DOLAR
Alış: 47.68
Satış: 47.87
EURO
Alış: 55.10
Satış: 55.32
GBP
Alış: 64.36
Satış: 64.84
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
15.08.2026
Mezuniyet Töreninde Herkesin Sustuğu O An: Kardeşime Söz Verdim
- Mezuniyetten iki hafta önce oğlum Arda, arkadaşlarını, babasının desteğini ve yüzlerce insan önünde onurunu kaybetmesine neden olabilecek bir şey yapacağını söyledi. Ona yalvardım, yapmaması için dil döktüm. Sadece yüzüme baktı ve “Anne, bunu yapmak zorundayım,” dedi. Tören günü fısıltılar daha Arda kürsüye varmadan başladı. Arkamda oturanlar “Bu çocuğun nesi var?” diyerek kıkırdıyorlardı. Arda ise hiç istifini bozmadı. Üzerindeki kırmızı elbise, her adımında hafifçe sallanıyor, sahne ışıkları altında olması gerekenden çok daha dikkat çekici parlıyordu. Tam da korktuğum gibi. İki hafta önce mutfakta otururken, Merve’nin giyemediği o kırmızı elbiseyi elinde tuttuğunu gördüğümde dünya başıma yıkılmıştı. Merve, ikiz kardeşiydi. Hastalık onları ayırana kadar birbirlerinden hiç ayrılmamışlardı. Merve, mezuniyetinde bu elbiseyi giymenin hayalini kurmuş, hastanedeyken bile o elbiseyi almamız için bana yalvarmıştı. Onu kaybettikten sonra Arda sessizliğe gömüldü, babası Doğan ise öfkesine esir oldu. Doğan, “O elbiseyi giyip kendinizi rezil etmeyin, o törene gelmem,” dediğinde Arda sadece, “Gelme o zaman,” demişti. Okul yönetimi bile tören sabahı arayıp elbiseyi giymemesi için onu ikna etmeye çalıştı. Arda, “Teşekkürler ama o elbiseyi giyeceğim,” diyerek telefonu kapattı. Tören salonunda yüzlerce kişi ona bakıp gülüyor, bazıları videolarını çekiyordu. Arda’nın omuzları gergindi, çenesi sıkılıydı. Her fısıltıyı duyuyordu. Ama ben üçüncü sırada, onun bu elbiseyi neden giydiğini bilen tek kişi olarak oturuyordum. Arda sahneye çıktı, diplomasını aldı ve kalabalığın arasından doğrudan bana doğru yürümeye başladı. Salon gürültüyle doluydu. Biri dalga geçerek, “Ciddi mi bu?” dedi. Arda durmadı. Üçüncü sıraya, tam önüme geldi. O gün ilk kez gözlerindeki o sarsılmaz ifade çatladı, gözleri doldu. Cebinden dikkatlice kağıt mendile sarılmış küçük bir şey çıkardı. Salonun gülüşmeleri sürerken o, mendili açtı. İçinde ne olduğunu gördüğüm an, koca salon gözümün önünden silindi. Bu, Merve’nin hastane bahçesinden kopardığı, kurutulmuş sarı bir papatyaydı. (Arda’nın elindeki o kurumuş papatya ve Merve’nin bıraktığı o sarsıcı mektubun tamamı 2. sayfada…)
- Bu senin için anne,” dedi Arda titreyen bir sesle. “İkinizin için.” Arda, Merve’nin ölümünden üç gün önce ona verdiği notu da çıkardı. Merve, mezuniyetine yetişemeyeceğini bildiği için, bu kırmızı elbisenin bir dolapta unutulup gitmesini istememişti. “Ben oraya gidemezsem, sen beni temsil et. Herkesin, ikimizin de mezun olduğunu görmesini istiyorum,” demişti. Arda mektubu okurken, salonu kaplayan o alaycı sessizlik yerini ağır bir hüzne bıraktı. O ana kadar Arda’yı alay konusu yapan, videolarını çeken, gülüşen o gençler; şimdi telefonlarını indirmiş, gözleri dolarak dinliyorlardı. Arkadaşı Burak, arka duvara yaslanmış, yüzü bembeyaz olmuştu. Yaptığı hatayı anlamıştı. Müdür Hanım sahneden indi, yanımıza geldi ve “Sabah sizi engellemeye çalıştığım için özür dilerim,” dedi. O an, tüm salonun önünde Arda, “Kız kardeşim Merve bugün benimle mezun olacaktı. O, bu elbiseyi giymeyi hayal ediyordu. Onu unutmamamız için buradayım,” dediğinde, kimse nefes almaya cesaret edemiyordu. Dev ekrana Merve’nin fotoğrafı yansıtıldığında, salon alkış tufanına tutuldu. Artık kimse kırmızı elbiseye, Arda’nın giyim tarzına bakmıyordu. Herkes, sevdiği kardeşini onurlandırmak için toplumun yargılarına meydan okuyan o cesur kalbi görüyordu. Törenin ardından eve döndüğümüzde, uzaktan izleyen babası Doğan’dan bir mesaj geldi: “Orada olmalıydım.” Arda mesaja cevap vermedi. O akşam, Merve’nin papatyasını ve mezuniyet fotoğrafını bir çerçeveye yerleştirdik. Arda, o gün dünyayı karşısına alarak sadece bir elbise giymedi; bir sevginin, bir sözün ve bir kardeşlik bağının, tüm önyargılardan daha güçlü olduğunu dünyaya kanıtladı. Hayat bazen bize en ağır yükleri verir, ama o yükü taşırken sergilediğimiz duruş, bizi gerçek biz yapar. Arda, o gün sadece mezun olmadı; aynı zamanda bir kahraman olarak büyüdüğünü hepimize gösterdi. Peki ya siz? Sevdiklerinizi onurlandırmak için başkalarının yargılarını göze alabilir miydiniz? Gerçek sevgi, utançtan daha güçlü değil midir?
Benzer Galeriler
-
4 Sene Boyunca Komada Kaldı
-
Mezuniyet Töreninde Herkesin Sustuğu O An: Kardeşime Söz Verdim
-
Ordu Balosunda Kibirli Aşağılama: Sahte İmzaların ve Milyonluk Vurgunun Hazin Sonu
-
Kibirli Bir Veda ve Büyük Hesaplaşma: Sadece 1 Dakikada Değişen Hayatlar
-
İhanetin Gölgesinden Yönetim Kurulu Başkanlığına: Bir Kadının Zafer ve Adalet Mücadelesi
-
Saklı Vasiyet: Bir Babanın Bıraktığı En Değerli Miras


