DOLAR
Alış: 47.41
Satış: 47.60
EURO
Alış: 54.64
Satış: 54.86
GBP
Alış: 63.70
Satış: 64.18
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
2.08.2026
Görümcem Herkesin İçinde Bana Tokat Attı… İki Yıl Sonra Mahkeme Kararıyla Kendi Kurduğu Düzen Çöktü
- BÖLÜM 1: Bana Biçtikleri Yer “Bu ailede yerini unutmuş gibisin.” Görümcem Nermin’in tokadı yüzüme indiğinde, yemek masasındaki herkes donup kalmıştı. O gün on birinci evlilik yıl dönümümüzdü. Masayı sabahın erken saatlerinden beri tek başıma hazırlamıştım. Beyaz örtüyü ütülemiş, annemin bahçesinden topladığım gülleri vazoya yerleştirmiş, çocuklarımın en sevdiği yemekleri pişirmiştim. Hayalim, uzun zamandır ilk kez huzurlu bir aile akşamı geçirmekti. Ama yine yanılmıştım. Tokadın acısından çok, sekiz yaşındaki kızım Buse’nin korkuyla bana bakması canımı yaktı. Beş yaşındaki oğlum Can ise elindeki çatalı bırakmış, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Masadaki sessizlik birkaç saniye sürdü. Ben ise sadece eşime baktım. Gökhan… Yirmi iki yaşında âşık olduğum adam. Bir ömür birlikte yaşlanacağımızı sandığım adam. Başını kaldırmadı bile. Tabağına bakmaya devam etti. Ne “Yeter!” dedi… Ne de “Eşime bunu yapamazsın.” Hiçbir şey söylemedi. İşte o an içimde yıllardır biriken sessizlik kırıldı. Çatalımı usulca masaya bıraktım. Peçeteyle ellerimi sildim. Sonra masanın üzerinden uzanıp Nermin’e tek bir tokat attım. Ne daha fazla… Ne eksik… Sadece bir kez. Masadaki herkes aynı anda nefesini tuttu. Sanki büyük bir suç işlemişim gibi bana bakıyorlardı. Oysa birkaç saniye önce bana vurulduğunda kimsenin sesi çıkmamıştı. Ayağa kalktım. Nermin’e değil… Gökhan’a baktım. “Kalabalık bir odada eşini koruyamayan bir adam, o kadının kocası olmayı hak etmez.” Yüzü ilk kez değişti. Şaşkındı. Belki de yıllardır susmaya devam edeceğimi sanıyordu. Kızımın elini tuttum. Sonra oğlumu yanıma çağırdım. Hiç acele etmeden kapıya yöneldik. Üzerimde, Gökhan’ın beğendiğini söylediği lacivert elbise vardı. Arabaya bindiğimizde çocuklar tek kelime konuşmadı. Kırk dakika sonra Ankara’nın Çankaya ilçesindeki aile evimizin önüne geldiğimde ise direksiyonu tutan ellerim titremeye başlamıştı. Kapıyı annem açtı. Yüzüme baktı. Yanağımdaki kızarıklığı gördü. Hiç soru sormadı. Sadece beni kucakladı. “Geç kızım.” “Artık güvendesin.” O cümleyi duyunca aylardır tutmaya çalıştığım gözyaşları durmadı.
