp ona baktım. — Hiç merak etmiyor musun? Kerem gülümsedi. — Elbette ediyorum. Ama anlatmak istersen zaten anlatırsın. Yıllar sonra ilk kez biri benimle bir insan gibi konuşuyordu. Bir eşya gibi değil. Bir mülk gibi değil. “Eğitilmesi gereken” biri gibi hiç değil. O akşam ailemin evine döndüğümde kapının önünde bir polis aracı gördüm. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Kötü bir şey olduğunu sandım. Ama polis memuru sadece sordu: — Elif Yılmaz siz misiniz? — Evet. — Mert Aydın’ın yaptığı şikâyetle ilgili birkaç bilgiyi doğrulamamız gerekiyor. Şaşkınlıkla baktım. — Nasıl bir şikâyet? Memur dosyayı açtı. — Kendisi, evden ayrılırken yüksek miktarda para ve bazı değerli eşyaları çaldığınızı iddia ediyor. Bir anda gülmeye başladım. Hayatımda ilk kez iftiraya uğrarken gülüyordum. Çünkü üç gün önce bütün tapu kayıtlarını, faturaları ve banka dekontlarını avukata göndermiştim. Evin sahibi bendim. Mobilyaların ödemelerini ben yapmıştım. Her şey belgelerle ortadaydı. Polis memuru dosyalara baktıktan sonra başını salladı. — Görünüşe göre Bay Mert bazı önemli ayrıntıları unutmuş. İki gün sonra şikâyeti reddedildi. Ama Mert için asıl darbe bu değildi. Ertesi sabah ailemin avukatı onun evden çıkarılması için resmi işlemleri başlattı. Yedi gün içinde daireyi boşaltması gerekiyordu. Mert babamı aradı. Babam telefonu açmadı. Şirkete gitti. Güvenlik görevlileri onu içeri almadı. Eve geldi. Kapılar açılmadı. Hayatı boyunca başkalarını kapının dışında bırakmayı seven adam, ilk kez dışarıda kalan kişi olmuştu. Yedinci günün sonunda daireyi terk etmek zorunda kaldı. Duyduğuma göre GeceYıldızı da kısa süre sonra ortadan kaybolmuştu. Mert’i sevdiği için yanında değildi. Sadece kazandığını hissetmeyi seviyordu. Dairenin Mert’e ait olmadığını, internette gösterdiği arabanın kiralık olduğunu ve lüks eşyalarının çoğunun taksitle alındığını öğrenince geldiği hızla uzaklaştı. Mert iki hafta içinde her şeyini kaybetti. Hikâyenin burada biteceğini sanıyordum. Ama kader benim için son bir sürpriz hazırlamıştı. Bir ay sonra avukatım beni aradı. — Elif Hanım, ofise gelmeniz gerekiyor. Gittiğimde önüme kalın bir dosya koydu. Dosyayı açtım. Bu, Mert’in mali geçmişiyle ilgili bir soruşturma dosyasıydı. Ve bir isim gördüğüm anda donup kaldım. GeceYıldızı. Başımı kaldırdım. — Bu da ne demek? Avukat ciddi bir ifadeyle cevap verdi: — Gerçek adı Selin. Ve size söylendiği gibi yabancı biri değil. Mert’in kuzeni. Kanım çekildi. — Ne? Avukat başını salladı. — Bu gerçeği yıllarca saklamışlar. Meğer ihanet hikâyesi sandığınızdan çok farklıymış. Selin, Mert’e kadınlara yaklaşmasında yardım ediyor, ilişkileri sabote ediyor, ardından güvenlerini kazanarak onları maddi ve psikolojik olarak sömürüyordu. Siz ilk kurban değildiniz. Dördüncüydünüz. Önceki kadınlar yeterli delil bulamamıştı. Ama bu kez durum farklıydı. Selin’in gönderdiği fotoğraf. Oyun grubundaki mesajlar. Tehdit içerikli e-postalar. Hepsi delil olarak kullanıldı. Birkaç ay sonra ikisi de çok sayıda dava ile karşı karşıya kaldı. Mert’in itibarı tamamen yok oldu. Ben ise… Bir bahar akşamı Boğaz kıyısında duruyordum. Yanımda Kerem vardı. Cebinden küçük bir kutu çıkardı. Gülmeden edemedim. — Emin misin? Kerem gözlerimin içine baktı. — Hayatımda hiçbir şeyden bu kadar emin olmadım. Kutuyu açtı. İçinde sade ama zarif bir yüzük vardı. Gösterişsiz. Ama anlamlı. Tıpkı onun gibi. — Elif, sana kusursuz bir hayat vaat edemem. Bir an durdu. — Ama sana asla kendi değerinden şüphe ettirmeyeceğime söz verebilirim. Gözlerim doldu. Bu kez acıdan değil. Çünkü sonunda anlamıştım. Sevgi katlanmak demek değildi. Korkmak demek değildi. Sürekli birilerini memnun etmeye çalışmak hiç değildi. Sevgi; Saygı görmekti. Dinlenmekti. Olduğun kişi olarak kabul edilmekti. Başımı salladım. — Evet. Bir yıl sonra, Mert’in benimle evlenmek için seçtiği tarihte, beyaz gelinliğimle Kerem’e doğru yürüyordum. Babam elimi ona teslim ederken kulağıma fısıldadı: — Kızım sonunda eve döndü. Sevdiklerimin gülümseyen yüzlerine baktım. Bana sevgiyle bakan adama baktım. Ve bir şeyi fark ettim. Mert o gece kapıyı üzerime kilitlediğinde beni cezalandırdığını sanmıştı. Oysa farkında olmadan bana yeni bir hayatın kapısını açmıştı. Ve bu kez… Bir daha asla arkama bakmadım.
Benzer Galeriler
-
Kocam beni 3 saat boyunca dövdü ve bodrumda ölüme terk etti
-
Milyoner, Kendi Saat Mağazasına Fakir Bir Müşteri Kılığında Girdi
-
Yetmiş bir yaşındaki bir dul kadınla para ve başımı sokacak bir çatı uğruna evlendim
-
Erkek arkadaşım bana “itaat etmeyi öğretmek” için beni pijamalarımla evin dışında kilitledi
-
Yırtık ayakkabılı çocuk “Babam orgeneral” dedi, öğretmen tüm sınıfın önünde defterini yırttı
-
Vazektomi yaptırmamın üzerinden 14 yıl geçmişti ki eşim Elif hamile olduğunu söyledi.


