DOLAR
Alış: 49.03
Satış: 49.23
EURO
Alış: 54.93
Satış: 55.15
GBP
Alış: 64.74
Satış: 65.22
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
5.10.2026
Bir Annenin Haykırışı: Cenaze Törenindeki Gizemli Yüz ve Büyük İhanet
- Aydın’daki mütevazı çiftlik evinden sabaha karşı bindiği ilk otobüsle yola çıkan altmış dokuz yaşındaki Meryem Aksoy, Ankara’nın serin sabah ayazında mezarlığın demir kapısından içeri adım attığında nefes nefesteydi. Elinde buruşuk bir mendil, sırtında solmuş yün şalı ve çamurlu ayakkabısı haricinde hiçbir şeyi yoktu. Bir gece önce köydeki komşusundan gelen o dehşet verici sesli mesaj, kadının dünyasını altüst etmişti: “Meryem Teyze, lütfen kusura bakma ama internette oğlun Kerem’in bugün defnedileceğini gördüm…” Tek evladı, başarılı bir inşaat mühendisi olan Kerem, haftada bir mutlaka annesini arar, tavuk çorbasına hangi baharatların konulacağını sorardı. Ancak son günlerde telefonları sürekli kapalıydı. Mezarın başına vardığında, lüks akasya ağacından yapılma parlak tabut, mekanik kayışlarla derin bir çukurun üzerinde asılı duruyordu. Çevrede çelenkler ve siyah takım elbiseli iki adam vardı. Gelinleri Vildan, siyah tasarım elbisesi ve büyük güneş gözlükleriyle mezarın başındaydı. Hiçbir dini tören veya aile mezarlığına nakil yapılmadan apar topar gömülmek isteniyordu.
- “Vildan, hemen durun!” diye gürledi Meryem’in sesi. “O tabutu indirmeden önce oğlumu göreceğim!” Vildan soğuk ve kibirli bir tavırla döndü: “Kerem bu sürecin hızlı ve sessiz olmasını isterdi Meryem Hanım. Zaten aylardır görüşmüyordunuz.” “Çünkü kafasını zehirlediniz!” diye bağırdı anne. Şirket avukatları ve ortaklar huzursuzca kıpırdandı. Meryem kararlılıkla ileri atıldı ve tabutun kapağını açmalarını emretti. Mezarcılar çekindi ama kalabalığın bakışları arasında kapağın mandalları teker teker tık sesleriyle açıldı. Meryem derin bir dua mırıldanarak maun kapağı kaldırdı. İçeride Kerem’in özel dikim lacivert takım elbisesi, saati ve evlilik yüzüğü vardı; ancak yüz, tamamen yabancı bir adama aitti. Sol elmacık kemiğinde derin bir yara izi olan bu ceset kesinlikle Kerem değildi! Meryem dehşetle geriye çekildi. “Bu benim oğlum değil!” Vildan panikle kaçmaya yeltendiğinde, Meryem onun tasarım elbisesinden sıkıca yakaladı. Çırpınırken Vildan’ın deri çantası yere düştü ve içindekiler çimlere saçıldı. Ve tam o an, çimlerin üzerindeki şık akıllı telefon çalmaya başladı. Ekranın ışığında net iki kelime parlıyordu: Kerem Ofis. Meryem düşünmeden telefonu kaptı ve yeşil tuşa basıp kulağına götürdü.Telefonu kulağına bastığında karşı taraftan gelen derin nefes sesi mezarlıktaki sessizliği yardı. Vildan panik içinde Meryem’in bileğine yapışıp cihazı almaya çalıştı, ancak anne geri adım atmadı. Telefondan gelen o tanıdık ve özlenen ses, tüm mezarlıkta yankılandı: “Anne… Orada mısın? Sakın o tabutu toprağa vermelerine izin verme!” Bu, kesinlikle Kerem’indi! Meryem’in gözlerindeki yaşlar bir anda sevince dönüştü. “Kerem’im! Yavrum, neredesin sen? Sana öldü diyorlar!” diye feryat etti yaşlı kadın. Mezarlıktaki herkes şoke olmuştu. Şirketin kıdemli ortağı Saim Vural kaçmaya yeltendiyse de inşaat işçileri önünü kesti. Telefonun hoparlöründen Kerem’in soluk soluğa ama kararlı sesi duyulmaya devam ediyordu: “Anne, beni kaçırdılar. Vildan ve Saim, şirketimdeki hisselerimi ve milyonlarca liralık hayat sigortamı ele geçirmek için öldüğüm yalanını yaydılar. Beni şehrin dışındaki eski bir şantiyede kilit altında tutuyorlardı. Az önce kapıyı kilitli bıraktıkları bir fırsattan yararlanıp kaçmayı başardım ve ilk olarak bu numarayı tuşladım!” Gerçek, keskin bir şimşek gibi ortama düştü. Vildan’ın yüzündeki o mağrur ifade yerini korkunç bir paniğe bıraktı. Kendi kurdukları karanlık tezgâh, kendi ayaklarına dolanmıştı. Mezarlıkta bulunan davetliler ve çalışanlar şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemez haldeki durumdaydı. O sırada mezarlığın girişinden gelen polis sirenlerinin sesi duyuldu. Şirketteki dürüst çalışanlardan biri durumu fark edip çoktan güvenlik güçlerine haber vermişti. Polis ekipleri hızla mezarlık alanına girdi ve Vildan ile Saim’i kolundan tutup kelepçeledi. Sahte cenaze töreni, morgdan çıkarılan kimliği belirsiz ceset ve kurulan iftiranın tüm detayları emniyet tutanaklarına geçirildi. Aradan geçen kısa bir süre içinde Kerem, polis araçlarıyla doğrudan annesinin ve kalabalığın yanına geldi. Meryem, oğlunu karşısında canlı kanlı görünce dünyalar onun oldu. Koşarak oğluna sarıldı; gözyaşları bu kez sevincin ve zaferin gözyaşlarıydı. “Seni bir an olsun bile kalbimden silmedim yavrum,” dedi Meryem, oğlunun başını okşarken. Kerem ise annesinin ellerini öperek, “Senin o güçlü anne kalbin ve duaların sayesinde hayatta kaldım anneciğim,” diye karşılık verdi. Hain planları suya düşen Vildan ve Saim adalet önünde hesap verirken, Meryem ve Kerem bu karanlık kabusu geride bırakarak Aydın’daki huzurlu çiftlik evine doğru yola çıktılar. Para ve hırs uğruna kurulan tuzaklar bir kez daha anne sevgisinin ve hakikatin gücü karşısında darmadağın olmuştu. Adalet yerini bulmuş, hakikat karanlıktan aydınlığa çıkmıştı.
Benzer Galeriler
-
Bir Annenin Haykırışı: Cenaze Törenindeki Gizemli Yüz ve Büyük İhanet
-
İlk Sınıf Koltuktan Arka Koltuğa Sürülen Gazi Babanın Kalpleri Isıtan Büyük Zaferi
-
11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den acı haber geldi
-
Giresunun adı değişiyor
-
Türkiyenin usta sanatçısı
-
Doktorlar incir tüketmenin neden olduğunu açıkladı


