DOLAR
Alış: 48.52
Satış: 48.71
EURO
Alış: 55.98
Satış: 56.20
GBP
Alış: 65.28
Satış: 65.76
Zorlu bir doğumun ardından hala bitkin haldeydim
“Yıllardır saklanan bir insanı da gizlediğini anladım.”
Kapıda duran kadın, önce bana sonra kucağımdaki Nehir’e baktı.
Yüzünde öyle bir ifade vardı ki, sanki karşısında yeni doğmuş bir bebek değil de yıllardır mezarda sandığı biri duruyordu.
Sinan ayağa kalktı.
“Senin burada ne işin var?”
Kadın acı acı gülümsedi.
“Beni gördüğüne sevindin mi bari?”
Sinan’ın çenesi gerildi.
“Çık dışarı.”
Kadın bir adım bile atmadı.
Tam tersine gözlerini Nehir’den ayırmadan birkaç adım içeri girdi.
Sonra neredeyse nefes almayı unutturacak kadar sakin bir sesle konuştu.
“Demek onda da çıktı.”
Kollarımı Nehir’in etrafında sıkılaştırdım.
“Neyden bahsediyorsunuz?”
Kadın ilk kez doğrudan bana baktı.
“Sinan size hiçbir şey anlatmadı, değil mi?”
“Feraye, yeter.”
Sinan’ın sesi sertti.
Ama kadın, yani adının Feraye olduğunu o anda öğrendiğim yabancı, onu duymamış gibi devam etti.
“Sol kulağının hemen arkasına bakın.”
İstemeden Nehir’in başını çok hafif çevirdim.
Saçlarının altında, kulağının arkasında küçücük koyu renkli bir doğum lekesi vardı.
Daha önce görmüştüm.
Ama önemsememiştim.
Hilale benzeyen küçük bir lekeydi.
Sinan onu gördüğü anda neden donup kaldığını şimdi anlıyordum.
Feraye, gözlerini kapatıp kısa bir nefes aldı.
“Aynısı onda da vardı.”
“Kimde?”
Sorduğum anda Sinan başını öne eğdi.
Feraye cevap verdi.
“Oğlumda.”
Hastane odasının içindeki bütün sesler bir anda uzaklaştı sanki.
“Ne oğlundan bahsediyorsunuz?”
Feraye, Sinan’a baktı.
“Anlatacak mısın, yoksa ben mi anlatayım?”
Sinan uzun süre sessiz kaldı.
Sonunda sandalyeye yeniden oturdu.
Omuzları çökmüştü.
Dört yıllık evliliğimiz boyunca onu öfkeli, mutlu, yorgun, korkmuş görmüştüm.
Ama ilk kez yenilmiş görünüyordu.
“Ben yirmi üç yaşındayken…” dedi.
Sonra sustu.
Feraye onun yerine tamamladı.
“Evliydik.”
Başımı hızla Sinan’a çevirdim.
“Ne?”
Sinan gözlerini bana kaldırmaya bile cesaret edemedi.
“Resmî nikâhımız yoktu. Ama birlikte yaşıyorduk.”
Feraye güldü.
O gülüşte zerre kadar neşe yoktu.
“Böyle söyleyince kulağa daha hafif geliyor tabii.”
“Feraye…”
“Hayır. Bu kez susmayacağım.”
Yatağın kenarına tutundum.
Yeni doğum yapmış bedenimin ağrısını bile unutmuştum.
“Devam edin.”
Feraye bana baktı.
“Bir oğlumuz vardı. Adı Doruk’tu.”
Sinan’ın gözleri doldu.
İlk kez o ismi duyuyordum ama yüzündeki ifadeden o ismin yıllardır içinde yaşadığını anladım.
“Doruk üç yaşındayken ağır bir hastalık geçirdi,” dedi Sinan.
“Doğuştan gelen bir kalp rahatsızlığı vardı. Önceleri kontrol altındaydı. Sonra hızla kötüleşti.”
Feraye başını salladı.
“Bir gece kriz geçirdi.”
Sinan’ın sesi titredi.
“Hastaneye yetiştirdik ama…”
Devamını getiremedi.
Feraye söyledi.
“Kaybettik.”
İçimdeki öfke, bir anlığına yerini tarifsiz bir ağırlığa bıraktı.
Bir çocuğu kaybetmenin ne demek olduğunu düşünmek bile boğazımı düğümledi.
Ama hâlâ cevaplanmamış çok fazla soru vardı.
“Peki siz neden ayrıldınız?”
Sinan gözlerini kapadı.
“Doruk öldükten sonra ikimiz de dağıldık.”
Feraye hemen araya girdi.
“Hayır. Ben dağıldım. Sen kaçtın.”
Sinan ayağa kalktı.
“Bunu şimdi konuşmanın sırası değil.”
Feraye ona doğru döndü.
“Tam sırası. Çünkü sen yıllardır bunu kendine farklı anlatıyorsun.”
Sonra bana baktı.
“Doruk öldükten iki ay sonra Sinan evi terk etti.”
“Yalan söyleme.”
“Yalan mı?”
Feraye’nin sesi ilk kez yükseldi.
“Bir sabah uyandım, dolabın boştu. Telefonun kapalıydı. Ortak arkadaşlarımızdan biri İstanbul’a gittiğini söyledi. Ben oğlumun odasını kapatamıyorken sen şehir değiştirdin.”
Sinan’ın yüzü kıpkırmızı oldu
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
GENÇ YAŞIMDA KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİM
-
BENDEN 30 YAŞ BÜYÜK ZENGİN ADAMLA EVLENDİM. İLK GECEDE YATAK ODASININ KAPISINI KİLİTLEYİP BANA, “BU EVDE HER ŞEY SENİN OLABİLİR… AMA BENDEN ASLA ŞUNU İSTEME,” DEDİ. O AN PARASI İÇİN EVLENDİĞİMİ SANDIĞINI DÜŞÜNDÜM. FAKAT SABAH OLDUĞUNDA YASTIĞIMIN ALTINDA BULDUĞUM ANAHTAR, BU EVLİLİĞİN GERÇEK SEBEBİNİ ORTAYA ÇIKARDI.
-
18 YAŞINDAKİ KIZIM DOĞUM YAPARKEN HAYATINI KAYBETTİ. BEBEĞİN BABASININ KİM OLDUĞUNU KİMSE BİLMEDİĞİ İÇİN TORUNUMU TEK BAŞIMA BÜYÜTTÜM
-
OLDUKÇA FAZLA KİLOLU GENÇ BİR KIZDIM. KÖYÜN EN ZENGİN AĞASI BENİMLE EVLENMEK İSTEDİĞİNDE HERKES ONUN BENİMLE DALGA GEÇTİĞİNİ SANDI. AMA DÜĞÜN GECESİ KAPININ ARKASINDA SÖYLEDİĞİ O CÜMLE, NEDEN BENİ SEÇTİĞİNİ ANLAMAMA YETTİ…
-
Babamın borçları yüzünden köyün ağasına verdiler beni
-
Zorlu bir doğumun ardından hala bitkin haldeydim
