DOLAR
Alış: 49.21
Satış: 49.40
EURO
Alış: 55.06
Satış: 55.28
GBP
Alış: 65.04
Satış: 65.52
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
12.10.2026
Sebepsiz Yere Kelepçelendi: Cebindeki Kimliği Gören Polis Donakaldı
- “Polis dikkatlice elini genç kadının cebine soktu ve oradan gizemli bir nesne çıkardı. — Bu da ne? Polisin gözleri dehşetle açıldı.” Elindeki siyah deri kılıfın içinden altın renkli bir amblem parlıyordu. Kılıfı açtığında önce fotoğrafı, ardından ismi okudu: Beril Aksu. Hemen altında ise görev unvanı yazıyordu: Cumhuriyet savcısı. Polisin yüzündeki alaycı ifade bir anda silindi. Birkaç saniye önce bağırıp çağıran adam şimdi konuşmakta bile zorlanıyordu. — Siz… Savcı mısınız? Beril başını hafifçe çevirdi. — Kelepçeleri çıkarmadan önce soruma cevap verin. Beni hangi gerekçeyle durdurdunuz? — Bir yanlış anlaşılma olmuş, savcım. — Ben henüz bunun yanlış anlaşılma olduğuna karar vermedim. Polis aceleyle anahtarı çıkardı. Beril’in bileklerinde kelepçenin bıraktığı kızarıklıklar belirginleşmişti. Genç kadın ellerini ovuşturmadı bile. Önce yol kenarında çekim yapan adama döndü. — Kaydı kapatmayın lütfen. Birazdan görüntünün bir kopyasına ihtiyaç duyabiliriz. Polis araya girdi. — Savcım, sizi tanısaydım asla böyle davranmazdım. Beril’in yüzü sertleşti. — İşte asıl sorun bu. Benim kim olduğumu bilseydiniz farklı davranacaktınız. Peki kimliğini gösteremeyen başka bir kadına ne yapacaktınız? Adam cevap veremedi. Tam o sırada telsizinden cızırtılı bir ses yükseldi. — Ekip yedi, durum nedir? Beyaz araç kontrol edildi mi? Polis refleksle telsizi kapatmaya çalıştı. Ancak Beril onun bileğini durdurdu. — Kim arıyor sizi? — Merkez, savcım. — Öyleyse neden aracımın rengini biliyorlar? Siz beni rastgele durdurduğunuzu söylemiştiniz. Polisin alnında ter damlaları belirdi. Beril o sabah adliyede yaptığı toplantıyı düşündü. Son üç ay içinde şehir merkezinde durdurulan sürücülerden usulsüz para istendiğine ilişkin şikâyetleri inceliyordu. Özellikle yalnız seyahat eden kadınlar seçiliyor, araçlarının arandığı söylenerek korkutuluyordu. Bazıları karakola götürülmekle tehdit ediliyordu. İddiaların ortak noktası, aynı devriye bölgesiydi. Fakat şimdi Beril’in aklına çok daha korkunç bir ihtimal gelmişti: Birileri onun soruşturmayı yürüttüğünü biliyor ve kendisini özellikle durdurmuş olabilirdi. — Adınız? diye sordu.
- — Komiser yardımcısı Hakan Demir. — Yaka numaranızı ve görevli olduğunuz ekibi de tutanağa geçireceğiz. Hakan’ın gözleri bir an karşı kaldırıma kaydı. Beril bakışlarını takip etti. Koyu renkli bir otomobil, köşede motoru çalışır hâlde bekliyordu. Direksiyondaki adam telefonla konuşuyordu. Beril kendi telefonunu almak için arabasına uzandı. Hakan hemen önüne geçti. — Savcım, bunu burada çözebiliriz. Amirimi aramanıza gerek yok. — Çekilin önümden. Hakan geri adım atmadı. — Ben sadece verilen emri uyguladım. Beril duraksadı. — Kimin emrini? Komiser yardımcısı dudaklarını ısırdı. Bir şey söylemek üzereydi ki koyu renkli otomobil aniden hareket etti. Araç, kırmızı ışığa rağmen kavşaktan geçip uzaklaştı. Hakan’ın yüzündeki korku daha da arttı. — Konuşursam beni mahvederler, diye fısıldadı. Beril hiç tereddüt etmeden telefonunu aldı ve meslektaşı savcı Ozan Güneş’i aradı. Kendisinin durdurulduğunu, zor kullanıldığını ve olası delillerin kaybolma riski bulunduğunu anlattı. Ozan’dan ilgili kolluk birimleriyle gerekli işlemleri başlatmasını istedi. Ardından Hakan’a döndü. — Şimdi doğruyu söylerseniz anlattıklarınız araştırılır. Susarsanız gerçek yine ortaya çıkar ama siz kendi sorumluluğunuzdan kaçamazsınız. Hakan tam konuşacakken genç bir kadın kalabalığın arasından çıktı. — Onu tanıyorum! diye bağırdı. Geçen ay kardeşimi de o durdurdu! Herkes kadına döndü. Kadının adı Nehir’di. Titreyen elleriyle telefonunu uzattı. Ekranda hastane yatağında yatan, yüzü morluklar içindeki genç bir adamın fotoğrafı vardı. — Kardeşim Mert, trafik çevirmesinden sonra kayboldu. İki gün sonra hastanede bulduk. Bize kazaya karıştığını söylediler. Ama o, kendisini polislerin dövdüğünü anlatmıştı. Hakan başını öne eğdi. — O çocuğa ben dokunmadım. — Ama oradaydınız, değil mi? diye sordu Beril. Cevap yerine gelen sessizlik her şeyi anlatıyordu. Bir süre sonra bölgeye başka ekipler ulaştı. Beril kendini tanıttı, tanıkların iletişim bilgilerini aldırdı ve görüntülerin usulüne uygun şekilde teslim edilmesini sağladı. Hakan’ın telsiz konuşmalarının, görev kayıtlarının ve devriye talimatlarının incelenmesi istendi. Beril, olayın yalnızca kendi kelepçelenmesinden ibaret olmadığını biliyordu. Akşam saatlerinde Ozan’la birlikte adliyede dosyaları karşılaştırdıklarında beklenmedik bir ayrıntı buldular. Son aylardaki şikâyetlerin tamamında aynı kod numarası vardı. Kontrol listelerine bazı araç plakaları önceden ekleniyordu. Bu araçlar gerçek bir suç şüphesi olmadan durduruluyordu. Üstelik Beril’in plakası da o sabah listeye girilmişti. — Demek seni takip etmişler, dedi Ozan. Beril bilgisayar ekranına bakmayı sürdürdü. — Sadece beni değil. Şikâyet edenleri de bulmuşlar. Mert’in dosyası neden kapatıldı, buna bakmalıyız. Ancak o gece Beril eve dönmek üzereyken bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi: “Bu dosyayı kapat. Yoksa ailene de ulaşırız.” Mesajın altında annesinin apartman girişinde çekilmiş fotoğrafı vardı. Beril’in boğazı düğümlendi. Annesi Sevgi, yetmişine yaklaşmış, tek başına yaşayan bir kadındı. Genç savcı önce onu aradı. Sesini normal tutmaya çalışarak kapısını kimseye açmamasını söyledi. Ardından tehdidi Ozan’a iletti ve olayın ayrı bir soruşturmaya kaydedilmesini istedi. — Seni korkutmaya çalışıyorlar, dedi Ozan. — Biliyorum. Ama annemi işin içine katmaları her şeyi değiştirdi. — Eve gitme. Önce güvenliğinden emin olalım. Beril, annesinin apartmanına görevlendirilen ekiplerin ulaştığını öğrenince derin bir nefes aldı. O gece annesiyle konuşurken soruşturmanın ayrıntılarını anlatmadı. Yalnızca dikkatli olması gerektiğini söyledi. Sevgi Hanım kızının sesindeki gerginliği fark etmişti. — Korkuyor musun? diye sordu. Beril bir süre sustu. — Evet anne. Korkuyorum. — Korkmak ayıp değil kızım. Yeter ki korkunun yüzünden doğru bildiğinden vazgeçme. Telefon kapandığında Beril masasına oturdu. Ekrandaki tehdit mesajına uzun uzun baktı. Bir an için görevinden çekilmeyi düşündü. Sonra Nehir’in hastanedeki kardeşini anlatırken titreyen elleri gözünün önüne geldi. Annesini korumak için gerekli bütün önlemleri alacaktı; ama tehdidin, şikâyetçilerin bir kez daha susturulmasına izin vermeyecekti. Ozan sabah ilk iş telefon numarasına ilişkin teknik inceleme yapılmasını istedi. İnceleme ilerleyen günlerde mesajın, soruşturmada adı geçen kişilerle bağlantılı bir hattan gönderildiğine dair bulgular ortaya çıkardı. Beril’in plakasıyla ilgili sorgulama kayıtları da aynı isimlere uzanıyordu. Artık mesele sadece yolda yaşanan bir öfke patlaması değildi. Birileri, hesap vermemek için hem vatandaşları hem de soruşturmayı yürütenleri korkutmaya çalışıyordu. Ertesi gün Hakan, avukatıyla birlikte ifade verdi. İlk başta emir aldığını söylemekten başka bir şey yapmadı. Ancak kendisine gösterilen görev kayıtları karşısında konuşmaya başladı. — Bu düzeni emniyetteki bir amir kurdu, dedi kısık sesle. Bazı sürücülerden para alınıyordu. İtiraz edenler korkutuluyordu. Toplanan paranın bir kısmını yukarıya gönderiyorduk. — Mert’e ne oldu? Hakan uzun süre sustu. — Para vermeyi reddetti. Karakola götürüldü. Orada darbedildi. Sonra olay trafik kazası gibi gösterildi. Ben dışarıda bekliyordum. Beril masaya doğru eğildi. — Bu ifadeyi destekleyen deliliniz var mı? Hakan cebinden küçük bir kâğıt çıkardı. Üzerinde bir depo adresi ve tarih yazıyordu. — Kayıtların kopyalarını burada saklıyorlardı. Silinmeden ulaşmanız gerek. Bu bilgi üzerine savcılık, gerekli arama kararlarını aldırdı. Adreste yapılan aramada dijital kayıt cihazları, sahte tutanak örnekleri ve para transferlerine ilişkin belgeler bulundu. Uzman incelemesi, bazı dosyaların sonradan değiştirildiğini ortaya koydu. En çarpıcı delil ise Mert’in götürüldüğü binanın koridor kamerasından alınmış kayıttı. Görüntülerde genç adamın yürüyerek içeri girdiği, saatler sonra ise iki görevlinin desteğiyle dışarı çıkarıldığı görülüyordu. Nehir videoyu izlediğinde gözyaşlarını tutamadı. — Bize kimse inanmadı, dedi. Kardeşim aylarca korkudan uyuyamadı. Beril onun elini tuttu. — Bu kez anlatabildiklerinin karşılığı bir soruşturma dosyasında var. Süreci birlikte takip edeceğiz. Sonraki haftalarda deliller genişletildi. İlgili amir ve bazı görevliler hakkında adli işlemler başlatıldı. Disiplin soruşturmaları açıldı. Mert’in yaralanmasıyla ilgili eski dosya yeniden ele alındı. Hakan’ın ifade vermesi sorumluluğunu ortadan kaldırmadı; o da yaptıkları nedeniyle yargı süreciyle karşı karşıya kaldı. Duruşma günü geldiğinde Nehir de kardeşiyle birlikte mahkeme salonundaydı. Mert, yaşadıklarını anlatırken sesi birkaç kez titredi ama sözünü bitirdi. Dışarı çıktığında ablasına sarılıp, “Bugün ilk defa o geceyi hatırlamak beni yenilmiş hissettirmedi,” dedi. Beril, bu cümleyi uzun süre unutmayacaktı. Aylar sonra Beril, ilk durdurulduğu kavşaktan yeniden geçti. Bu kez kırmızı ışıkta beklerken kaldırımda yürüyen Nehir’le Mert’i gördü. Genç adam eskisine göre daha iyi görünüyordu. Nehir onu fark edip el salladı. Beril camını indirdi. — Nasılsın Mert? — Daha iyiyim, savcım. Yeniden işe başladım. Ama en önemlisi, artık sesimi çıkarmaktan korkmuyorum. Beril gülümsedi. O akşam evine vardığında masanın üzerine aynı siyah deri kimlik kılıfını bıraktı. Kelepçelerin izleri çoktan kaybolmuştu. Fakat duyduğu bir cümle hâlâ kulaklarında çınlıyordu: “Sizi tanısaydım asla böyle davranmazdım.” Kimliğini eline aldı, sonra yavaşça kapattı. Çünkü o gün öğrendiği en önemli gerçek şuydu: Adalet, güçlü birinin kim olduğunu öğrenince gösterilen saygı değildi. Adalet, karşıdaki insanın kim olduğuna bakmadan onun hakkını koruyabilmekti. Ve Beril için asıl zafer, cebindeki kimliği göstererek kelepçelerden kurtulması değil; kimliğinde hiçbir unvan taşımayan insanların da artık korkmadan haklarını arayabilecekleri bir kapının açılmasıydı.


