DOLAR
Alış: 47.95
Satış: 48.15
EURO
Alış: 55.95
Satış: 56.17
GBP
Alış: 65.26
Satış: 65.75
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
24.08.2026
Sırtındaki 40 Yıllık Korkunç Sır: Huzurevindeki Yaşlı Kadının Kimseye Dokundurtmadığı Yarasının Arkasındaki Mucize
- “Sırtıma dokunma! Çek ellerini üzerimden, yoksa polis gelene kadar bağırmaya devam ederim!” 76 yaşındaki Emine Hanım’ın feryadı, Bursa yakınlarındaki Yeşim Huzurevi’nin koridorlarında yankılandığında yemekhanedeki herkes duraksadı. Üç yıldır bu huzurevinde yaşayan Emine Hanım; kendi işini kendi gören, bulmacalarını gözlüksüz çözen zeki bir kadındı. Ancak tek bir aşılmaz kuralı vardı: Kimse sırtına dokunamazdı. Banyo yaptırılmaya çalışıldığında çığlık atar, etrafındakileri uzaklaştırır, kendini banyoya kilitlerdi. Huzurevinde yeni işe başlayan 24 yaşındaki hasta bakıcı Elif, kısa sürede Emine Hanım’ın yalnızlığını fark etti. İstanbul’da yaşayan oğlu Deniz, annesini ayda yılda bir arıyor, geldiğinde ise banyo yüzünden olay çıkardığı için sürekli annesini azarlıyordu. Elif, yaşlı kadına yargılamadan yaklaştı; ona taze demlenmiş kahve götürdü, birlikte gazetelerden bulmaca çözdüler. Aylar süren bu sabırlı dostluğun ardından, dondurucu bir şubat sabahı Emine Hanım ilk kez Elif’ten banyo için yardım istedi. Ancak kıyafetini çıkarıp arkasını döndüğünde Elif’in elindeki sünger yere düştü.
- Emine Hanım’ın omuzlarından beline kadar tüm sırtı, adeta erimiş ve büzüşmüş devasa, korkunç bir yangın iziyle kaplıydı. Elif boğazının düğümlendiğini hissetti: “Size bunu kim yaptı?” Emine Hanım yavaşça başını çevirdi. “Bunu bana kimse yapmadı. Ben kendim alevlerin içine yürümeyi seçtim.” Yaşlı kadın hikâyesini anlatmaya başladı: 1986 yılında, Çamlıdere’deki eski köylerinde yaşarken karşı komşularının ahşap evi alevler içinde kalmıştı. İçeride 3 yaşındaki küçük kızları Hülya tek başına mahsur kalmıştı. Emine Hanım, itfaiyeyi beklemeden pencereden içeri dalmış, küçük kızı kucağına alıp göğsüne bastırmıştı. Çıkış yolu alevlerle kaplanınca, alevler küçük kıza değmesin diye kendi sırtını siper ederek yangının içinden geri geri yürüyerek çıkmıştı. Sırtına düşen kalaslar yüzünden aylarca hastanede yatan Emine Hanım, küçük Hülya’yı kurtarmıştı ama sırtı ömür boyu tanınmaz hale gelmişti. “Bana kahraman denmesinden nefret ettim,” dedi Emine Hanım. “Çünkü insanlar size kahraman dediğinde artık insan olarak bakmıyorlar; yaralarınıza acıyarak bakıyorlar. Ben sadece acınmadan yaşamak istedim.” 40 yıl boyunca bu izleri merhum kocasından bile saklamıştı. O öğleden sonra Elif, diğer bakıcı arkadaşı Rüya ile kahve içerken Emine Hanım’ın eskiden Çamlıdere’de yaşadığından bahsetti. Rüya elindeki fincanla kalakaldı. Yüzü kireç gibi olan Rüya, “Benim annem Çamlıdere doğumlu… Annem üç yaşındayken komşuları olan bir kadın onu yangından kurtarmış. Annem yıllardır o kadını arıyordu!” dedi. Rüya titreyen elleriyle hemen annesini aradı. Ertesi sabah Hülya, 40 yıldır hayatını borçlu olduğu kadını bulmak üzere huzurevine doğru yola çıktı. Ancak bu buluşmanın, Emine Hanım’ın hayırsız oğlu Deniz için de büyük bir yüzleşmeye dönüşeceğinden kimsenin haberi yoktu…Ertesi sabah saat dokuzda Hülya huzurevinin kapısından içeri girdi. 