DOLAR
Alış: 47.31
Satış: 47.50
EURO
Alış: 54.44
Satış: 54.66
GBP
Alış: 63.50
Satış: 63.97
En Yakın Arkadaşımla Evlendim
- Emre’nin son cümlesini duyduğumda nefes alamıyordum. “Birkaç gün daha sabret. Yıldönümünden sonra gerisini de halledeceğim.” Telefon kapandı. Kapının önünde donup kalmıştım. Elimde onun için aldığım saat, artık ağır bir taş gibi geliyordu. Kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki duyacağını sandım. Sessizce evden çıktım, arabaya bindim ama kontağı bile çeviremedim. Aklımda tek bir soru vardı. Hangi tuzak? Yıllardır bana söylediği bütün güzel sözler, bana baktığı her sevgi dolu bakış bir anda anlamını yitirmişti. O gece eve geç döndüm. Hiçbir şey olmamış gibi davrandım. Emre beni görünce gülümsedi. “Bugün seni çok özledim.” Eskiden olsa boynuna sarılırdım. Bu kez sadece tebessüm ettim. İçimde fırtınalar koparken onun gözlerinin içine bakıp yalan söylemesini izledim. O gece uyuyormuş gibi yaptım. Sabaha karşı telefonunu sessizce aldım. Parolasını biliyordum. Mesajları karıştırmaya başladım. Beklediğim gibi sevgilisi ya da gizli hesaplar yoktu. Tam vazgeçecekken “Murat” isimli eski bir arkadaşımızla yaptığı uzun yazışmaları gördüm. Mesajlardan biri dikkatimi çekti. “Planın son aşamasına geldin.” Ellerim titremeye başladı. Konuşmalar yıllar öncesine kadar uzanıyordu. Fakat eski mesajların çoğu silinmişti. Sadece birkaç tanesi kalmıştı. “Buna yıllarca inanması inanılmaz.” “Gerçek ortaya çıkınca çok şaşıracak.” “Sabırlı ol.” Bunları okudukça beynim durmuş gibiydi. Ertesi gün iş yerine gitmek yerine eski lise arkadaşlarımızdan Selin’i aradım. Selin, Emre ve Murat’la aynı sınıftaydı. Ona hiçbir ayrıntı vermeden lise yıllarında tuhaf bir şey yaşanıp yaşanmadığını sordum. Telefondaki sessizlik uzayınca içim daha da sıkıştı. Sonunda derin bir nefes aldı. “Aslında bunu sana yıllar önce söylemek istemiştim.” Kalbim yeniden hızlandı. “Ne demek istiyorsun?” “Lisede sana deli gibi âşık olan biri daha vardı.” “Kim?” “Emre’nin kuzeni Barış.” Bu ismi yıllardır duymamıştım. Selin devam etti. “Barış sana açılmaya hazırlanıyordu. Hatta mektup bile yazmıştı.” Şaşkınlıkla dinliyordum. “Sonra?” “Emre o mektubu sana hiç vermedi.” Bir an gözlerimi kapattım. “Aksine Barış’a, senin onunla dalga geçtiğini söyledi.” “Neden böyle bir şey yapsın?” “Bilmiyorum. Sonra Barış okul değiştirdi.” Eve dönerken duyduklarımı anlamaya çalışıyordum
- Ama hâlâ duyduğum telefon konuşmasını açıklamıyordu. O gece Emre banyodayken çalışma odasına girdim. Çekmecelerin arasında eski bir kutu buldum. Kutunun içinde lise yıllarından kalma fotoğraflar, kartpostallar ve sararmış zarflar vardı. En alttaki mektubun üzerinde adım yazıyordu. Hiç açılmamıştı. Titreyen ellerimle zarfı açtım. İçindeki satırlar gözyaşlarımı durduramadı. Barış gerçekten bana âşık olduğunu yazmıştı. Ama mektubun arkasında başka bir not vardı. Emre’nin el yazısıyla. “Bu mektubu hiçbir zaman