DOLAR
Alış: 45.59
Satış: 45.78
EURO
Alış: 53.08
Satış: 53.29
GBP
Alış: 61.41
Satış: 61.87
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
28.05.2026
Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı.
- Bölüm 2 Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı. O ses, evin yıllardır üstüne çöken sessizliği ikiye böldü. Ben bir adım geri çekildim. — Söyle… — dedim titreyen bir sesle — Bana ne yapıldı? Rıza uzun süre konuşmadı. Sanki ilk kez nefes almayı unutmuş gibiydi. Sonra başını kaldırdı. Gözlerinde yıllardır görmediğim bir şey vardı: korku değil… suçluluk. — Elif… — dedi yavaşça — Sana bir şey yapılmadı. Sana… bir şey kurtarıldı. Kaşlarımı çattım. — Ne diyorsun sen? Rıza ayağa kalkmadı. Sadece sandalyede daha da küçüldü sanki. — 2008’de… Sapanca’ya gittiğin gün… sen dönerken fenalaştın. Eve gelmeden önce hastaneye kaldırıldın. Kalbim hızlandı. — Hayır… ben sadece Emre’nin bizi gördüğünü… — O anı hatırlıyorsun — diye sözümü kesti — Ama öncesini değil. Bir an durdu. Sanki her kelime boğazında kesiliyordu. — İç kanama geçirdin, Elif. Çok ciddi. Rahmin yırtılmıştı. Hayatın tehlikedeydi. Dünya bir anlığına sessizleşti. — İmkânsız… ben hiçbir şey hatırlamıyorum… — Çünkü baygındın. Acildeydin. Ve ameliyatı Murat yaptı. O ismi duyunca içimde bir şey çatladı. — Murat mı? Rıza başını salladı. — O gece seni o kurtardı. Ama sana gerçeği söylemedik. Ben söylemedim. Boğazım kurudu. — Hangi gerçeği? Rıza gözlerini kapattı. — Rahmini almak zorunda kaldılar. Seni yaşatmak için. Bir adım geriledim. Dizlerim titredi ama düşmedim. — Yani… Söyleyemedim. O tamamladı. — Artık çocuk sahibi olamayacaktın. O an, Murat’ın Sapanca’daki bakışı gözümün önüne geldi. O sıcaklık… o “ışık var sende” cümlesi… Hepsi birden anlam değiştirdi. Rıza devam etti: — Ben sana bunu söyleyemezdim. O an… seni kaybetmekten korkuyordum. Emre küçükken… seni tamamen kaybetmekten. Sesim ince bir çizgi gibi çıktı: — Peki neden… on sekiz yıl? Rıza’nın gözleri doldu. — Çünkü ben sana dokunursam… sana hatırlatırım sandım. Kadınlığını, kaybını… acını. Seni koruduğumu düşündüm. Acı bir gülüş attım. — Korumak mı? — Evet… yanlış yaptım. Biliyorum. O an içimdeki öfke patlamadı. Garip bir şekilde… boşaldı. Çünkü gerçek, ihanetten daha ağırdı. Bir süre sessizlik oldu. Sonra Rıza çok daha yavaş konuştu: — Murat’ı da o yüzden hayatımızdan çıkardım. Seni ondan uzak tutmadım… kendimden uzak tuttum. Bir an durdu. — Ama o seni hiç kötü kullanmadı Elif. O sadece… seni gördü. Ben ise seni kaybetmemek için seni dondurdum. O an gözlerim doldu ama ağlamadım. Çünkü artık ağlayacak kişi eski Elif’ti. Ben değil. Kapıya yürüdüm. Rıza arkamdan seslenmedi. Sanki artık bunun geri dönüşü olmadığını biliyordu. — Ertesi gün Kadıköy sahilindeydim. Deniz griydi. İstanbul her zamanki gibi gürültülüydü ama içim sessizdi. Telefonum çaldı. Emre’ydi. — Anne… babam anlattı mı? — Evet — dedim. Uzun bir sessizlik oldu. — O zaman… artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. — Zaten uzun zamandır öyleydi, Emre. O da sustu. Sonra çok kısık bir sesle: — Pişman mısın? Gökyüzüne baktım. İlk kez gerçekten düşündüm. Pişmanlık… Bir hayat için mi? Yoksa yıllarca susmuş bir beden için mi? — Hayır — dedim sonunda — Sadece geç kalmış hissediyorum. Telefon kapandı. — Bir hafta sonra eve döndüm. Rıza salonda oturuyordu. Bu kez gazete okumuyordu. Sanki beni bekliyordu.
- — Ne yapacaksın? — dedi. Sandalyeye oturdum, ilk kez karşısına değil, yanına. — Gitmek istiyorum. Gözlerini kapatmadı. Kaçmadı da. Sadece başını salladı. — Haklısın. O an anladım. Bu evdeki en büyük ihanet, yalan değilmiş. Susmakmış. — Bir ay sonra İzmir’e taşındım. Denize yakın küçük bir ev tuttum. Eski öğrencilerimden biri bana bir kurs açmamı önerdi: edebiyat atölyesi. İlk dersimde tahtaya tek bir cümle yazdım: “Bazı gerçekler insanı yıkmaz… sadece yeniden başlatır.” Arka sırada bir kadın ağlıyordu. Onu izledim. Ve ilk kez içim acımadı. Çünkü artık biliyordum: Hayat, saklanan sırlarla değil… söylenen gerçeklerle devam ediyordu.
Benzer Galeriler
-
66 yıl sonra ilk aşkını sefalet içinde yaşarken buldu
-
Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı.
-
Kırık kemikleriyle hastane yatağında yatan anne, oğlunun “Bizim tatilimiz daha önemli,” dediğini duyunca sessizce her ay gönderdiği 500 bin lirayı kesti…
-
Bir baba, sekiz yıl boyunca eşini ve bebeğini kaybettiğine inanmıştı.
-
Murat, hiç düşündünüz mü acaba siz de biraz kilo verseniz nasıl olurdu dedim
-
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Planı


