DOLAR
Alış: 48.54
Satış: 48.73
EURO
Alış: 56.02
Satış: 56.24
GBP
Alış: 65.27
Satış: 65.75
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
16.09.2026
KOCAM GENÇ METRESİ YÜZÜNDEN BENİ TERK ETTİ
- Kocam beni kendisinden neredeyse yirmi yaş küçük bir kadın için terk ettiğinde kırk sekiz yaşındaydım. O akşam salondaki koltuğa oturmuş, karşımdaki adama bakarken yirmi üç yıllık evliliğimin birkaç cümle içinde nasıl yok olabildiğini anlamaya çalışıyordum. “Ben artık mutlu değilim, Selma,” dedi. Sanki marketten farklı bir marka kahve almaya karar vermiş gibi sakindi. “Başka biri mi var?” Başını çevirdi. İşte cevabımı o anda aldım. Kadının adı Melis’ti. Yirmi dokuz yaşındaydı. Kocam Vedat’ın çalıştığı şirkette birkaç ay önce işe başlamıştı. Vedat bana onun sadece çalışma arkadaşı olduğunu söylemişti. Hatta bir akşam telefonuna gelen mesajı gördüğümde benimle dalga geçmişti. “Bu yaştan sonra kıskançlık mı yapıyorsun?” Meğer kıskançlık değilmiş. İçgüdüymüş. Vedat iki gün sonra valizini topladı. Kapıdan çıkarken arkasından bakıp ağlamadım. En azından o görene kadar. Kapı kapandığı anda dizlerimin üzerine çöktüm. Çünkü sadece kocam gitmemişti. Yıllardır birlikte kurduğumu sandığım hayatım da onunla beraber çıkıp gitmişti. İlk haftalar evden neredeyse hiç çıkmadım. Aynaya baktığımda sürekli kendimi Melis’le karşılaştırıyordum. Onun gençliğini düşünüyordum. İnce belini. Pürüzsüz yüzünü. Sonra kendime bakıyordum. Göz kenarlarındaki çizgilere, yılların değiştirdiği bedenime… Bir gece banyodaki aynanın karşısında dururken kendi kendime sordum: “Ben ne zaman kendimi sadece Vedat’ın karısı olarak görmeye başladım?” Cevabını bulamadım. Ama hayatımı değiştiren şey, üç hafta sonra yaşandı. Yakın arkadaşım Aylin, beni zorla küçük bir sahil restoranına götürdü. “Bir akşam evde oturmazsan ölmezsin,” dedi. İstemeye istemeye gittim. Üzerime yıllardır giymediğim siyah bir elbise geçirdim. Omuzlarım açıktı. Saçlarımı toplamak yerine bıraktım. Restorana girdiğimizde insanların bana baktığını fark ettim. İlk kez uzun zamandır görünmez olmadığımı hissettim. Sonra onu gördüm. Barın yanında tek başına oturan adamı. Adı Demir’di. Sonradan kırk iki yaşında olduğunu öğrendim. Uzun boylu, koyu saçlı, sakin bakışlı bir adamdı. Aylin onu tanıyordu ve birkaç dakika sonra bizi tanıştırdı. Demir elimi sıktığında gözlerimin içine baktı. “Memnun oldum.” Sadece iki kelimeydi. Ama yıllardır hiç kimsenin bana öyle bakmadığını fark ettim. Vedat bile. Gecenin ilerleyen saatlerinde Demir yanımıza oturdu. Konuştuk. Güldük. Vedat’la evliliğimin son yıllarında ne kadar az güldüğümü o gece anladım. Restorandan çıkarken Demir bana, “Bir kahve içmek ister misin?” diye sordu. Aylin bana baktı. Gözleri resmen “Git” diyordu. Kabul ettim. Sahildeki küçük kafelerden birine gittik. Saat gece yarısını geçmişti. Denizin sesi dışında çevrede neredeyse hiçbir şey duyulmuyordu. Demir bana hayatımı sordu. Başta anlatmak istemedim. Sonra nedense her şeyi söyledim. Vedat’ı. Melis’i. Kendimi nasıl değersiz hissettiğimi. Demir uzun süre sessizce dinledi. Sonra, “Bir adamın senden gitmesi senin değerini azaltmaz,” dedi. Başımı kaldırdım. “Bunu söylemek kolay.” “Belki. Ama sana bakıyorum ve neden kendini bu kadar değersiz gördüğünü anlamıyorum.” Kalbim hızlandı. Uzun zamandır hiçbir erkek bana kadın olduğumu hatırlatan bir cümle kurmamıştı. Demir elini masanın üzerine bıraktı. Benim elimin hemen yanına. Dokunmadı. Ama parmaklarımız arasında sadece birkaç santimetre vardı. O küçücük mesafe bile içimde garip bir sıcaklık oluşturdu. O gece hiçbir şey olmadı. Demir beni eve bıraktı. Ama ertesi sabah telefonuma mesaj geldi. “Dün gece güzeldi.” İstemeden gülümsedim. Sonraki iki hafta birkaç kez görüştük. Kahve içtik. Akşam yemeğine çıktık. Sahilde yürüdük. Demir hiçbir zaman acele etmedi. Belki de beni ona yaklaştıran buydu. Bir gece yağmur başladı. Evime kadar bırakmıştı. Arabadan inmek üzereyken, “Bir kahve ister misin?” dedim. Demir bana baktı. “Emin misin?” Bu soru hoşuma gitmişti. “Evet.” Eve çıktık. Kahveyi hazırlarken ellerim titriyordu
