DOLAR
Alış: 46.16
Satış: 46.34
EURO
Alış: 53.57
Satış: 53.79
GBP
Alış: 61.88
Satış: 62.34
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
15.06.2026
KOCASI HABERSİZCE EVE GELDİ VE KARISINI BEBEĞİ KUCAĞINDA YEMEK YAPARKEN BULDU
- KOCASI HABERSİZCE EVE GELDİ VE KARISINI BEBEĞİ KUCAĞINDA YEMEK YAPARKEN BULDU. TÜM AİLESİ TELEVİZYON İZLİYORDU: “YARIN BU EVDEN GİDİYORSUNUZ” BÖLÜM 1 — Yarın bu evden gidiyorsunuz, dedi Emre, sesi o kadar soğuktu ki kayınvalidem bile televizyona bakmayı bıraktı. Ben mutfaktaydım. Sekiz aylık kızım Defne diş çıkardığı için durmadan ağlıyor, göğsüme yapışmış haldeydi. Ocakta kaynayan tavuk çorbası taşmak üzereydi. Bir elimle bebeği tutuyor, diğer elimle pilavı karıştırmaya çalışıyordum. Salonda kayınpederim Hasan haberleri izliyordu. Kayınvalidem Fatma telefonda videolar seyrediyordu. Görümcem Elif ise koltuğa uzanmış, yeni yaptırdığı taşlı ve uzun tırnaklarını hayranlıkla inceliyordu. Her şey iki hafta önce başlamıştı. Emre işten geldiğinde anne-babasıyla Elif’in birkaç günlüğüne bize geleceğini söylemişti. İstanbul’un Esenler ilçesindeki küçük dairemizde yaşıyorduk. Ev kredisi hâlâ devam ediyordu ama burası bizim yuvamızdı. Ben, Zeynep Yılmaz, Defne’ye bakabilmek için anaokulu öğretmenliğini bırakmıştım. Zengin değildik ama dikkatli harcadığımız sürece geçinebiliyorduk. İlk günlerde iyi bir gelin olmaya çalıştım. Sabah erkenden kalkıyor, Hasan Bey için Türk kahvesi hazırlıyor, Fatma Hanım için çay demliyor, Elif’in istediği özel kahveleri yapıyor, Defne için mamalar hazırlıyordum. Bulaşıkları yıkıyor, evi topluyor, çöpleri çıkarıyor, çamaşırları asıyordum. Üstelik bütün bunların üstüne şu sözleri işitiyordum: — Evde oturmak iş sayılmaz Zeynep. Emre çalışıp para kazanırken sen rahat yaşıyorsun. Elif yirmi dokuz yaşındaydı. Sözde bir güzellik merkezinde iş aramak için İstanbul’a gelmişti. Ama günlerini sosyal medyada canlı yayın açıp kozmetik ürünleri satarak geçiriyordu. Sürekli benden bir şeyler istiyordu. Kargolarını taşımamı, hassas bluzlarını yıkamamı, marketten soğuk kahve almamı… Çünkü ona göre kendisi “çok meşguldü”. Defne ağladığında ise kayınvalidem hemen söyleniyordu: — Bırak biraz ağlasın. Böyle devam edersen şımarık olur. Patlamanın yaşandığı gün Defne saatlerdir huzursuzdu. Dayanamayınca yardım istedim. — Elif, Defne’yi iki dakika tutabilir misin? Çorba taşmak üzere. Kızımın yanmasına korkuyorum. Elif sanki ondan böbreğini istemişim gibi ellerini kaldırdı. — Ay hayır Zeynep. Bu tırnaklara iki bin beş yüz lira verdim. Çocuk kırarsa parasını sen mi ödeyeceksin? Kayınvalidem ise torununa dönüp bakmadı bile. — Kendin hallet kızım. Elif çocuk taşımayı bilmez. Tam o sırada kapıda anahtar sesi duyuldu. Yağmur yüzünden Emre eve erken dönmüştü. Elinde bir paket bebek bezi ve Defne için meyve püresi vardı. Kapıdan içeri girdiğinde donup kaldı. Beni gördü. Ter içinde kalmıştım. Bir elimde ağlayan bebeğim vardı. Diğer elimle yemeği yetiştirmeye çalışıyordum. Bu sırada ailesi salonda rahatça oturuyordu. Emre bağırmadı. İşte en korkutucu olan da buydu. Sessizce yanıma geldi. Defne’yi kucağımdan dikkatlice aldı. Sonra Elif’e baktı. — Tırnakların, yeğeninin gözyaşlarından daha mı değerli? Elif hemen alınmıştı. Kayınvalidem beni suçlamaya başladı. Kayınpederim ise sinirle televizyonu kapattı. Emre derin bir nefes aldı. Ve evi ikiye bölen cümleyi söyledi: — Yarın bu evden gidiyorsunuz. Kayınvalidem yerinden fırladı. — Bizi bu kadın yüzünden mi kovuyorsun? Elif ağlayarak beni işaret etti. — Bütün bunları sana o söyledi! Onunla evlendiğinden beri artık eskisi gibi değilsin! Kendimi savunmaya çalıştım. Ama Emre hemen önümde durdu. — Zeynep bana hiçbir şey söylemedi. Tam da bu yüzden şimdi ben konuşuyorum. Tam olayların daha kötüye gidemeyeceğini düşünürken Elif’in telefonu çaldı. Telaşla balkona çıktı. Ama söylediklerini duymama engel olamadı. Titreyen sesiyle şöyle diyordu: — Parayı toplamaya çalışıyorum… Lütfen ağabeyimin evini aramayın. O anda içime kötü bir his çöktü. Çünkü Elif’in sakladığı şeyin, ailemizin hayatını tamamen değiştireceğinden henüz haberim yoktu…
- BÖLÜM 2 O gece kimse uyumadı. Elif balkondan döndüğünde yüzü bembeyazdı. Telefonunu sıkıca tutuyor, gözlerini kimseye kaldırmıyordu. Kayınvalidem hemen yanına koştu. — Ne oldu kızım? — Hiçbir şey… Ama sesindeki titreme yalan söylüyordu. Emre sessizce ona baktı. — Kim aradı? — Kimse. — Elif. Bu kez Emre’nin sesi daha sertti. — Sana son kez soruyorum. Kim aradı? Elif’in gözleri doldu. Bir anda ağlamaya başladı. — Ben… Ben biraz borçlandım. Kayınvalidem hemen araya girdi. — Herkes borçlanabilir. Bunun için mi bizi evden kovuyorsun? Ama Emre susmadı. — Ne kadar? Elif cevap vermedi. — Ne kadar? — Üç yüz bin lira… Salonda ölüm sessizliği oluştu. Ben bile nefesimi tuttum. Kayınpederim Hasan Bey ayağa fırladı. — Ne dedin sen? Elif ağlıyordu. — Başta küçük miktarlardı. Sosyal medyada daha çok ürün satacağımı düşündüm. Sonra zarar ettim. Yeni kredi çekip eskisini kapattım. Sonra yine… — Üç yüz bin lira mı? diye bağırdı babası. — Faizlerle birlikte… Kayınvalidem koltuğa çöktü. Ama asıl şok henüz gelmemişti. Emre elini uzattı. — Telefonunu ver. — Hayır! — Telefonu ver, Elif. Elif geri çekildi. O anda Emre telefonu elinden aldı. Birkaç saniye ekrana baktı. Sonra yüzü değişti. — Bu ne? Kimse konuşmadı. — Sana soruyorum. Bu ne? Telefonu masaya bıraktı. Ekranda bizim evin tapusunun fotoğrafı vardı. Benim kalbim duracak gibi oldu. — Bu fotoğraf sende neden var? Elif başını eğdi. — Çünkü… — Çünkü ne? — Borcu kapatmak için teminat göstermem gerekiyordu. Hasan Bey öfkeyle bağırdı. — Hangi teminat? Elif hıçkırarak konuştu. — Evin… — Hangi ev? — Sizin değil… Emre ile Zeynep’in evi. O an Fatma Hanım bile kızını savunamadı. Ben şok içinde Emre’ye baktım. Elif gizlice evrakların fotoğraflarını çekmişti. Borç aldığı kişilere bizim evi göstererek zaman kazanmaya çalışmıştı. Üstelik bunu bize haber vermeden yapmıştı. Emre telefonu masaya bıraktı. Sesi buz gibiydi. — Yarın sabah gidiyorsunuz. Bu kez kimse itiraz etmedi. Ertesi sabah beklenmedik bir şey oldu. Kapı çaldı. Açtığımızda iki adam vardı. Elif’i soruyorlardı. Ben korkudan Defne’yi kucağıma aldım. Ama Emre geri çekilmedi. — Borcunuz varsa hukuk yoluna başvurursunuz. Bir daha bu eve gelirseniz polisi çağırırım. Adamlar birkaç dakika tartıştıktan sonra gittiler. Ancak o olaydan sonra Hasan Bey ilk kez kızına döndü. — Biz seni çalışıyor sanıyorduk. — Baba… — Biz sana güveniyorduk. Elif ağlıyordu. Ama yıllardır ilk kez yaptığı şeyin sonuçlarıyla yüzleşmek zorundaydı. Bir hafta sonra kayınvalidem aradı. Ses tonu tamamen değişmişti. — Zeynep… Bu, bana ilk kez ismimle hitap edişiydi. — Evet? — Sana bir şey söylemek istiyorum. Sessizlik oldu. — Özür dilerim. Ne diyeceğimi bilemedim. — Seni hep küçümsedim. Evde çocuk büyütmenin kolay olduğunu sandım. Ama sen bizim hepimizin yükünü taşımışsın. İlk kez samimi görünüyordu. Sonra ekledi: — Defne’yi görebilir miyim? İşte o an içimdeki öfkenin bir kısmı eridi. Aylar geçti. Elif sonunda bir muhasebe şirketinde işe başladı. Borçlarını yapılandırdı. Lüks yaşam görüntüsü vermek için açtığı tüm sahte hesapları kapattı. Kayınpederim emeklilik birikimlerinden tek kuruş vermedi. Emre de vermedi. Bu kez herkes kendi sorumluluğunu taşımak zorundaydı. Bir akşam Defne ilk adımlarını attı. Salonda yürürken sendeledi. Tam düşecekken Emre onu yakaladı. Defne kahkahalarla güldü. Ben de güldüm. Aylar sonra ilk kez ev gerçekten huzurluydu. Emre bana baktı. — Biliyor musun? — Ne? — O gün eve erken gelmeseydim bazı şeyleri hiç göremeyecektim. Elimi tuttu. — Sana teşekkür ederim. — Neden? — Çünkü herkes giderken sen kaldın. Gözlerim doldu. Küçük dairemiz hâlâ aynıydı. Kredi hâlâ bitmemişti. Zengin değildik. Ama artık evimizde saygı vardı. Ve bazen bir aileyi ayakta tutan şey para değil, tam da buydu. SON
Benzer Galeriler
-
Bir tamal satıcısı, kocasının sadece geceleri çalıştığını sanıyordu
-
Annem, SGK hastanesinde bir yatağın üzerinde, elleri buz gibi, ayakları şişmiş halde öldü.
-
KOCASI HABERSİZCE EVE GELDİ VE KARISINI BEBEĞİ KUCAĞINDA YEMEK YAPARKEN BULDU
-
Canlı yayında bir bir her şeyi
-
Benden 30 yaş büyük, varlıklı bir dul adamla evlendim
-
Seçim Tarihini Açıkladı!


