DOLAR
Alış: 47.68
Satış: 47.87
EURO
Alış: 55.10
Satış: 55.32
GBP
Alış: 64.36
Satış: 64.84
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
14.08.2026
Ben Derya. Yirmi sekiz yaşındayım
- Telefon birkaç saniye daha çaldı. Hakan ekrana bakmaya devam etti. Yüzündeki ifade, az önce gördüğüm fotoğraftan bile daha ürkütücüydü. Ekranda tek bir isim vardı: Selma. Bu isim bana yabancı değildi. Annemin yıllar önce vefat eden ablasının adı da Selma’ydı. “Bu kim?” diye sordum. Hakan telefonu sessize aldı. “Derya, önce otur. Sana anlatmam gereken çok şey var.” “Hayır. Önce bana o fotoğraftaki kadının kim olduğunu söyle.” Hakan duvardaki fotoğrafa baktı. Uzun süre sustuktan sonra sonunda konuştu. “Onun adı Selma.” Kalbim hızla çarpmaya başladı. “Benim teyzemin adı da Selma’ydı.” Hakan başını eğdi. “Biliyorum.” O an odadaki bütün sesler sanki kayboldu. “Sen benim ailemi nereden tanıyorsun?” Hakan çalışma odasına gidip eski bir kutuyla geri döndü. Kutunun içinden sararmış fotoğraflar, mektuplar ve eski bir hastane bilekliği çıkardı. Bilekliğin üzerinde benim doğum tarihim vardı. “Bunlar ne?” diye fısıldadım. Hakan derin bir nefes aldı. “Yirmi sekiz yıl önce Selma ile benim bir ilişkim vardı.” Olduğum yerde donakaldım. “Ne?” “Annen bunu biliyordu. Ama baban bilmiyordu.” Hakan, Selma’nın yıllar önce ailesiyle büyük bir tartışma yaşadığını anlattı. Selma, hamile olduğunu öğrendiğinde Hakan’a söylemişti. Fakat Hakan o sırada başka bir şehirde çalışıyordu ve hayatının kontrolünü kaybetmişti. Selma, bebeği doğurduktan sonra aile baskısı nedeniyle çocuğun babasından uzak büyümesini kabul etmişti. “Bebeğin kim olduğunu söylemeyeceklerini düşünüyordum,” dedi Hakan. “Ama yıllar sonra gerçeği öğrendim.” “Bebek… ben miydim?” Hakan gözlerimin içine baktı. “Evet, Derya. Sen benim kızımsın.” Bu cümleyle birlikte dizlerimin bağı çözüldü. Sandalyeye oturdum. Yıllardır babam sandığım adamın neden benimle arasına mesafe koyduğunu, annemin bazı sorularım karşısında neden sustuğunu, çocukken aile albümlerinde neden bazı fotoğrafların eksik olduğunu bir anda anlamaya çalışıyordum. Ama aklıma başka bir soru geldi. “Madem babamsın, neden bana gerçeği şimdi söyledin?” Hakan başını öne eğdi. “Çünkü korkaktım.” İlk kez gözlerinin dolduğunu gördüm. “Sen doğduğunda seni almak istedim. Ama ailenden çekindim. Sonra yıllar geçti. Bir gün seni uzaktan gördüm. Sana yaklaşmaya cesaret edemedim. Sen büyüdün, ben yaşlandım. Her geçen yıl gerçeği söylemek daha zor hale geldi.” “Peki beni neden yemeğe çıkardın?” Hakan bu soruya hemen cevap vermedi. Sonunda küçük bir gülümsemeyle, “Çünkü seni ilk kez gerçekten tanımak istedim,” dedi. “Peki hesabı neden bana ödetin?” Bu kez mahcup bir ifadeyle başını kaldırdı. “Çünkü sana para teklif ederek ya da sana pahalı hediyeler alarak hayatına girmek istemedim. Bunu doğru yaptığımı düşünmüyorum. Hatta şimdi bakınca çok aptalca olduğunu kabul ediyorum.” İstemeden güldüm. Bunca ağır konuşmanın arasında bu cevap garip bir şekilde içimi rahatlattı