- Demir mutfağın kapısında durdu. Üzerimde ince, koyu renk bir bluz vardı. Bakışlarının üzerimde dolaştığını hissettim ama rahatsız olmadım. Tam tersine… Yıllardır unutmuş olduğum bir şeyi hissettim. Arzulanmayı. Yanıma geldi. Aramızda birkaç santimetre kaldı. “Selma…” Başımı kaldırdım. “Beni öpmek istiyorsun,” dedim. Dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi. “Evet.” “Öyleyse neden öpmüyorsun?” Bundan sonrasını düşünmedim. Demir yüzümü ellerinin arasına aldı ve dudakları dudaklarıma değdi. İlk öpücük yavaştı. Neredeyse çekingen. Ama yıllardır içimde tuttuğum bütün duygular bir anda ortaya çıkmış gibiydi. Ellerimi omuzlarına koydum. Bir süre sonra alnını alnıma yasladı. “Devam etmemi istiyor musun?” Cevabım onu tekrar öpmek oldu. O gece yatak odasının kapısı kapandığında geçmişimi dışarıda bıraktım. Demir aceleci değildi. Bana dokunduğunda sadece bedenime değil, kırılmış gururuma da dokunuyormuş gibi hissettim. Uzun zamandır ilk kez kendimi güzel buldum. Sabah uyandığımda Demir yanımda yatıyordu. Paniklemeyi bekliyordum. Pişman olmayı. Ama olmadım. Sadece garip bir huzur vardı. Demir gözlerini açıp bana baktı. “Günaydın.” Gülümsedim. “Günaydın.” Hayat bazen insana tuhaf oyunlar oynuyor. Çünkü iki ay sonra Vedat kapımı çaldı. Melis’le ilişkileri bitmişti. Tahmin etmiştim. Benden özür diledi. Hata yaptığını söyledi. “Eve dönmek istiyorum,” dedi. Bir zamanlar duymak için her şeyimi verebileceğim cümleydi. Ama karşımdaki adama baktığımda artık hiçbir şey hissetmediğimi fark ettim. Ne öfke. Ne aşk. Ne de özlem. “Geç kaldın, Vedat.” Şaşırdı. “Hayatında biri mi var?” Bir an düşündüm. Demir’i düşündüm. Sonra başımı salladım. “Bu seninle ilgili değil.” Vedat anlamadı. Ben ise sonunda anlamıştım. Demir hayatıma girdiği için Vedat’ı istemiyordum değildi. Vedat gittikten sonra kendimi yeniden bulduğum için onu istemiyordum. Kapıyı kapattığımda aynanın karşısına geçtim. Aynı yüz vardı. Aynı çizgiler. Aynı kadın. Ama bakışlarım değişmişti. O gece Demir geldiğinde kapıyı açar açmaz belime sarıldı. “İyi misin?” dedi. “Hiç olmadığım kadar.” Başımı göğsüne yasladım. Vedat beni genç bir kadın uğruna terk ettiğinde hayatımın bittiğini sanmıştım. Oysa sonradan anladım ki biten hayatım değildi. Sadece beni küçülten bir dönemdi. Demir’le ne kadar süreceğimizi bilmiyordum. Belki yıllar. Belki daha kısa. Ama artık bunun bir önemi yoktu. Çünkü bir erkeğin beni seçmesiyle değerli olmadığımı öğrenmiştim. O gece Demir’in elini tutup yatak odasına doğru yürürken arkamı dönüp ona baktım. Gözlerindeki arzuyu gördüm. Bu kez kaçmadım. Gülümsedim. Çünkü yıllar sonra ilk kez bir başkasının beni istemesinden önce, ben kendi hayatımı yeniden istiyordum.
Benzer Galeriler
-
71 YAŞIMDA, ANNESİZ BABASIZ KALAN DÖRT TORUNUMUN VASİLİĞİNİ ALDIM
-
43 yaşında duldum köyün ağasıyla evlendim ilk geceden..
-
KIZIM EVE SİMSİYAH GİYİNMİŞ, DÖVMELİ VE GÖZLERİNE SİYAH KALEM ÇEKMİŞ SOLGUN BİR GENÇ GETİRDİ
-
55 yaşında kocamdan ayrıldım genç bir adam bana bunu teklif etti
-
KOCAM GENÇ METRESİ YÜZÜNDEN BENİ TERK ETTİ
-
20 YAŞINDA GENÇ KIZ KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİ — İLK GÜNDEN BUNU YAPTILAR…


