- “Kocam, metresini Sapanca’daki göl evime getirdi ve eşyalarımı toplamak için bana sadece yirmi dakika süre verdi.” Hakan, 100 milyon liralık villaya girdiğinde söylediği ilk şey buydu. Ne bir selamlama ne bir özür ne de yaptığı acımasızlığı yumuşatma çabası… Yalnızca yirmi dakika. Yağmurdan ıslanmış paltosuyla salonda duruyordu. Bir eli, on bir aydır birlikte olduğu Selin’in belindeydi. Selin, tavandan tabana uzanan pencerelere ve göl manzarasına bakıp büyülenmiş bir halde fısıldadı: “Aman Tanrım… Hakan, hiç abartmıyormuşsun.” On dört yıl boyunca Hakan’ın şirketini tek başıma büyütmüş, tüm mimari projeleri ben tasarlamıştım. O röportajlar verip kendini “kurucu ve vizyoner” olarak tanıtırken, arka planda tüm krizleri çözen bendim. Şimdi ise bana ait olan evde, hazırladığı boşanma protokolünü masaya fırlatıp benden şirketteki tüm haklarımdan vazgeçmemi ve evi terk etmemi istiyordu.
- Selin pişkin bir tavırla, “Aramızda çirkinlik çıksın istemiyoruz Claire,” dedi. Hakan ise gururumu kırmaya çalışarak ekledi: “Selin benim ihtiyacım olan hayatı anlıyor. İzmir’deki daireyi sana bırakacağım. Anlayışlı ol.” Oysa Hakan’ın bilmediği iki büyük gerçek vardı. Birincisi, bu lüks villa Hakan’ın şirketine değil; benim evlilik öncesinde kurduğum Ersoy Mimarlık Holding’e aitti. Tapu tamamen benim üzerimdeydi ve Hakan beni kandırdığını sanırken kendi yalanına batmıştı. İkincisi ise çok daha yıkıcıydı. Selin gözlerimin içine bakıp, “Ona evi söz verdin ama o imzayı attığı an burada ona ait hiçbir şey kalmayacak” dediğinde gülümsedim. “Öyle mi?” dedim sakince. “Selin, benim yatak odama perde seçmeye başlamadan önce, kocanın son kırk beş dakikadır neden benim çalışma odamda oturduğunu sormak ister misin?” Selin’in yüzündeki kibir bir anda dondu. Çalışma odasının kapısı yavaşça açıldı. İçeriden elinde siyah bir klasör tutan Deniz çıktı. Selin’in kocası Deniz…Deniz, elindeki siyah klasörü boşanma evraklarının yanına bıraktı. Selin dehşet içinde, “Sen Ankara’da olmalıydın!” diye kekeledi. Deniz soğukkanlılıkla cevap verdi: “Ceyda beni arayınca gezimi iptal ettim. Şimdi hep birlikte, Hakan’ın benim paramla sana neler vaat ettiğini dinleyelim.” Klasörün içinden çıkan dekontlar her şeyi ortaya döktü. Selin ve Hakan, Deniz ile Selin’in ortak yatırım hesabından tam 15 milyon lirayı Hakan’ın paravan şirketlerine aktarmıştı. Selin, kendi iş projesi için aldığını söylediği paralarla bu evin lüks mobilyalarını finanse etmişti. Üstelik oyun burada da bitmiyordu. Avukatım Nihat içeri girdi ve masaya bir tablet bıraktı. Hakan’ın, benim imzamı taklit ederek şirket haklarını devretmeye çalıştığı sahte vekaletnameyi ve ses kayıtlarını ortaya koyduk. Hakan’ın benim hakkımdaki kirli planları kendi sesiyle odada yankılandı. Selin, hukuki sorumluluğun ve hırsızlığın boyutunu fark edince anında Hakan’ı satarak geri çekildi. Aralarındaki “büyük aşk”, yasalar karşısında birkaç dakika içinde unufak oldu. Dışarıda bağımsız denetçilerin ve polisin araçları belirdiğinde Hakan’ın yüzü kireç gibiydi. Yıllarca benim skandallardan korktuğumu sanmıştı ama benim tek korkum, sadece işine yaradığımda beni seven bir adam için kendimden taviz vermekti. Ve o korku artık yoktu. Hakan evden kaçar gibi çıkarken son bir tehditte bulundu: “Beni kendine düşman ettiğine pişman olacaksın.” Ona son sözüm net oldu: “Sen, beni boşanmaktan ziyade soyulması daha kolay bir hedef olarak gördüğün gün zaten benim düşmanım olmuştun.” SONUÇ Ertesi sabah toplanan yönetim kurulu, sunulan sahtecilik ve yolsuzluk belgelerinin ardından Hakan’ı oy birliğiyle şirketten ihraç etti. Şirketin kontrolü tamamen benim elime geçti. Deniz, Selin’e anında boşanma davası açarak aktarılan tüm parayı yasal yollardan geri aldı. Hakan ve Selin, arkalarında bıraktıkları enkazın altında yalnız kaldılar. Aylar sonra Sapanca’daki göl evimin verandasında kahvemi yudumlarken içim derin bir huzurla doluydu. Bir ev sadece tuğla ve harçtan ibaret değildi; asıl temel insanın kendi özsaygısıydı. Ve ben o temeli yeniden, çok daha güçlü bir şekilde inşa etmiştim.