43 yaşındaki kadın, elinde göğsüne bastırdığı eski bir paketle doğrudan 7 numaralı odaya ilerledi. Elif kapıyı açıp “Çamlıdere’den bir ziyaretçiniz var” dediğinde Emine Hanım’ın elindeki kalem yere düştü. Kapıda duran Hülya gözyaşları içinde, “Beni kucağında taşıdın… Alevler bana ulaşmasın diye yangının içinden geri geri yürüdün,” diye fısıldadı. Emine Hanım elleriyle yüzünü kapattı: “Aman Allah’ım… Küçük Hülya…” Hülya, Emine Hanım’ın önünde diz çöktü. Paketinden çıkardığı sararmış bir fotoğrafı uzattı. Arkasında “Kızımızı bize geri getiren Emine’ye…” yazıyordu. Hülya, “Bütün hayatımı, evlenmemi, çocuklarımı, yaşadığım her mutlu günü sana borçluyum,” dedi ve saygıyla yaşlı kadının ellerini öptü. Ardından yavaşça rica etti: “Lütfen… O yaraları görmeme izin ver.” Emine Hanım ilk kez utanmadı. Sırtını döndü ve Bluzunu yukarı kaldırdı. Hülya, o derin ve sert dokulara parmak uçlarıyla hafifçe dokundu. “Burada çirkin bir yara görmüyorum,” dedi ağlayarak. “Ben burada kendi yaşamımı, 40 yıllık mutlu hayatımı görüyorum.” Tam o sırada kapıda bir gölge belirdi. Huzurevi yönetiminin haber vermesiyle acil bir durum var sanıp öfkeyle içeri giren oğlu Deniz durakaldı. Yıllardır annesini “huysuzluk yapıyor, banyo yapmamak için olay çıkarıyor” diye azarlayan Deniz, annesinin sırtındaki Dehşet verici yangın izlerini ve Hülya’nın anlattığı kahramanlık hikâyesini ilk kez duyuyordu. Deniz’in elindeki evraklar yere saçıldı. Yüzü bembeyaz oldu. Yıllardır annesini bir yük olarak görmüş, onu arayıp sormamıştı. “Anne… Ben bilmiyordum…” diye kekeledi. Emine Hanım sakince yanıtladı: “Çünkü hiç sormadın oğlum.” O odada kimse bir anda mucizevi şekilde değişmedi belki ama büyük bir kırılma yaşandı. Deniz diz çöküp annesinden gözyaşlarıyla özür diledi. O günden sonra her hafta sonu annesini ziyarete geldi; çikolata değil, taze kahve ve bulmaca getirdi. Hülya ve kızı Rüya da Emine Hanım’ı manevi aileleri kabul ederek onu hiç yalnız bırakmadılar. Yıllar sonra Emine Hanım ilk kez odasından çıkıp huzurevinin bahçesindeki bingo oyunlarına, sohbetlere katılmaya başladı. 40 yıl boyunca sırtında taşıdığı ve utandığı o yangın izlerinin aslında bir zayıflık değil, bir insanı yaşatmak için gösterdiği yüce cesaretin nişanesi olduğunu anladı. O gece Emine Hanım, 36 yaşından beri ilk kez ışığı kapatıp sırtını örtmeden, içinin ve ruhunun huzuruyla derin bir uykuya daldı. Çünkü kendisini gizlemekten vazgeçmiş, sevginin ve vefanın iyileştirici gücüne teslim olmuştu.
Benzer Galeriler
-
Düğünden 3 Saat Önce Gelinliğimi Mahveden Kayınvalidemin Notu: “Haddini Bil!” — Nikah Masasında Fısıldadıklarımla Tüm Salon Buz Kesti
-
Doğum Sancısı Çekerken “Kendi Başının Çaresine Bak” Diyen Kocam, 3 Gün Sonra Bebeği Kucağında Tutan Kişiyi Görünce Bembeyaz Oldu
-
5 Yıl Sonra Düğünde Karşılaştığım Eski Kocam Yüzüme Gülüyordu: Küçük Bir Kız Bana “Anne” Diyene Kadar!
-
Bayram Yemeğinde Yüzüme Fırlatılan Kadeh ve Avukatıma Attığım 3 Kelimelik Mesaj: “1. Aşama Tamamlandı”
-
Sırtındaki 40 Yıllık Korkunç Sır: Huzurevindeki Yaşlı Kadının Kimseye Dokundurtmadığı Yarasının Arkasındaki Mucize
-
Sulara Gömülen Büyük İhanet: Kocamın Tehlikeli Oyunu Ve 15 Yıllık Mucize