- Babam salondan çıktı. Çocukları tek tek öptü. Bana sarıldı. Hayatımda ilk kez gerçekten yorulduğumu hissettim. O gece Gökhan tam on sekiz kez aradı. Telefonu açmadım. Ertesi gün yirmi üç kez daha aradı. Mesajları peş peşe geliyordu. “Konuşalım.” “Annem de üzgün.” “Nermin aslında öyle demek istemedi.” “Çocuklar beni soruyor mu?” Üç gün boyunca hiçbirine cevap vermedim. Dördüncü gün aradığında telefonu açtım. Sesindeki panik hemen hissediliyordu. “Çok özür dilerim.” “Konuşabilir miyiz?” “Her şeyi düzelteceğim.” Sakin bir sesle tek bir soru sordum. “Kaç kez?” Anlamadı. “Neyi?” “On bir yılda annen ya da kız kardeşin beni kaç kez aşağıladı?” Telefonun diğer ucunda sessizlik oluştu. “Hatırlamıyorum.” “Ben de artık sayamıyorum.” Çünkü gerçekten saymayı yıllar önce bırakmıştım. İlk olay evliliğimizin ikinci yılında yaşanmıştı. İlk Şükran Günü yerine bizim için düzenlenen büyük aile yemeğinde. Sabahın altısından beri mutfaktaydım. Rahmetli anneannemin tarif defterinden hazırladığım yemekler masadaydı. Nermin ilk lokmayı aldı. Sonra yüksek sesle gülümsedi. “Bazı insanlar ait olmadıkları yerlere aitmiş gibi görünmek için gerçekten çok uğraşıyor.” Masadakiler güldü. Kimisi gerçekten eğlenmişti. Kimisi ise ortam bozulmasın diye. Gökhan ne yaptı biliyor musunuz? Konuyu futbola çevirdi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Ben ise elimdeki su bardağını sıkıca tutup sustum. Bir yıl sonra oğlum Can’ın mevlidinde bu kez kayınvalidem Fikriye beni mutfağa çağırdı. Kucağımda yeni doğmuş bebeğim vardı. Yumuşak bir ses tonuyla konuştu. “Para güzel çocuk odası yaptırabilir ama insan görgüyü parayla satın alamaz.” Sonra gülümsedi. Dışarı çıktığında ise herkes onu dünyanın en nazik kadını sanıyordu. Ben yine sustum. Çünkü Gökhan hiçbir zaman beni savunmuyordu. Daha doğrusu… Kimseyi kırmamak adına beni kırmayı seçiyordu. Yıllar böyle geçti. Nermin’in catering şirketi zor günler yaşamaya başladığında iflas etmesin diye bütün organizasyon masrafını gizlice ben ödedim. Kimse teşekkür etmedi. Tam tersine Nermin çalışanlarının önünde yüksek sesle şöyle dedi: “Demek sonunda aile parasının işe yaradığı bir yer bulabildin.” Masadakiler yine güldü. Ben de onlarla birlikte güldüm. Çünkü o yıllarda hayatta kalmanın yolu buydu. Sessiz kalmak… Gülümsemek… Yok sayılmak… Ve her şey düzelecek diye kendini kandırmak. Bu sırada kendi hayatımı kurmaya devam ediyordum. Üniversiteden arkadaşım Hande ile kurduğumuz iç mimarlık şirketi kısa sürede büyüdü. İki kişilik küçük ofis, on iki çalışanı olan saygın bir firmaya dönüştü. İstanbul, İzmir ve Bursa’da büyük projeler almaya başladık. Kazancım zamanla Gökhan’ın gelirini geçti. Ama bunu hiçbir zaman yüzüne vurmadım. Hatta bazı aylarda evin kredi taksitlerinin tamamını ben ödedim. Yine de aile içinde “fazla parası olan gelin” olmaktan öteye geçemedim. Ben iş seyahatlerindeyken evin banka işlemlerini Gökhan yürütmeye başladı. Bunu ekip işi sanıyordum. Oysa bilmediğim şey, o hesaplardan sessizce başka yerlere para aktarılıyor olmasıydı. Henüz hiçbir şeyden haberim yoktu. Ama çok yakında öğrenecektim. Ve öğreneceğim gerçek, yalnızca evliliğimi değil… Bütün aileyi sarsacaktı.BÖLÜM 2: Gerçeklerin Peşinde Annemlerin evine taşınmamızın