DOLAR
Alış: 49.73
Satış: 49.93
EURO
Alış: 55.67
Satış: 55.89
GBP
Alış: 66.62
Satış: 67.11
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
1.11.2026
Bir Hemşire Her Sabah Hastanenin Bahçesinde Aynı Yerde Oturan Adamı Görüyordu
- Kâğıdı yeniden katlarken parmaklarımın titrediğini hissediyordum. Şinasi Bey gözlerimin içine bakarak kızının gerçekten tehlikede olup olmadığını sordu. Ona bilmediğim bir konuda kesin konuşamayacağımı, fakat yazılanları ciddiye almamız gerektiğini söyledim. Önce Efsun’la güvenli ve özel bir ortamda görüşmemiz gerekiyordu. ‘Kızım beni görmek istemezse zorlamayın,’ dedi. ‘Ben geçmişte onun güvenini kırdım. Ama bu sefer yardım istemişken kapıyı yüzüne kapatamam.’ Sözlerinde kendisini aklamaya çalışan bir insanın rahatlığı yoktu. Daha çok, zamanında yapmadığı bir şeyin sorumluluğunu nihayet kabul eden bir adamın mahcubiyeti vardı. Servise döndüğümde Efsun’un odasının kapısı açıktı. Poyraz yatağın yanında ayakta duruyor, bir elinde eşinin telefonunu tutuyordu. Efsun’un taburculuk işlemlerinin ne zaman tamamlanacağını soruyordu. Sağlık durumuyla ilgili bilgilerin hekim tarafından değerlendirileceğini söyleyip günlük bakımını yapmak için Efsun’la yalnız görüşmem gerektiğini belirttim. Poyraz önce itiraz etti. ‘Ben kocasıyım, yanındayken ne sakıncası var?’ dedi. Hastamızın mahremiyet hakkını sakin bir şekilde açıkladım. Sonunda dışarı çıktı fakat koridorda beklemeye başladı. Kapıyı örttükten sonra Efsun’un yanına bir sandalye çektim.
- ‘Efsun Hanım, sizinle konuşmak istediğim önemli bir konu var,’ dedim. ‘Burada güvende hissetmediğiniz bir şey varsa anlatabilirsiniz. Konuşmak istemezseniz de buna saygı duyarım.’ Bir süre sessiz kaldı. Ardından ellerini battaniyenin altından çıkardı; ameliyat edilmeyen bileğinde iyileşmekte olan morluklar vardı. ‘Babamı gördünüz mü?’ diye sordu. Bu soruyu duyunca onun zaten bahçedeki adamdan haberdar olduğunu anladım. Evet, gördüğümü söyledim. Efsun derin bir nefes alarak kâğıdı kendisinin yazdığını doğruladı. Hastaneden ayrılan oda arkadaşına, babasını bahçede görürse iletmesini rica etmişti. Başka türlü yardım isteyebileceğine inanmıyordu. Efsun, olay gecesi Poyraz’la evlerinin merdivenlerinde tartıştıklarını anlattı. Poyraz işinden ayrılmasını istiyordu ve ortak birikimlerini kendisinden habersiz harcadığını öğrenmişti. Tartışma büyüdüğünde kocasının kendisini iki eliyle ittiğini söyledi. Dengesini kaybederek merdivenlerden düşmüş, kalçasında kırık meydana gelmişti. ‘Ambulans gelmeden önce bana bunun bir kaza olduğunu söylememi tembihledi,’ dedi. ‘Şikâyet edersem aileme zarar vereceğini söyledi. Çok korktum. Hastanede de aynı şeyi anlattım.’ Sesini alçalttı. ‘Ama şimdi onunla aynı eve dönmek istemiyorum.’ Ona yaşadıklarını anlattığı için teşekkür ettim. Verdiği bilgileri yetkili sağlık ekibiyle, mahremiyetine dikkat ederek paylaşmamız gerektiğini açıkladım. Bunun üzerine Efsun başını salladı. Öncelikle Poyraz’ın görüşmemize müdahale etmemesi, kendisinin güvenli biçimde karar verebilmesi gerekiyordu. Sorumlu hemşiremize ve tedavisini yürüten hekime durumu bildirdim. Hastanenin sosyal hizmet uzmanı Rengin Hanım da görüşmeye katıldı. Efsun’un anlatımı dikkatle dinlendi, mevcut yaralanmalarına ilişkin tıbbi kayıtlar değerlendirildi. Önceden kaza olarak aktarılan olayın şimdi farklı anlatıldığının doğru biçimde kayda geçirilmesi için gerekli işlemler başlatıldı. Rengin Hanım, Efsun’a başvurabileceği destek mekanizmalarını anlattı. Polis, ŞÖNİM ve baronun adli yardım birimi üzerinden nasıl destek isteyebileceğini açıkladı. Koruyucu tedbir talep