DOLAR
Alış: 47.68
Satış: 47.87
EURO
Alış: 55.10
Satış: 55.32
GBP
Alış: 64.36
Satış: 64.84
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
16.08.2026
Tek kızım 13 yıl önce öldü — dün hastaneden aradılar ve “Kızınız burada. Gelmeniz için yalvarıyor.” dediler.
- Elimde tuttuğu küçük şeyi görünce nefesim kesildi. Eski, gümüş renkli bir kolyeydi. Üzerindeki küçük kalp şeklindeki madalyonu hemen tanıdım. “Bu…” dedim, sesim titreyerek. “Bunu sana ben vermiştim.” Dilan başını eğdi. “Biliyorum anne.” O tek kelimeyle dizlerimin bağı çözüldü. Doktor hemen yanıma sandalye çekti. “Lütfen oturun. Şu anda yaşadığınız şey sizin için çok ağır olabilir.” Ama ben doktoru duymuyordum. Gözlerim yalnızca kızımdaydı. “Sen Dilan’sın,” dedim. “Gerçekten sen misin?” Dilan’ın gözleri doldu. “Evet anne. Ama sana her şeyi anlatmadan önce bir şeyi bilmeni istiyorum. Ben seni hiç unutmadım.” O an yıllardır içimde taşıdığım öfke, özlem ve acı birbirine karıştı. “On üç yıl…” diye fısıldadım. “On üç yıl boyunca seni ölü sandım. Her doğum gününde mezarına gittim. Her bayramda odanın kapısını açıp sanki birazdan içeri girecekmişsin gibi bekledim. Sen neredeydin?” Dilan gözlerini kapattı. “Benden kaçırılan bir hayatın içindeydim.” Doktor araya girdi. “Annenizin bilmesi gerekenleri artık anlatmanın zamanı geldi.” Dilan yatağın kenarına oturdu. “Öldüğümü düşündüğünüz geceyi hatırlıyor musun?” Başımı salladım. “Evet. Araba kazası geçirmiştin. Hastaneden aradılar. Bana kimliğini gösterdiler. Cenazeyi bile gördüm.” Dilan derin bir nefes aldı. “Ben o kazadan sağ çıktım.” Dünyam yeniden başıma yıkıldı. “Ne?” “Arabadan ağır yaralı çıkarıldım. Günlerce yoğun bakımda kaldım. Uyandığımda hafızamın büyük bir bölümü yoktu. Kim olduğumu bilmiyordum.” Gözyaşlarım sessizce akıyordu. “Peki ya ben?” “Bana seni anlatmadılar.” Kaşlarımı çattım. “Kim anlatmadı?” Dilan cevap vermeden önce doktora baktı. Doktor başını eğdi. “Dilan’ın hastaneye getirildiği dönemde kimlik işlemleri sırasında ciddi bir hata yapılmış. Daha doğrusu, bunun yalnızca bir hata olmadığına dair güçlü şüphelerimiz var.” Kalbim yeniden hızlandı. Dilan devam etti. “Bir süre sonra beni başka bir şehirdeki bir bakım merkezine götürdüler. Bana farklı bir isim verdiler. Ailem olmadığını söylediler. Hafızam düzelene kadar kimsenin beni aramadığını düşündüm.” “Peki yıllar sonra nasıl öğrendin?” Dilan kolyeyi avucunda sıktı. “Geçen ay bir hemşire eski eşyalarımı düzenlerken bu kolyeyi buldu. Madalyonun arkasındaki harfleri gördü. İçinde küçücük bir fotoğraf vardı.” Titreyen ellerimle kolyeyi aldım. Madalyonu açtım. İçinde benim gençlik fotoğrafım vardı. Ve yanında küçük Dilan’ın çocukluk fotoğrafı. “Bu kolyeyi sana yirmi birinci doğum gününde vermiştim,” dedim
- Hatırlamadım,” dedi Dilan. “Ama kolyeyi görünce içimde bir şeyler canlandı.” Sonra beni şaşırtan bir cümle söyledi. “İnternette senin adını aradım.” Nefesimi tuttum. “Bir haberde seni gördüm. Yıllardır kızının ölüm yıldönümünde mezarını ziyaret eden bir kadınla ilgili kısa bir haber vardı.” Başımı öne eğdim. “Sonra ne yaptın?” “Haberdeki fotoğrafı görünce seni tanıdım.” İçimde bir şey parçalandı. “Bunca yıl sonra neden hemen gelmedin?” Dilan’ın yüzü düştü. “Çünkü korktum.” “Benden mi?” “Hayır. Gerçeğin kendisinden.” Bir süre ikimiz de sustuk. Sonra Dilan elimi tuttu. “Ya beni kabul etmezsen diye korktum. Ya bana inanmazsan? Ya yıllardır ölü bildiğin kızının aslında başka biri olduğunu düşünürsen?” Elini sıktım. “Ben seni bir gün bile unutmadım.” Dilan ağlamaya başladı. Ben de ona sarıldım. On üç yıl boyunca sarılmayı hayal ettiğim kızım gerçekten kollarımın arasındaydı. Fakat hikâyenin sonu burada bitmedi. Hastaneden ayrılmadan önce doktor bana bir dosya uzattı. “Bu belgeleri polise teslim ettik,” dedi. “Dilan’ın kimliğinin neden değiştirildiğini ve geçmişte yapılan işlemlerin nasıl gerçekleştiğini araştırıyorlar.” Dosyayı açmaya cesaret edemedim. Çünkü artık önemli olan geçmişte kimin suçlu olduğunu bulmak değildi. Önemli olan kızımın hayatta olmasıydı. Ertesi sabah Dilan’ı evime götürdüm. On üç yıl önce kapısını kapattığım odasını açtım. Her şey hâlâ yerli yerindeydi. Duvarındaki eski fotoğraflar, kitapları, çocukluğundan kalan küçük oyuncaklar… Dilan kapının önünde durdu. “Bunların hepsini sakladın mı?” “Sen döneceksin diye değil,” dedim. “Seni sevdiğim için.” Dilan bana sarıldı. O gece yıllar sonra ilk kez kızımın sesini evimin içinde duydum. Gecenin bir yarısı mutfaktan su almaya kalktığımda onu salonda eski fotoğraflara bakarken buldum. “Uyumadın mı?” Başını salladı. “Hayır.” “Ne düşünüyorsun?” Fotoğraflardan birini eline aldı. “Kaybettiğim on üç yılı düşünüyorum.” Yanına oturdum. “Biz artık kaybettiklerimizi geri getiremeyiz,” dedim. “Ama bundan sonrasını birlikte yaşayabiliriz.” Dilan gözyaşlarını sildi. “Anne, sence gerçekten yeniden kızın olabilir miyim?” Elini tuttum. “Sen hiçbir zaman kızım olmaktan çıkmadın.” O gece odasına girdiğinde kapıyı tamamen kapatmadı. Çocukken yaptığı gibi biraz aralık bıraktı. Ben de koridorda durup o kapıya baktım. On üç yıl boyunca aynı kapının ardında yalnızca sessizlik vardı. Şimdi ise içeriden hafifçe gelen nefes alışını duyabiliyordum. Ve o anda anladım: Bazen hayat, insanın elinden en sevdiği şeyi alıp onu yıllarca yasın içinde bırakabilir. Ama bazı hikâyeler ölümle bitmez. Bazı vedalar gerçekten veda değildir. Ben kızımı on üç yıl önce kaybettiğimi sanmıştım. Oysa o gün kaybettiğim şey kızım değil, onunla geçireceğim yıllardı. Şimdi önümde geçmişi değiştiremeyeceğim uzun bir yol vardı. Ama ilk kez geleceği düşünüyordum. Ve o gelecekte, yıllar sonra yeniden kızımın sesi vardı. Bu kez onu kaybetmekten korkmadan…
Benzer Galeriler
-
Kızımın okulundaki yetenek gösterisi sırasında bir kız, 15 yaşındaki kızımın doğum lekesini işaret ederek, “Bu gece biri kendine çok güveniyor!” diye bağırdı.
-
Bunları Yaparken Dikkat Edelim
-
Tek kızım 13 yıl önce öldü — dün hastaneden aradılar ve “Kızınız burada. Gelmeniz için yalvarıyor.” dediler.
-
4 Sene Boyunca Komada Kaldı
-
Mezuniyet Töreninde Herkesin Sustuğu O An: Kardeşime Söz Verdim
-
Kibirli Bir Veda ve Büyük Hesaplaşma: Sadece 1 Dakikada Değişen Hayatlar