üzerinden on bir gün geçmişti. O sabah Ankara’daki aile hukuku konusunda deneyimli avukatlardan Baran Yıldırım ile ilk kez aynı masaya oturuyordum. Baran, dosyaları tek tek önüme bırakırken sakin bir ses tonuyla konuştu. “Öncelikle sizden şunu öğrenmek istiyorum.” “Bu davadan ne bekliyorsunuz?” Hiç düşünmeden cevap verdim. “Çocuklarımın huzurunu.” “Evimi.” “Ve yıllardır benden gizlenen gerçeği.” Baran başını salladı. “O zaman banka hesaplarından başlayacağız.” O an bunun hayatımın en önemli kararı olacağını bilmiyordum. Boşanma davası açıldıktan sonra mahkeme, her iki tarafın da mali kayıtlarını sunmasını istedi. İlk bakışta her şey normal görünüyordu. Elektrik faturaları… Kredi ödemeleri… Market harcamaları… Çocukların okul masrafları… Fakat Baran ayrıntıları incelemeyi seviyordu. Bir gün beni aradı. “Yarın ofise gelir misiniz?” “Önemli bir şey bulduk.” Ertesi sabah dosyayı önüme koydu. “Son dört yılda ortak hesabınızdan toplam altmış bin liradan fazla para çıkmış.” Şaşırdım. “Nasıl yani?” “EFT’ler küçük küçük yapılmış.” “Her biri birkaç bin lira.” “Fark edilmeyecek şekilde.” “Alıcı aynı kişi.” “Nermin.” Bir an nefes alamadığımı hissettim. “Yanlış olmalı.” Baran bilgisayarı çevirdi. Bütün dekontlar önümdeydi. Ay ay… Yıl yıl… Her transfer ortak hesabımızdan yapılmıştı. Üstelik hesabın büyük bölümü benim kazancımla doluydu. Gökhan, ben şehir şehir proje peşinde koşarken kazandığım paraları gizlice kız kardeşine gönderiyordu. Ondan habersiz. Benden habersiz. Üstelik bunu yıllardır yapıyordu. Gökhan ifadesinde bu ödemelerin borç olduğunu söyledi. “Nermin zor durumdaydı.” “Aileme yardım ettim.” Baran tek bir soru sordu. “Eşinizden izin aldınız mı?” Sessizlik… “O biliyordu mu?” Sessizlik… Mahkeme salonunda ilk kez başını öne eğdi. Çünkü cevabı yoktu. Ancak asıl şok daha gelmemişti. Baran birkaç gün sonra yeniden aradı. Bu kez sesi daha ciddiydi. “Bir evrak bulduk.” “Mutlaka görmeniz gerekiyor.” Ofisine gittiğimde masanın üzerinde noter onaylı görünen bir belge duruyordu. Belgenin başlığını okuduğum anda kanım çekildi. Tapu Devir Belgesi Evimizin yüzde onluk hissesi sözde kayınvalidem Fikriye’ye devredilmiş görünüyordu. Altında ise benim imzam vardı. Belgeyi uzun süre elimden bırakamadım. İmza bana benziyordu. Ama bana ait değildi. “Bunu ben imzalamadım.” Baran sakinliğini korudu. “Biliyorum.” “Bu yüzden belgeyi adli belge inceleme uzmanına gönderdik.” Yaklaşık üç hafta sonra rapor geldi. Uzman, kalem baskılarının farklı olduğunu… Harf geçişlerinin doğal görünmediğini… İmzanın taklit edildiğini… Ayrıntılı şekilde raporlamıştı. Artık elimizde yalnızca şüphe değil… Bilimsel delil de vardı. Daha ilginç olan ise Tapu Müdürlüğünden gelen yazıydı. Belge aylar önce sisteme girmişti. Ancak kimlik doğrulamasındaki tutarsızlık nedeniyle işlem durdurulmuştu. Eksik belgeler hiçbir zaman tamamlanmadığı için devir gerçekleşmemişti. Yani evim hâlâ benimdi. Ama biri bunu elimden almaya çalışmıştı. Üstelik planlı şekilde. O akşam otoparkta arabamın içinde uzun süre oturdum. Sonunda babamı aradım. Çocukların duymasını istemiyordum. Her şeyi anlattım. Babam tek kelime etmeden dinledi. Konuşmam bitince derin bir nefes aldı. “Kızım…” “O evi sen alın terinle kurdun.” “Kimse senden alamaz.” “Ben hayattayken hiç kimse.” Babamın bu sözleri bana yeniden güç verdi. Çünkü ilk kez yalnız olmadığımı hissediyordum. Soruşturma ilerledikçe yeni ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. Baran, Tapu Müdürlüğündeki eski kayıtları incelerken ilginç bir dosyaya ulaştı. Yıllar önce Fikriye’nin, eşinin kız kardeşiyle yaşadığı benzer bir miras anlaşmazlığında da tartışmalı belgeler kullanıldığı görülüyordu. O dosya mahkemeye taşınmadan uzlaşmayla kapanmıştı. Ama yöntem aynıydı. Bu bir tesadüf değildi. Bu bir alışkanlıktı. Bir hafta sonra beklenmedik biri Baran’ın ofisine geldi. Adı Özlem’di. Yıllarca Nermin’in organizasyon şirketinde çalışmıştı. İşten ayrıldıktan sonra sessiz kalmıştı. Fakat televizyon haberlerinde davayı görünce konuşmaya karar vermişti. Yanında kalın bir dosya getirmişti. Şirket faturalarının fotokopileri… Eski muhasebe kayıtları… Mesajlaşmalar… Özlem anlattıkça parçalar yerine oturmaya başladı. “Nermin bazı müşterilere gerçek fiyatın üzerinde fatura kesiyordu.” “Aradaki fark başka hesaplara aktarılıyordu.” Baran önündeki belgeleri tek tek incelemeye başladı. İçlerinden biri dikkatimi çekti. Faturanın üzerinde bizim evlilik yıl dönümü yemeğimiz yazıyordu. O gece için ödediğim ücretin bir kısmı mutfak masrafı olarak görünüyordu. Ama gerçekte farklı hesaplara gönderilmişti. Mesele para değildi. Mesele güvendiğim insanların beni yıllardır kullanıyor olmasıydı. Özlem ikinci ifadesinde daha da önemli bir bilgi verdi. “Nermin bunu sadece size yapmadı.” “Başka müşterilere de aynı yöntemi uyguladı.” “Kimse fark etmedi.” “Fark edenler ise ses çıkarmadı.” Çünkü herkes aileyi tanıyordu. Kimse sorun yaşamak istemiyordu. Bu sırada çocuklar yeni hayatlarına alışmaya başlamıştı. Buse yeni okulunda arkadaş edinmişti. Can ise her gün odasında oyuncak arabalarıyla şehirler kuruyordu. Bir akşam Buse yanıma geldi. Anne… Bir şey sorabilir miyim?” “Tabii.” “O gece…” “Yemeği önce ben de almıştım.” “Acaba halam bu yüzden mi kızdı?” Kalbim parçalandı. Onu kucağıma aldım. “Hayır güzel kızım.” “O gece yaşananların yemekle hiçbir ilgisi yoktu.” “Bazı insanlar başkalarını küçültmeden kendilerini güçlü hissedemez.” “Bu hiçbir zaman senin suçun değildi.” Buse başını omzuma yasladı. İlk kez rahatladığını hissettim. O an kendi kendime söz verdim. Çocuklarım, saygısızlığın normal olduğu bir evde büyümeyecekti. Fakat henüz bilmediğim bir şey vardı. Mahkemeye ulaşacak son belge, yalnızca boşanma davasını değil… Nermin’in yıllardır kurduğu bütün düzeni de yıkacaktı.
Benzer Galeriler
-
Eşimin Genel Müdürlük Töreninde Sekreteri Onu Öptü… Beni Yere İtince Babama Tek Mesaj Gönderdim
-
Kızımı Suçlayıp Yüzüne Vurdular… Sessiz Sandıkları Kadının Gerçek Kimliği Ortaya Çıkınca Bütün İmparatorlukları Çöktü
-
Kırık Bacağımla Hastanede Yatarken Eşim “Gel, Aileme Hizmet Et” Dedi… Ertesi Sabah Gerçek Kimliğimi Öğrendi
-
Ağabeyim “On Yıldır İflasın Eşiğinde” Dedi… Banka Kayıtları Ailemizden Çalınan Büyük Gerçeği Ortaya Çıkardı
-
Kayınvalidem Beni Hastanelik Etti, Eşim “Özür Dile” Dedi… Ertesi Sabah Güvenlik Kameraları Bütün Gerçeği Ortaya Çıkardı
-
Eski Eşim Hastanede Beni Küçümsedi… İki Dakika Sonra Gelen Doktor Bütün Yalanlarını Ortaya Çıkardı


