Ana Sayfa 14.08.2026

Ben Derya. Yirmi sekiz yaşındayım

1 / 2

Telefon birkaç saniye daha çaldı. Hakan ekrana bakmaya devam etti. Yüzündeki ifade, az önce gördüğüm fotoğraftan bile daha ürkütücüydü.
Ekranda tek bir isim vardı: Selma.
Bu isim bana yabancı değildi.
Annemin yıllar önce vefat eden ablasının adı da Selma’ydı.
“Bu kim?” diye sordum.
Hakan telefonu sessize aldı.
“Derya, önce otur. Sana anlatmam gereken çok şey var.”
“Hayır. Önce bana o fotoğraftaki kadının kim olduğunu söyle.”
Hakan duvardaki fotoğrafa baktı. Uzun süre sustuktan sonra sonunda konuştu.
“Onun adı Selma.”
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
“Benim teyzemin adı da Selma’ydı.”
Hakan başını eğdi.
“Biliyorum.”
O an odadaki bütün sesler sanki kayboldu.
“Sen benim ailemi nereden tanıyorsun?”
Hakan çalışma odasına gidip eski bir kutuyla geri döndü. Kutunun içinden sararmış fotoğraflar, mektuplar ve eski bir hastane bilekliği çıkardı.
Bilekliğin üzerinde benim doğum tarihim vardı.
“Bunlar ne?” diye fısıldadım.
Hakan derin bir nefes aldı.
“Yirmi sekiz yıl önce Selma ile benim bir ilişkim vardı.”
Olduğum yerde donakaldım.
“Ne?”
“Annen bunu biliyordu. Ama baban bilmiyordu.”
Hakan, Selma’nın yıllar önce ailesiyle büyük bir tartışma yaşadığını anlattı. Selma, hamile olduğunu öğrendiğinde Hakan’a söylemişti. Fakat Hakan o sırada başka bir şehirde çalışıyordu ve hayatının kontrolünü kaybetmişti. Selma, bebeği doğurduktan sonra aile baskısı nedeniyle çocuğun babasından uzak büyümesini kabul etmişti.
“Bebeğin kim olduğunu söylemeyeceklerini düşünüyordum,” dedi Hakan. “Ama yıllar sonra gerçeği öğrendim.”
“Bebek… ben miydim?”
Hakan gözlerimin içine baktı.
“Evet, Derya. Sen benim kızımsın.”
Bu cümleyle birlikte dizlerimin bağı çözüldü. Sandalyeye oturdum.
Yıllardır babam sandığım adamın neden benimle arasına mesafe koyduğunu, annemin bazı sorularım karşısında neden sustuğunu, çocukken aile albümlerinde neden bazı fotoğrafların eksik olduğunu bir anda anlamaya çalışıyordum.
Ama aklıma başka bir soru geldi.
“Madem babamsın, neden bana gerçeği şimdi söyledin?”
Hakan başını öne eğdi.
“Çünkü korkaktım.”
İlk kez gözlerinin dolduğunu gördüm.
“Sen doğduğunda seni almak istedim. Ama ailenden çekindim. Sonra yıllar geçti. Bir gün seni uzaktan gördüm. Sana yaklaşmaya cesaret edemedim. Sen büyüdün, ben yaşlandım. Her geçen yıl gerçeği söylemek daha zor hale geldi.”
“Peki beni neden yemeğe çıkardın?”
Hakan bu soruya hemen cevap vermedi.
Sonunda küçük bir gülümsemeyle, “Çünkü seni ilk kez gerçekten tanımak istedim,” dedi.
“Peki hesabı neden bana ödetin?”
Bu kez mahcup bir ifadeyle başını kaldırdı.
“Çünkü sana para teklif ederek ya da sana pahalı hediyeler alarak hayatına girmek istemedim. Bunu doğru yaptığımı düşünmüyorum. Hatta şimdi bakınca çok aptalca olduğunu kabul ediyorum.”
İstemeden güldüm.
Bunca ağır konuşmanın arasında bu cevap garip bir şekilde içimi rahatlattı

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |