Ana Sayfa 2.09.2026

60 yaşındayım, kocam vefat ettikten sonra 30 yaşlarında genç bir adamla tanışıp 2. baharımı yaşamak istedim ama…

1 / 2

Kocamı kaybedeli tam üç yıl olmuştu.

Altmış yaşındaydım ve herkes bana artık hayatımın sakinleşmesi gerektiğini söylüyordu. Çocuklarım, akrabalarım, komşularım… Hepsi aynı cümleyi farklı şekillerde kuruyordu:

“Artık kendin için yaşamalısın.”

Ama insan kendi için yaşamayı nasıl öğrenirdi?

Otuz iki yıllık evliliğimden sonra evimizin sessizliğine alışmaya çalışıyordum. Sabahları iki kişilik kahve yapmak için mutfağa giriyor, sonra ikinci fincanı neden koyduğumu fark edip içimi bir hüzün kaplıyordu.

Bir gün, mahalledeki küçük kafede otururken karşımdaki sandalyeye genç bir adam geçti.

Adı Kerem’di.

Otuz iki yaşındaydı.

İlk başta yaş farkımızın bu kadar büyük olmasına rağmen benimle sohbet etmeye çalışmasını tuhaf buldum. Fakat Kerem’in konuşmalarında garip bir samimiyet vardı. Bana yaşımı unutturmak için uğraşmıyor, aksine hayatımı merak ediyordu.

“İnsanların sizin yaşınızdaki kadınlara sadece anneleri gibi davranması tuhaf değil mi?” dedi bir gün.

Gülerek,

“Ben anneliği yıllarca yaptım. Şimdi biraz da kadın olmak istiyorum,” dedim.

Bu cümleyi söylerken bile utanmıştım.

Kerem ise gözlerini kaçırmadan bana baktı.

“Bence tam zamanı.”

O günden sonra görüşmeye başladık.

Önce kahve içtik.

Sonra yürüyüş yaptık.

Birkaç hafta sonra bana çiçek getirmeye başladı.

Ben de yıllar sonra ilk kez aynanın karşısında biraz daha uzun durmaya, saçlarımı özenle yapmaya, sevdiğim elbiseleri yeniden giymeye başladım.

Kendimi gençleşmiş gibi hissediyordum.

Belki de gerçekten ikinci baharımı yaşıyordum.

Fakat çocuklarım bu ilişkiyi öğrendiğinde her şey değişti.

Kızım Derya bir akşam karşıma geçip:

“Anne, bu adam senden otuz yaş küçük. Bunun aşk olduğuna gerçekten inanıyor musun?”

diye sordu.

“Bilmiyorum,” dedim. “Ama onun yanında mutluyum.”

Oğlum ise daha sertti.

“Bu adamın senden ne istediğini hiç düşündün mü?”

Bu söz canımı acıttı.

Çünkü ben de aynı soruyu gizlice kendime sormaya başlamıştım.

Kerem son zamanlarda maddi durumumla ilgili sorular sormaya başlamıştı.

Evimin kimin üzerine olduğunu…

Rahmetli kocamdan kalan birikimleri…

Bankada param olup olmadığını…

İlk başlarda bunları önemsemedim.

Sonuçta hayatımı paylaşacağım insanı tanımam gerektiğini düşünüyordum.

Fakat bir gece beni arabayla eve bırakırken beklenmedik bir soru sordu.

“Evi satmayı hiç düşündün mü?”

Bir an sessiz kaldım.

“Neden?”

“Daha küçük bir yere geçersin. Hem elinde güzel bir para kalır.”

Kalbimde küçücük bir şüphe oluştu.

Ama ertesi gün çiçeklerle kapımı çaldığında o şüpheyi yine susturdum.

Ta ki bir gece telefonunu masanın üzerinde açık bırakana kadar…

Kerem duşa girmişti….

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |