DOLAR
Alış: 45.87
Satış: 46.06
EURO
Alış: 53.37
Satış: 53.59
GBP
Alış: 61.63
Satış: 62.08
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
5.06.2026
Yaşlı ve yoksul bir kadın bulduğu parayı sahibine teslim etti
- Yaşlı ve yoksul bir kadın bulduğu parayı sahibine teslim etti… ama hırsızlıkla suçlandı. Üç gün sonra, mahallenin önüne dizilen 10 lüks araç herkesi şoke etti. Kadın şaşkınlık içinde, eksik olduğu söylenen parayı tamamlamak için bankadan kredi çekmek zorunda kaldı. Ancak üç gün sonra, evinin önünde duran 10 siyah lüks otomobili gören mahalle adeta donup kaldı ve sonra… Fatma Nine, Türkiye’nin İzmir şehrinin kenar mahallelerinden birinde, dar sokakların sonunda bulunan eski bir gecekonduda yaşıyordu. Mahallede herkes onu tanır, saygı duyardı. Kocası yıllar önce vefat etmiş, çocukları ise kendi hayatlarının peşinden başka şehirlere gitmişti. Yaşlı kadın tek başına, çatısı yağmur yağınca akan, yazın ise fırın gibi ısınan küçücük bir evde yaşam mücadelesi veriyordu. Arka tarafta yetiştirdiği birkaç sebze ve sokaklardan topladığı plastik şişe, karton ve tenekeleri geri dönüşüme satarak kazandığı üç beş kuruşla geçinmeye çalışıyordu. Bir sabah, eski pazarın yakınındaki dere kenarında geri dönüşüm malzemeleri toplarken yerde duran kahverengi deri bir çanta fark etti. Eğilip çantayı aldı, üzerindeki tozu dikkatlice sildi ve açtı. İçinde kalın para desteleri vardı. Elleri bir anda titremeye başladı. Hayatı boyunca bu kadar parayı bir arada hiç görmemişti. Kabaca sayınca yaklaşık 1 milyon Türk lirası olduğunu düşündü. Kalbi hızla çarpmaya başladı. Bir an için aklı karıştı ama yine de kendi kendine şöyle dedi: — Bana ait olmayan bir şeyi alamam. Bunu düşünerek çantayı sıkıca kapattı ve doğruca bölgenin en zengin iş insanlarından biri olan kereste fabrikası sahibi Mehmet Bey’in villasına gitti. Mehmet Bey çantayı görür görmez yaşlı kadının elinden çekip aldı, hızlıca parayı saydı ve bir anda kaşlarını çattı. — Burada neden sadece 1 milyon lira var? Bu çantada en az 1 milyon 300 bin lira vardı. Eğer bir kısmını aldıysan hemen geri ver. Fatma Nine olduğu yerde donup kaldı. Yüzü bembeyaz kesildi, dudakları titremeye başladı. Çantayı bulduğunda içinde sadece bu kadar para olduğunu anlatmaya çalıştı ama Mehmet Bey onu dinlemedi bile. Sert ve soğuk bir sesle, eksik parayı geri vermezse bunun düpedüz hırsızlık olduğunu söyledi. Yaşlı kadın o gösterişli villanın ortasında, boğazına düğümlenen aşağılanmayla öylece kaldı. Fakir olduğunu biliyordu. Sokaklardan geri dönüşüm toplayarak yaşayan yaşlı bir kadının insanların gözünde kolayca suçlanabileceğini de biliyordu. “Hırsız” damgası yemek istemiyordu. Mahallelinin arkasından konuşmasına da dayanamazdı. Bu yüzden dişlerini sıkarak bankaya gitti, acil ihtiyaç kredisi çekti ve eksik olduğu söylenen 300 bin lirayı tamamlayıp Mehmet Bey’e teslim etti. Olay aynı gün bütün mahalleye yayıldı. Bazıları Fatma Nine’nin dürüstlüğüne üzülüyor, iyiliğinin karşılığını alamadığını söylüyordu. Bazılarıysa şüpheyle yaklaşıyor, “Eğer gerçekten almadıysa neden parayı tamamladı?” diye konuşuyordu. Her dedikodu, yaşlı kadının kalbine saplanan yeni bir bıçak gibiydi. Üç gün sonra, hava henüz tam aydınlanmamışken mahalle büyük motor sesleriyle uyandı. Dar sokağa peş peşe giren araçların sesi herkesi dışarı döktü. Kapıların açılıp kapanmasıyla insanlar merak içinde evlerinden çıktı. Ve sonra herkes dona kaldı… Bölüm 2 Ve sonra herkes dona kaldı… Dar sokağın iki yanına tam 10 siyah lüks otomobil dizilmişti. Camları koyu renkliydi, plakalarının çoğu İstanbul’dan geliyordu. Mahallede böyle araçları insanlar ancak televizyonda görürdü. Komşular kapılarının önünde fısıldaşmaya başladı. — Polis mi geldi? — Yoksa kadın gerçekten hırsız mı çıktı? — Bu kadar araba onun kapısına neden gelsin? Fatma Nine ise o sırada küçük mutfağında eski çaydanlığı ocağa koyuyordu. Dışarıdaki motor seslerini duyunca ürkerek pencereye yaklaştı. Gözleri büyüdü. Elleri titremeye başladı. Tam o anda araçların kapıları açıldı. Siyah takım elbiseli adamlar birer birer aşağı indi. Ardından en ortadaki araçtan yaklaşık kırk yaşlarında, ciddi bakışlı bir adam çıktı. Etrafına kısa bir bakış attıktan sonra doğruca Fatma Nine’nin kapısına yürüdü. Mahalle nefesini tutmuş izliyordu. Adam kapıyı çaldı. Fatma Nine korkuyla açtı. — Buyurun evladım?.. Adam bir an yaşlı kadının yüzüne baktı. Sonra hiç beklenmedik şekilde başını eğdi. — Sizi bulmak üç gün sürdü. Kadın şaşkınlıkla geri çekildi. — Beni mi? Adam cebinden bir fotoğraf çıkardı. Eski, kenarları yıpranmış bir fotoğraf… Fotoğrafta genç bir kadın vardı. Ve o kadın, Fatma Nine’nin yıllar önce kaybettiği kızına inanılmaz derecede benziyordu. Yaşlı kadının dizleri titredi. — Bu… bu fotoğrafı nereden buldun? Adamın sesi çatallaştı. — Çünkü o benim annemdi. Sokaktaki herkes sessizleşti. Fatma Nine’nin gözleri doldu. Dudakları titriyordu. Yıllar önce kızı Aylin, büyük bir kavga sonrası evi terk etmişti. Fakirlikten, açlıktan, yaşadığı zorluklardan bıkmıştı. Giderken annesine çok ağır sözler söylemiş, bir daha da geri dönmemişti. Fatma Nine yıllarca kızını aramış ama hiçbir haber alamamıştı.
- Adam derin bir nefes aldı. — Annem yıllar önce vefat etti… Ama ölmeden önce size ulaşmamı istedi. Sizi uzun süre aradım. Sonunda geçen hafta sizin bir haberinizi gördük. Kadının yüzü dondu. — Hangi haber? Adamın bakışları sertleşti. — Size iftira atılan haberi. Meğer mahallede biri, “Fakir kadın bulduğu parayı çaldı” diye video çekip sosyal medyada paylaşmıştı. Video kısa sürede yayılmış, büyük şirketlerin ve haber sayfalarının bile dikkatini çekmişti. Adam cebinden başka bir dosya çıkardı. — Ben avukat Kerem Arslan. Ve aynı zamanda annemin tek oğluyum… yani torununuz. Fatma Nine bir sandalyeye çöktü. Ağlamaya başlamıştı. Ama şok henüz bitmemişti. Kerem bu kez arkasını döndü ve yüksek sesle seslendi: — Getirin onu. İki adam başka bir aracın kapısını açtı. İçeriden yüzü bembeyaz olmuş Mehmet Bey indirildi. Mahalledekiler şaşkınlıkla birbirine baktı. Mehmet Bey’in elleri titriyordu. Kerem dosyayı açtı. — Çantadaki para tamdı. Güvenlik kameraları incelendi. Eksik para hiçbir zaman olmadı. Kalabalığın içinden uğultular yükseldi. Kerem devam etti: — Mehmet Bey, bu yaşlı kadını korkutup bankadan kredi çekmeye zorladı. Çünkü o gün kendi şirketindeki yasa dışı para transferini gizlemek istiyordu. Eksik para hikâyesi tamamen yalandı. Fatma Nine gözlerine inanamadı. Mehmet Bey bir anda bağırmaya başladı: — Ben sadece korkutmak istemiştim! Bu kadar büyüyeceğini düşünmedim! Ama kimse artık onu dinlemiyordu. Dakikalar sonra olay yerine gelen polisler Mehmet Bey’i herkesin gözü önünde götürdü. Mahallede ilk kez insanlar zengin bir adamın değil, fakir bir kadının yanında durmuştu. Fakat asıl sürpriz daha gelmemişti. Kerem tekrar Fatma Nine’ye döndü. — Annem ölmeden önce bana bir mektup bıraktı. Titreyen ellerle zarfı uzattı. Fatma Nine gözyaşları içinde mektubu açtı. “Anne… Seni terk ettiğim gün hayatımın en büyük hatasını yaptım. Sen aç kalırken ben senden utandım. Ama yıllar geçtikçe anladım ki utanması gereken sen değil, bendim. Eğer bir gün oğlum seni bulursa, bil ki seni hep sevdim…” Yaşlı kadın artık hıçkırarak ağlıyordu. Kerem diz çöküp onun ellerini tuttu. — Bundan sonra yalnız değilsin babaanne. O gün mahallede kimse evine erken dönmedi. Çünkü herkes yıllardır ilk kez gerçek bir iyiliğin kaybolmadığını görmüştü. Bir hafta sonra Fatma Nine’nin eski gecekondusu yıkıldı. Yerine küçük ama sıcak bir ev yapıldı. Borçları tamamen kapatıldı. Bahçesine en sevdiği beyaz güller dikildi. Ama mahallede insanların en çok konuştuğu şey ne lüks arabalar oldu ne de zengin torun… Herkes şu cümleyi unutamadı: “İnsan bazen fakir doğar… Ama vicdanı zenginse, sonunda hayat mutlaka ona borcunu öder.”
Benzer Galeriler
-
Yaşlı ve yoksul bir kadın bulduğu parayı sahibine teslim etti
-
Kocam eve gururla geldi. Maaşının tamamını annesine verdiğini ve ona bir daire kiraladığını söyledi
-
Ben büyük ikramiyeyi kazandım, tam 18 milyon lira. Sevinçten havalara uçarak eve koştum
-
Nişanlım evlenmeden önce birlikte sağlık testi yaptırmamızı istedi.
-
Üvey kızımın beni huzurevine bırakacağını sandım
-
Her şeyini kaybettiğinde, eşi onu terk etti