- Sonra masadaki telefona baktım. “Selma kim?” Hakan telefonu eline aldı. “Annenin kardeşi değil. Senin annen.” Boğazım düğümlendi. “Annem mi?” “Annen hayatta.” Bu kez gerçekten nefesim kesildi. Hakan telefon ekranını bana çevirdi. Selma’nın mesajında yalnızca birkaç kelime vardı: “Artık gerçeği ona anlatmanın zamanı geldi mi?” Gözlerim doldu. Yıllardır annemin öldüğünü biliyordum. En azından bana söylenen buydu. “Bana annemin öldüğünü söylediler.” “Biliyorum.” “Sen de mi buna inandın?” “Hayır. Onu yıllarca aradım. Ama bana ulaşmadı.” O gece Hakan beni bir başka eve götürmedi. Bunun yerine ertesi sabah Selma’yla buluşmayı teklif etti. Sabaha kadar uyuyamadım. Ertesi gün küçük bir kafede otururken kapı açıldı. İçeri giren kadın, fotoğraftaki kadının yaşlanmış haliydi. Onu gördüğüm anda hiçbir şey söyleyemedim. Selma karşıma oturdu. “Derya,” dedi titreyen sesiyle. Ben sadece tek bir soru sorabildim: “Beni neden bıraktın?” Gözlerinden yaşlar süzüldü. “Çünkü seni bırakmak istemedim. Ama o zamanlar hayatımın bütün kararlarını başkaları veriyordu. Seni koruduğumu sanıyordum. Yıllar sonra bunun seni daha çok yaraladığını anladım.” Uzun süre sustum. İçimde öfke vardı. Kırgınlık vardı. Ama aynı zamanda yıllardır cevabını aradığım boşluğun artık bir adı vardı. Hakan da yanımıza geldi. Üçümüz aynı masada oturduk. O gün hiçbir şey bir anda düzelmedi. Annemi hemen affetmedim. Hakan’ı da bir anda babam olarak kabul edemedim. Ama ilk kez hayatımda eksik kalan parçaların nerede olduğunu biliyordum. Aradan aylar geçti. Hakan’la ilişkimiz yavaş yavaş değişti. Bana baba dememi istemedi. “Ne zaman hazır hissedersen,” dedi. Ben de ona hemen baba demedim. Ama bir gün birlikte yemek yerken hesabı garsonun önüne koyduğunda Hakan cüzdanını çıkardı. Sonra bana bakıp gülümsedi. “Bu kez ben ödeyeyim.” İkimiz de güldük. O gece anladım ki bazen hayatımıza giren insanlar bize bir aşk hikâyesi yaşatmak için değil, yıllardır kapalı duran bir kapıyı açmak için gelir. Hakan benim için hiç yaşayamadığım çocukluğumu geri getiremedi. Selma da kaybettiğim yılları silemedi. Ama ikisi bana başka bir şey verdi: Gerçeği. Ve bazen insanın geçmişini değiştiremese bile geleceğini değiştirmeye yetecek kadar güçlü olan tek şey, yıllarca saklanan o gerçeğin sonunda ortaya çıkmasıdır.::
Benzer Galeriler
-
4 Sene Boyunca Komada Kaldı
-
Mezuniyet Töreninde Herkesin Sustuğu O An: Kardeşime Söz Verdim
-
Ordu Balosunda Kibirli Aşağılama: Sahte İmzaların ve Milyonluk Vurgunun Hazin Sonu
-
Kibirli Bir Veda ve Büyük Hesaplaşma: Sadece 1 Dakikada Değişen Hayatlar
-
Saklı Vasiyet: Bir Babanın Bıraktığı En Değerli Miras
-
Kibirli Soylu Oyunu ve Gerçek Aile İçi Adalet