okuyamayacak.” Dizlerimin üzerine çöktüm. Tam o sırada kapı açıldı. Emre beni elinde kutuyla görünce yüzü bembeyaz kesildi. Artık saklayacak hiçbir şeyi kalmamıştı. Sessizce sandalyeye oturdu. “Demek öğrendin.” Bağıracak gücüm bile yoktu. “Neden?” Başını öne eğdi. “Çünkü seni ilk gördüğüm günden beri seviyordum.” “Bu sevgi mi?” Gözleri doldu. “Lisede seni kaybetmekten korkuyordum. Barış senden hoşlanınca panikledim.” Derin bir nefes aldı. “Mektubu sakladım. Sonra ona senden nefret ettiğini söyledim.” İçimdeki öfke büyüyordu. “Peki telefondaki sözlerin?” Emre acıyla gözlerini kapattı. “Bugün Murat’la konuşuyordum.” “Bunu biliyorum.” “Aslında tuzak dediğim şey seni bana âşık etmekti.” Sinirle ayağa kalktım. “İnsan sevdiğine tuzak kurar mı?” “Ben aptaldım.” Sesi çatlamıştı. “Çocuk aklımla seni kaybetmemek için korkunç bir hata yaptım.” “Sonra yıllarca bunu itiraf edemedim.” “Her geçen gün daha da zorlaştı.” Onu dinlerken öfkem dinmiyordu. Çünkü hayatımla ilgili en önemli seçimlerden biri benden çalınmıştı. Belki yine Emre’yi seçecektim. Belki de seçmeyecektim. Ama karar bana ait olmalıydı. O gece bavulumu topladım. Emre beni durdurmaya çalışmadı. Sadece kapıda sessizce durdu. “Geri döner misin?” Arkamı dönmeden cevap verdim. “Bilmiyorum.” Aylar boyunca ayrı yaşadık. Bu süreçte aile terapisine gitmeyi teklif etti. İlk başta reddettim. Sonra kabul ettim. Çünkü nefret ederek yaşamak istemiyordum. Seanslarda Emre, yıllarca taşıdığı suçluluk duygusunu ilk kez açıkça anlattı. Hatasını hiçbir zaman inkâr etmedi. Defalarca özür diledi. Ben ise güvenin yalnızca sadakatle değil, dürüstlükle de ayakta durduğunu öğrendim. Bir insanın geçmişte yaptığı tek bir yanlış, bazen yıllarca süren binlerce güzel anıyı bile gölgeleyebiliyordu. Bir yıl sonra yeniden aynı evde yaşamaya başlamadık. Ama yeniden birbirimizi tanımaya başladık. Bu kez çocukluk arkadaşları ya da eski âşıklar olarak değil, birbirine karşı tamamen dürüst olmaya çalışan iki yetişkin olarak. Çünkü gerçek sevgi, birini elde etmek için oyun kurmak değil; onu özgürce seçim yapabileceği kadar sevmektir. Ve ben o gün anladım ki, bir ilişkinin en sağlam temeli aşk değil, gerçeği saklamayacak kadar cesur olabilmektir.
Benzer Galeriler
-
Eve Erken Döndüğümde Kızımı Merdivenlerde Ağlarken Buldum… Kayınvalidemin Hazırladığı “Özel Yemek” Ailemizin Hayatını Değiştirdi
-
Eve İki Gün Erken Döndüm… Hamile Eşimi Soğuk Yemekle Bodrumda Bulunca Ailemin Kurduğu Plan Ortaya Çıktı
-
Kızımın Doğum Gününde Bana İftira Attılar… Bodruma Kilitledikleri Kadının Gerçek Kimliğini Öğrendiklerinde Her Şey İçin Çok Geçti
-
Üç Yıl Boyunca Kendi Evimde Esir Gibi Yaşadım… Fırtınalı Bir Gecede Kaçınca Kocamın Kurduğu Bütün Düzen Ortaya Çıktı
-
Düğün Günü Hastaneye Kaldırıldım… Kayınvalidemin Davranışı Ailemizi Sonsuza Kadar Değiştirdi
-
20. Evlilik Yıl Dönümümüzde Kocamın Her Sabah Gizlice Kaybolduğunu Fark Ettim… Gerçeği Öğrendiğimde Gözyaşlarımı Tutamadım


