- İstanbul Adliyesi’nin yüksek mermer koridorlarında sabahın ilk ışıkları süzülürken salonda derin bir sessizlik hâkimdi. Duruşma salonundaki her adım, her fısıltı devasa mermer sütunlarda yankılanıyordu. Davacı masasında oturan Ceyda, ceketini düzelterek derin bir nefes aldı. Dışarıdan bakıldığında son derece sakin görünse de içindeki gerilim ıslak bir halat gibi düğümlenmişti. Aylardır süren yıpratıcı ve sancılı boşanma sürecinin nihayet sonuna gelinmişti. Karşı masada oturan Görkem ise dünyayı kendi etrafında dönüyor sanan bir adamın özgüveniyle yerleşmişti. Bacak bacak üstüne attı, arkasına yaslandı ve yüzüne alaycı bir gülümseme yerleştirdi. İzleyicilerin duyabileceği bir sesle, “Benden tek bir kuruş bile alamayacaksın Ceyda, bunu o küçük kafana sok,” diye seslendi. Yanında oturan sevgilisi Şeyma, abartılı parfüm kokusu ve iddialı kıyafetiyle Görkem’in koluna sinsi bir şefkatle dokundu. “Çok doğru söylüyorsun hayatım. Ne zaman vazgeçeceğini bilmeliydi,” dedi. Masanın diğer ucunda oturan Görkem’in annesi Cahide Hanım ise Ceyda’ya soğuk bir kibirle baktı: “Bazı kadınlar girdikleri ailenin konforunu hak etmiyor. Onu bunca yıl idare ettiğimize şükretmeli.” Ceyda hiçbir şey söylemedi. Bu ucuz tiyatro gösterisinin kendisini sarsmasına izin vermeyecekti. Sessizlik, aylardır onun en güçlü kalkanı ve gizli silahıydı. Hakim Harun Bey salona girdiğinde herkes ayağa kalktı. Yılların tecrübesini barındıran sert bakışlarıyla tek bir anda salondaki tüm hareketliliği kesti. Önündeki evrakları incelemeye başladı. Ceyda’nın teslim ettiği mühürlü özel zarfı eline aldı ve zarf açacağıyla kesti.
- İlk sayfayı okumaya başlamasının üzerinden henüz on saniye geçmemişti ki Hakim Harun Bey’den beklenmedik bir kahkaha döküldü. Bu alaycı değil, içten gelen şaşkınlık dolu bir tebessümdü. Salonda derin bir şaşkınlık dalgası yayıldı. Hakim Harun Bey gözlüğünü düzeltti ve Görkem’e baktı: “Bakın bu gerçekten çok ilgi çekici bir gelişme.” Görkem’in yüzündeki küstah ifade bir anda dondu. Şeyma panikle gözlerini kırpıştırdı. Cahide Hanım ise ne olduğunu anlayamamış gibi kaşlarını çattı. Zarfın içinde ne olduğunu bilmiyorlardı ama Ceyda çok iyi biliyordu. Hakim Harun Bey, Ceyda’nın hazırladığı kalın dosyayı incelerken konuştu: “Sayın Sancak, eşinizin sunduğu onaylı banka dökümleri ve adli mali belgeler, paravan danışmanlık şirketleri üzerinden 1,3 milyon dolar tutarında gizli gelir sakladığınızı belgeliyor. Ayrıca evlilik birliği süresince Şeyma Hanım’ın lüks ev kirasını, araç taksitlerini ve tatillerini aile bütçesinden karşıladığınız açıkça görülüyor.” Salondan büyük bir uğultu yükseldi. Görkem’in avukatı şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemezken, Görkem’in yüzü kireç gibi bembeyaz oldu. Hakim Harun Bey tokmağını masaya vurdu ve gözlerini Görkem’e dikti: “Mali sahtekârlık ve yalan beyan ciddiye alınması gereken ağır suçlardır. Bu mahkeme, tüm mal varlığı üzerindeki yetkilerinizi derhal askıya alıyor…”Hakim Harun Bey sözlerine kararlılıkla devam etti: “Adli muhasebeci tüm hesapları detaylıca inceleyene kadar, tüm evlilik içi mal varlığının ve hesapların yönetimi geçici olarak Ceyda Hanım’a devredilmiştir.” Görkem panikle ayağa fırladı, “Her şeyimi onun kontrolüne veremezsiniz!” diye bağırdı, sesi titriyordu. Şeyma ise abartılı tavırlarını bir kenara bırakıp hızla yerinden kalktı: “Bu bir saçmalık! Görkem bana her şeyin yolunda olduğunu söylemişti!” Ancak Hakimin sert uyarısıyla yerine oturmak zorunda kaldı. O an, Görkem’in finansal gücünün bittiğini anlayan Şeyma’nın gözlerindeki sahte ilgi tamamen söndü. Duruşma sona erdiğinde Görkem sandalyede donakalmış, Cahide Hanım ise itibarının yok oluşunu izlerken utançtan başını öne eğmişti. Ceyda ise zafer çığlıkları atmadı; sadece yıllardır taşımak zorunda kaldığı ağır yükün omuzlarından kalktığını hissetti. SONUÇ VE EPİLOG: 6 AY SONRA Aradan geçen altı ayın ardından, İstanbul Nişantaşı’nda aydınlık bir ofisin cam kapısında altın sarısı harflerle şu yazı parıldıyordu: CEYDA MÜŞAVİRLİK VE ADLİ FİNANSAL DANIŞMANLIK. Ceyda, şık krem rengi ceketinin içinde, kendi kurduğu şirketin geniş meşe masasında oturuyordu. Mahkemeden çıkan adli raporda Görkem’in sakladığı 400 bin dolar daha ortaya çıkarılmış, vergi kaçakçılığı ve evrakta sahtecilik suçlamalarıyla Görkem ağır bir cezayla karşı karşıya kalmıştı. Mahkeme kararıyla Ceyda, ortak birikimlerin yüzde altmışını ve uğradığı tüm zararların tazminatını eksiksiz almıştı. Görkem’in çöküşü kaçınılmaz oldu. Şirketteki ortaklığından çıkarıldı, lüks arabasını satmak zorunda kaldı ve İstanbul’un en uzak semtinde küçük bir kiralık daireye taşınarak alt düzey bir şirkette analist olarak çalışmaya başladı. Şeyma, hesaplar dondurulduğu gün Görkem’i terk etti. Cahide Hanım ise sosyete çevresindeki itibarını kaybettikten sonra Zekeriyaköy’deki evini satıp Antalya’da sakin bir emekli sitesine yerleşti. O sırada Ceyda’nın yardımcısı Rüya içeri girdi: “Ceyda Hanım, Görkem Bey’in avukatı bir dilekçe gönderdi. Maddi imkânsızlık yaşadığını belirterek aylık tazminat ödemesinde yüzde yirmi indirim rica ediyor.” Ceyda zarfı açma gereği bile duymadı. Mektubu masasının yanındaki kâğıt imha makinesine bıraktı. Bıçaklar kâğıdı saniyeler içinde ince şeritlere ayırırken sakince konuştu: “Mahkeme kararı kesindir, indirim söz konusu değil.” Akşam saatlerinde Ceyda, Boğaz manzaralı müstakil evinin bahçesindeki ahşap salıncakta çayını yudumluyordu. Köpeği Dost, ayaklarının dibinde huzurla uyuyordu. Yıllarca onu yetersiz ve güçsüz hissettirmeye çalışanlara karşı en güzel cevabı sessiz zarafeti ve aklıyla vermişti. Ceyda derin bir nefes aldı ve batan güneşin kızıllığına baktı. Hayatı o duruşma salonunda bitmemişti; asıl şimdi, tüm ihtişamıyla yeniden başlıyordu.

