Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı. » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 28.05.2026

Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı.

1 / 2

Bölüm 2
Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı. O ses, evin yıllardır üstüne çöken sessizliği ikiye böldü.

Ben bir adım geri çekildim.

— Söyle… — dedim titreyen bir sesle — Bana ne yapıldı?

Rıza uzun süre konuşmadı. Sanki ilk kez nefes almayı unutmuş gibiydi. Sonra başını kaldırdı. Gözlerinde yıllardır görmediğim bir şey vardı: korku değil… suçluluk.

— Elif… — dedi yavaşça — Sana bir şey yapılmadı. Sana… bir şey kurtarıldı.

Kaşlarımı çattım.

— Ne diyorsun sen?

Rıza ayağa kalkmadı. Sadece sandalyede daha da küçüldü sanki.

— 2008’de… Sapanca’ya gittiğin gün… sen dönerken fenalaştın. Eve gelmeden önce hastaneye kaldırıldın.

Kalbim hızlandı.

— Hayır… ben sadece Emre’nin bizi gördüğünü…

— O anı hatırlıyorsun — diye sözümü kesti — Ama öncesini değil.

Bir an durdu. Sanki her kelime boğazında kesiliyordu.

— İç kanama geçirdin, Elif. Çok ciddi. Rahmin yırtılmıştı. Hayatın tehlikedeydi.

Dünya bir anlığına sessizleşti.

— İmkânsız… ben hiçbir şey hatırlamıyorum…

— Çünkü baygındın. Acildeydin. Ve ameliyatı Murat yaptı.

O ismi duyunca içimde bir şey çatladı.

— Murat mı?

Rıza başını salladı.

— O gece seni o kurtardı. Ama sana gerçeği söylemedik. Ben söylemedim.

Boğazım kurudu.

— Hangi gerçeği?

Rıza gözlerini kapattı.

— Rahmini almak zorunda kaldılar. Seni yaşatmak için.

Bir adım geriledim. Dizlerim titredi ama düşmedim.

— Yani…

Söyleyemedim.

O tamamladı.

— Artık çocuk sahibi olamayacaktın.

O an, Murat’ın Sapanca’daki bakışı gözümün önüne geldi. O sıcaklık… o “ışık var sende” cümlesi…

Hepsi birden anlam değiştirdi.

Rıza devam etti:

— Ben sana bunu söyleyemezdim. O an… seni kaybetmekten korkuyordum. Emre küçükken… seni tamamen kaybetmekten.

Sesim ince bir çizgi gibi çıktı:

— Peki neden… on sekiz yıl?

Rıza’nın gözleri doldu.

— Çünkü ben sana dokunursam… sana hatırlatırım sandım. Kadınlığını, kaybını… acını. Seni koruduğumu düşündüm.

Acı bir gülüş attım.

— Korumak mı?

— Evet… yanlış yaptım. Biliyorum.

O an içimdeki öfke patlamadı. Garip bir şekilde… boşaldı.

Çünkü gerçek, ihanetten daha ağırdı.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Rıza çok daha yavaş konuştu:

— Murat’ı da o yüzden hayatımızdan çıkardım. Seni ondan uzak tutmadım… kendimden uzak tuttum.

Bir an durdu.

— Ama o seni hiç kötü kullanmadı Elif. O sadece… seni gördü. Ben ise seni kaybetmemek için seni dondurdum.

O an gözlerim doldu ama ağlamadım.

Çünkü artık ağlayacak kişi eski Elif’ti.

Ben değil.

Kapıya yürüdüm.

Rıza arkamdan seslenmedi. Sanki artık bunun geri dönüşü olmadığını biliyordu.

Ertesi gün Kadıköy sahilindeydim.

Deniz griydi. İstanbul her zamanki gibi gürültülüydü ama içim sessizdi.

Telefonum çaldı. Emre’ydi.

— Anne… babam anlattı mı?

— Evet — dedim.

Uzun bir sessizlik oldu.

— O zaman… artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

— Zaten uzun zamandır öyleydi, Emre.

O da sustu. Sonra çok kısık bir sesle:

— Pişman mısın?

Gökyüzüne baktım.

İlk kez gerçekten düşündüm.

Pişmanlık…

Bir hayat için mi? Yoksa yıllarca susmuş bir beden için mi?

— Hayır — dedim sonunda — Sadece geç kalmış hissediyorum.

Telefon kapandı.

Bir hafta sonra eve döndüm.

Rıza salonda oturuyordu. Bu kez gazete okumuyordu.

Sanki beni bekliyordu.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |