DOLAR
Alış: 45.59
Satış: 45.78
EURO
Alış: 53.08
Satış: 53.29
GBP
Alış: 61.41
Satış: 61.87
Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı.
Bölüm 2
Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı. O ses, evin yıllardır üstüne çöken sessizliği ikiye böldü.
Ben bir adım geri çekildim.
— Söyle… — dedim titreyen bir sesle — Bana ne yapıldı?
Rıza uzun süre konuşmadı. Sanki ilk kez nefes almayı unutmuş gibiydi. Sonra başını kaldırdı. Gözlerinde yıllardır görmediğim bir şey vardı: korku değil… suçluluk.
— Elif… — dedi yavaşça — Sana bir şey yapılmadı. Sana… bir şey kurtarıldı.
Kaşlarımı çattım.
— Ne diyorsun sen?
Rıza ayağa kalkmadı. Sadece sandalyede daha da küçüldü sanki.
— 2008’de… Sapanca’ya gittiğin gün… sen dönerken fenalaştın. Eve gelmeden önce hastaneye kaldırıldın.
Kalbim hızlandı.
— Hayır… ben sadece Emre’nin bizi gördüğünü…
— O anı hatırlıyorsun — diye sözümü kesti — Ama öncesini değil.
Bir an durdu. Sanki her kelime boğazında kesiliyordu.
— İç kanama geçirdin, Elif. Çok ciddi. Rahmin yırtılmıştı. Hayatın tehlikedeydi.
Dünya bir anlığına sessizleşti.
— İmkânsız… ben hiçbir şey hatırlamıyorum…
— Çünkü baygındın. Acildeydin. Ve ameliyatı Murat yaptı.
O ismi duyunca içimde bir şey çatladı.
— Murat mı?
Rıza başını salladı.
— O gece seni o kurtardı. Ama sana gerçeği söylemedik. Ben söylemedim.
Boğazım kurudu.
— Hangi gerçeği?
Rıza gözlerini kapattı.
— Rahmini almak zorunda kaldılar. Seni yaşatmak için.
Bir adım geriledim. Dizlerim titredi ama düşmedim.
— Yani…
Söyleyemedim.
O tamamladı.
— Artık çocuk sahibi olamayacaktın.
O an, Murat’ın Sapanca’daki bakışı gözümün önüne geldi. O sıcaklık… o “ışık var sende” cümlesi…
Hepsi birden anlam değiştirdi.
Rıza devam etti:
— Ben sana bunu söyleyemezdim. O an… seni kaybetmekten korkuyordum. Emre küçükken… seni tamamen kaybetmekten.
Sesim ince bir çizgi gibi çıktı:
— Peki neden… on sekiz yıl?
Rıza’nın gözleri doldu.
— Çünkü ben sana dokunursam… sana hatırlatırım sandım. Kadınlığını, kaybını… acını. Seni koruduğumu düşündüm.
Acı bir gülüş attım.
— Korumak mı?
— Evet… yanlış yaptım. Biliyorum.
O an içimdeki öfke patlamadı. Garip bir şekilde… boşaldı.
Çünkü gerçek, ihanetten daha ağırdı.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Rıza çok daha yavaş konuştu:
— Murat’ı da o yüzden hayatımızdan çıkardım. Seni ondan uzak tutmadım… kendimden uzak tuttum.
Bir an durdu.
— Ama o seni hiç kötü kullanmadı Elif. O sadece… seni gördü. Ben ise seni kaybetmemek için seni dondurdum.
O an gözlerim doldu ama ağlamadım.
Çünkü artık ağlayacak kişi eski Elif’ti.
Ben değil.
Kapıya yürüdüm.
Rıza arkamdan seslenmedi. Sanki artık bunun geri dönüşü olmadığını biliyordu.
—
Ertesi gün Kadıköy sahilindeydim.
Deniz griydi. İstanbul her zamanki gibi gürültülüydü ama içim sessizdi.
Telefonum çaldı. Emre’ydi.
— Anne… babam anlattı mı?
— Evet — dedim.
Uzun bir sessizlik oldu.
— O zaman… artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
— Zaten uzun zamandır öyleydi, Emre.
O da sustu. Sonra çok kısık bir sesle:
— Pişman mısın?
Gökyüzüne baktım.
İlk kez gerçekten düşündüm.
Pişmanlık…
Bir hayat için mi? Yoksa yıllarca susmuş bir beden için mi?
— Hayır — dedim sonunda — Sadece geç kalmış hissediyorum.
Telefon kapandı.
—
Bir hafta sonra eve döndüm.
Rıza salonda oturuyordu. Bu kez gazete okumuyordu.
Sanki beni bekliyordu.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Bir baba aylar boyunca küçük işaretleri görmezden geldi
-
66 yıl sonra ilk aşkını sefalet içinde yaşarken buldu
-
Rıza’nın elinden düşen gazete yere tamamen kaydı.
-
Kırık kemikleriyle hastane yatağında yatan anne, oğlunun “Bizim tatilimiz daha önemli,” dediğini duyunca sessizce her ay gönderdiği 500 bin lirayı kesti…
-
Bir baba, sekiz yıl boyunca eşini ve bebeğini kaybettiğine inanmıştı.
-
Murat, hiç düşündünüz mü acaba siz de biraz kilo verseniz nasıl olurdu dedim