etme hakkının bulunduğunu söyledi. Efsun uzun süre düşündükten sonra resmî başvuruda bulunmak istediğini belirtti. O sırada koridorda bekleyen Poyraz yüksek sesle ne olduğunu sormaya başlamıştı. Kapıya yaklaşınca güvenlik görevlilerinden yardım istedik. Efsun’un görüşmeyi sürdürmek istemediği kendisine bildirildi. Poyraz öfkelenerek eşini kendisine karşı doldurduğumuzu iddia etti, fakat kimseyle fiziksel çatışmaya girilmeden servisten ayrılması sağlandı. Öğleden sonra Efsun’un ifadesinin alınması için gerekli görüşmeler yürütüldü. Hastane personeli onun yerine karar vermiyor, yaşadıklarını kendi sözleriyle anlatabilmesini sağlıyordu. Efsun bir noktada ağlamaya başladı. ‘Ben sadece evime dönmekten korkuyorum,’ dedi. Rengin Hanım da güvenli bir taburculuk planının hazırlanabileceğini anlattı. Akşamüstü babasının neden yıllardır hayatında olmadığını sordum. Efsun yüzünü pencereye çevirdi. Şinasi Bey’in annesinden ayrıldıktan sonra başka bir şehre taşındığını, uzun yıllar yeterince arayıp sormadığını anlattı. Annesi tek başına çalışıp onu büyütmüş, babasına duyduğu öfke de zamanla derinleşmişti. ‘Annem hastayken bile gelmedi,’ dedi. ‘Şimdi gelip her şeyi düzeltebileceğini düşünmesini istemiyorum.’ Ardından sustu ve bahçedeki banka baktı. ‘Ama beni orada beklediğini görünce bir şey fark ettim. Belki iyi bir baba değildi. Yine de yardım isteyebileceğim birinin orada olduğunu bilmek istedim.’ Ertesi sabah Şinasi Bey yine aynı saatte banktaydı. Yanına gidip Efsun’un kendisiyle görüşmeyi kabul ettiğini, ancak konuşmanın sınırlarını kızının belirleyeceğini söyledim. Adam iki elini dizlerine koyup bir süre sessiz kaldı. Sonra ceketini düzelterek benimle birlikte içeri girdi. Efsun babasını görünce ağlamadı. Önce uzun uzun yüzüne baktı. Şinasi Bey yatağa yaklaşmadı, kendisine gösterilen sandalyeye oturdu. ‘Sana babalık yapamadığım yılların bahanesini anlatmaya gelmedim,’ dedi. ‘Sadece şimdi neye ihtiyacın varsa onu dinlemek istiyorum.’ Efsun’un ilk sorusu çok ağırdı. ‘Annem hastanede yatarken neden gelmedin?’ Şinasi Bey başını eğdi. O yıllarda kendi hayatını toparlayamadığını, yüzleşmekten kaçtığını söyledi. Bunun bir mazeret olmadığını, kızının kendisini affetmek zorunda olmadığını da ekledi. Efsun sessizce dinledi, ardından başka bir konuya geçti. ‘Benim eve dönmemi istemiyorum,’ dedi. ‘Bana bir yer bulmak zorunda değilsin. Ama bu kez verdiğin sözü tut.’ Şinasi Bey, kızının kararlarına karışmayacağını, istediği kadar yanında olacağını söyledi. O görüşmede yılların kırgınlığı bitmedi. Fakat ilk defa ikisi de konuşmanın devam edebileceğine inandı. Sonraki günlerde Efsun’un tedavisi sürdü. Kalça kırığı nedeniyle ameliyat geçirmişti ve yürüteç yardımıyla kısa mesafeleri yürüyebiliyordu. Fizik tedavi ekibi eve çıktıktan sonra da uygulaması gereken egzersizleri öğretti. Efsun kendisini hazır hissetmediğinde dinleniyor, iyileşme sürecinin zaman alacağını kabul ediyordu. Bu arada yakın arkadaşı Mısra’yla iletişime geçti. Mısra, ilk dönem için yanında kalabileceğini söyledi. Sosyal hizmet uzmanı, bu seçeneğin güvenli olup olmadığını Efsun’la değerlendirdi ve farklı barınma olanaklarını da anlattı. Efsun kendi isteğiyle arkadaşının evine gitmeye karar verdi; adresinin Poyraz’a bildirilmemesini özellikle istedi. Resmî başvurusundan sonra koruyucu tedbirler konusunda ilgili birimlerden bilgi aldı. Poyraz ise yapılan suçlamaları reddetti. Olayın hukuki değerlendirmesi devam ediyordu; kimsenin tek bir konuşmayla suçlu ilan edilmesi veya meselenin birkaç günde sonuçlanması söz konusu değildi. Efsun’un önceliği, kendisini