DOLAR
Alış: 48.03
Satış: 48.23
EURO
Alış: 55.94
Satış: 56.16
GBP
Alış: 65.16
Satış: 65.64
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
28.08.2026
3 Yıldır Öldü Sanılan Kocamla Uçakta Karşılaştım: “Anne, Babam Önde Oturuyor!”
- İstanbul’dan Antalya’ya giden uçakta, pencereden dışarıyı izlerken hayatımın en büyük şokunu yaşayacağımdan habersizdim. Eşim Gökhan’ın Bozcaada açıklarında bir fırtınada kaybolmasının üzerinden tam üç yıl geçmişti. Teknesi bulunmuş ama kendisinden hiçbir iz alınamamıştı. Onu resmi olarak kaybetmiş, beş yaşındaki oğlum Mert ile acımızı kalbimize gömüp yeni bir hayata tutunmaya çalışmıştık. Antalya tatili, yaşadığımız bu karanlık ve yorucu yılların ardından kendimize verdiğimiz küçük bir ödül olacaktı. Derken on yaşındaki oğlum Mert, uçaktaki tuvaletten dönerken kireç gibi bir yüzle yanıma oturdu. Kulağıma eğilip fısıldadı: “Anne… Babam ön tarafta oturuyor.” İlk başta bunun acımızın getirdiği bir yanılsama olduğunu sandım. “Tatlım, bazen insanları kaybettiğimiz kişilere benzetebiliriz,” dedim. Ancak Mert başını hızla salladı: “Sadece yüzü değil anne. Bileğindeki o eski dikiş izi var. Yanındaki kadın ona bir şey söylediğinde, parmağındaki alyans yerini ovuşturup duruyor!” Gökhan ne zaman gergin veya endişeli olsa, parmağındaki boş alyans yerini ovardı. Yavaşça öne doğru baktım. Birkaç sıra ileride, şık bir kadının yanında oturan lacivert şapkalı bir adam duruyordu. Adam havalandırmayı ayarlamak için elini kaldırdığında, sağ bileğindeki o ince dikiş izini net bir şekilde gördüm. İçim buz kesti.
- Uçak indiğinde onları uzaktan takip ettim. Bagaj teslim alanında yanındaki kadın ona seslendi: “Kaan, bagajımı alır mısın?” Adam anında arkasını döndü. Yıllardır öldü diye yasını tuttuğum kocam, başka bir şehirde, “Kaan” ismiyle yaşıyordu! Tesadüf eseri Antalya’da aynı otelde kalıyorduk. Ertesi gün otelin balkonunda otururken alt kattan onun tanıdık sesini duydum. Yanındaki kadına tam da zamanında bana söylediği o soğuk cümlelerden birini kuruyordu. Gökhan yaşıyordu ve evine dönmemeyi kendisi seçmişti. Ertesi öğleden sonra otel havuzunun yanında dururken bir anda ortalık karıştı. Gökhan aniden fenalaşıp yere çöktü. Etraftakiler sağlık ekibini çağırırken içimdeki insani duyguya engel olamayarak yanına yaklaştım. Güneş gözlüğümü çıkardım. Gökhan başını kaldırdı ve üç yıl sonra gözlerimiz ilk kez kesişti. Yüzü bir anda bembeyaz oldu…Gökhan’ın dudaklarından büyük bir sarsıntı içinde tek bir kelime döküldü: “Ceyda?” Arkamda duran Mert’i gördüğünde ise adeta yıkıldı. Üç yıldır yolunu gözlediği babasıyla göz göze gelen Mert donakalmıştı. O akşam Mert uyuduktan sonra, otelin sakin bir bahçesinde Gökhan ile yüz yüze geldik. Bana her şeyi anlattı. Kaybolmadan önce işlerinin tamamen battığını, tefecilerden ve tehlikeli kişilerden yüksek miktarda borç aldığını söyledi. “Beni öldü bilirlerse aileme dokunmazlar diye düşündüm Ceyda. Sizi korumak için sahte bir ölüm kurguladım,” dedi. Acı bir tebessümle yüzüne baktım. “Beş yaşındaki bir çocuğu babasız bırakmayı korumak mı sanıyorsun? Biz senin borçlarınla, çaresizliğinle ve yokluğunla her gün mücadele ederken sen başka bir şehirde yeni bir isimle gününü gün ediyordun!” dedim. Korkaklığını “koruma” maskesi arkasına saklamıştı. Tehlike geçtikten sonra bile suçluluk duygusundan geri dönmeye cesaret edememişti. O sırada yanındaki kadın, Sibel göründü. Gökhan’ın “Kaan” olmadığını, evli ve bir çocuk babası olduğunu, karısının öldüğü yalanını söylediğini tam orada öğrendi. Sibel, arkasına bile bakmadan onu terk etti. Gökhan inşa ettiği o sahte kalede tek başına kalmıştı. Ertesi sabah Gökhan’ın Mert ile görüşmesine izin verdim. Otelin kafesinde Mert babasına sarılıp gözyaşlarına boğuldu: “Beni neden bıraktın baba?” Gökhan dizlerinin üzerine çökerek kendi bencil korkularının cezasını oğluna ödettiğini itiraf etti ve özür diledi. İstanbul’a dönmeden önce Gökhan karşıma geçip hukuki durumunu düzelteceğini, borçlarını halledip Mert için bir baba olarak sorumluluk alacağını söyledi. Ardından umut dolu gözlerle sordu: “Bir gün yeniden biz olabilir miyiz?” Ona baktım. Üç yıl önce böyle bir haber alsam dünyalar benim olurdu. Ama o süreçte ben kendi ayakları üzerinde duran, güçlü bir kadına dönüşmüştüm. “Seni affediyorum Gökhan,” dedim. “Ama bu sana geri döneceğim anlamına gelmez. Seni affediyorum çünkü içimde senin hatalarının yükünü ve öfkesini taşımak istemiyorum. Ancak senin eski hayatındaki yerin çoktan kapandı.” Dönüş uçağında Mert omzumda uyurken pencereden gökyüzünü izledim. Artık kaybettiği kocasının yolunu gözleyen çaresiz bir kadın değildim; kendi hayatının ve oğlunun geleceğinin direksiyonuna geçmiş özgür bir anneydim. Bazen en büyük şifa, geçmişin masallarına veda edip kendi gerçeğine sahip çıkmaktır. Gerçek bağışlama, kapıyı tekrar açmak değil; o kapının arkasındaki acıyı serbest bırakmaktır.
Benzer Galeriler
-
Kocamın Hazırladığı Yemekten Sonra Yere Yığıldık: Baygın Taklidi Yaparken Duyduğum Sözler Kanımı Dondurdu
-
4 Yıl Gurbette Çalışıp Gönderdiğim Paralarla Karıma Yapılan Dehşet: Eve Gizlice Döndüğümde Gördüklerim Her Şeyi Değiştirdi
-
Kocamın Ceketinden Çıkan Mektup: Kızımın Acısını Neden Sakladı?
-
Düğünden İki Gün Önce Açık Unutulan Telefon: “O Kadından Kurtulmak İçin Sabırsızlanıyorum…”
-
Sessiz Bir Kadının Büyük İntikamı: 500 Liralık Doğum Günü Daveti ve Mavi Dosyanın Sırrı
-
8 Yaşındaki Kızımın Gece Yarısı Fısıltısı Hayatımı Yıktı: “Baba, Sen Uyuyunca Odana Bir Adam Giriyor…”