güvende tutacak adımları atmaktı. Taburcu olacağı sabah servise erkenden geldim. Efsun küçük bir valiz hazırlamıştı. Şinasi Bey bahçede bekliyor, Mısra ise girişte taksi ayarlıyordu. Efsun ayrılmadan önce elimi tutarak, ‘Beni dinlemeseydiniz belki yine susacaktım,’ dedi. Ona yardım istemenin kendi cesareti olduğunu, bizim görevimizin onu ciddiye almak olduğunu söyledim. Hastane kapısından çıkarken babası yanına yürüdü. Şinasi Bey valizi almak için uzandı fakat önce izin istedi. Efsun hafifçe gülümsedi ve valizi ona verdi. Ardından yürüteciyle dikkatli adımlarla arkadaşının beklediği araca doğru ilerledi. Kimse onu acele ettirmiyordu. Aradan yaklaşık altı hafta geçti. Bir sabah işe geldiğimde bahçedeki bankın boş olduğunu gördüm. Önceleri bunu fark etmek içimi burkuyordu. Şinasi Bey’in artık orada oturmasına gerek kalmadığını düşünüyordum ama Efsun’un durumunun nasıl ilerlediğini merak ediyordum. O gün öğle arasında dışarı çıktığımda tanıdık bir ses duydum. ‘Dicle Hemşire, bir çayımızı içmez misiniz?’ Şinasi Bey bankta oturuyordu. Yanında Efsun vardı. Artık kısa mesafelerde koltuk değneği kullanabiliyor, hastanedeki kontrol randevularına düzenli geliyordu. Yanlarına oturdum. Efsun, arkadaşının evinde kaldığını, avukatıyla görüştüğünü ve işine dönebilmek için iyileşmeyi beklediğini anlattı. Poyraz’la ilgili süreç henüz tamamlanmamıştı. Babasıyla ilişkilerini de yavaş yavaş kuruyorlardı. Haftada bir kez buluşuyor, bazen yalnızca çay içip gündelik şeylerden konuşuyorlardı. ‘Babamı affettim diyemem,’ dedi Efsun. ‘Belki bir gün affederim, belki de bazı şeyler hep eksik kalır. Ama geçmişte yanımda olmaması, bugün yardımını kabul edemeyeceğim anlamına gelmiyor.’ Şinasi Bey kızına baktı, hiçbir şey söylemeden başını salladı. O sessizlikte birbirlerine verdikleri alanı görebiliyordum. Bir süre sonra Efsun çantasından küçük bir paket çıkardı. İçinde mavi bir termos kapağı vardı. Babasının eski termosunun kapağının çatladığını fark etmiş, aynı modele uygun yenisini bulmuştu. Şinasi Bey paketi açınca gözleri doldu. ‘Bana hediye almak zorunda değildin,’ dedi. Efsun gülümsedi: ‘Biliyorum baba. Ben istedim.’ O an yaşlı adamın haftalar boyunca neden aynı bankta oturduğunu yeniden düşündüm. Başlangıçta orada birini beklediğini sanmıştım. Oysa yıllar önce kaybettiği güvenin karşısında, bu kez kaçmadan durmayı öğreniyordu. Efsun ise geçmişi silmek yerine kendi geleceğini kurmaya çalışıyordu. Vardiyama dönmek üzere ayağa kalktığımda Şinasi Bey elimi tuttu. ‘Siz olmasaydınız ne yapardım bilmiyorum,’ dedi. Ona bunun yalnızca benim değil, Efsun’un, arkadaşının ve birlikte çalışan birçok insanın emeği olduğunu söyledim. Hastane kapısına yönelirken arkamdan baba kızın gündelik bir konuda tartıştıklarını duydum. Efsun babasına çayına fazla şeker koymamasını söylüyordu. Gülümsedim. Çünkü o gün gördüğüm şey kusursuz bir aile tablosu değildi. Kırgınlıkları, korkuları ve çözülmemiş meseleleri olan iki insanın birbirlerine yeniden yer açmasıydı. Her hikâye büyük bir mucizeyle bitmiyordu. Bazen en anlamlı son, bir insanın korktuğu yere dönmemeyi seçebilmesi ve yanında duracak kişileri kendi iradesiyle belirleyebilmesiydi.
Benzer Galeriler
-
Tam bir rezalet Ya
-
Dikkat Çeken Detaylar O Gündeme Damga Vurdu
-
Acemi Damat Fıkrası
-
Kızım, ayda 16.000 TL emekli maaşımdan vermem ve haftada dört gün torunlarına bakarak “ekmeğimi kazanmam” karşılığında evlerinin bodrum katında kalabileceğimi söyledi
-
Bir Hemşire Her Sabah Hastanenin Bahçesinde Aynı Yerde Oturan Adamı Görüyordu
-
Lüks Otelin Müdürü Eski Kıyafetli Adamı Kapıdan Çevirdi


