- Beş yaşındaki Nisa, gece saat ikide annesi Selin’in yatak odasının kapısında belirdi. “Anneciğim, karnımda küçük balıklar yüzüyor ve beni ısırıyorlar,” diye fısıldadı. Küçük kız soğuk terler içindeydi ve şiddetli karın ağrısı nedeniyle iki büklüm olmuştu. Selin önce kızının kötü bir rüya gördüğünü düşündü. Ateşini kontrol etti ancak Nisa’yı yatağa yatırmaya çalışınca çocuğun acıyla inlediğini fark etti. Selin’in eşi Burak, acil bir iş toplantısı nedeniyle Ankara dışındaydı. Selin hiç vakit kaybetmeden kızını battaniyeye sardı ve İzmir’deki en yakın devlet hastanesinin acil servisine götürdü. Doktorlar Nisa’ya hemen ultrason ve röntgen çekti. Görüntüleri inceleyen doktorun yüzündeki ifade bir anda değişti. Kısa süre sonra hastane yönetimine ve emniyet birimlerine haber verildi. Nisa’nın sindirim sisteminde çok sayıda küçük mıknatıslı boncuk bulunmuştu. Bu parçalar birbirini çekerek ciddi sağlık sorunlarına yol açmıştı. Doktorlar çocuğun acilen ameliyata alınması gerektiğini açıkladı. Polis memurları Selin’i ayrı bir odaya götürerek sorular sormaya başladı. “Çocuğun günlük bakımından kim sorumlu?” diye sordular. “Ben ilgileniyorum,” dedi Selin titreyen bir sesle. “Onu bir an bile yalnız bırakmam.” Selin evde tam zamanlı olarak kızına baktığı için şüpheler kısa sürede onun üzerinde yoğunlaştı. Evde bu tür mıknatısların bulunmadığını defalarca anlatmasına rağmen görevlilerin bakışları değişmiyordu. Bir saat sonra Burak, annesi Nermin ile birlikte hastaneye geldi. Selin, eşinin kendisine destek olacağını düşünüyordu. Ancak Burak ona mesafeli davrandı. Nermin ise yüksek sesle Selin’i suçlamaya başladı. “Bütün gün telefonla ve internetle ilgilenirsen olacağı buydu,” dedi. “Torunum senin dikkatsizliğin yüzünden bu durumda.” Selin, kızının ameliyathanede yaşam mücadelesi verdiği sırada suçlanmanın büyük acısını yaşıyordu. Üç saat sonra ameliyatı gerçekleştiren doktor dışarı çıktı ve Nisa’nın durumunun kontrol altına alındığını söyledi. Ancak küçük kızın uzun süre gözetim altında tutulması gerekiyordu. Selin doktora önemli bir soru sordu: “Beş yaşındaki bir çocuk bu kadar çok parçayı kendi isteğiyle yutabilir mi?” Doktor başını salladı. “Bu oldukça düşük bir ihtimal. Parçaların tadı rahatsız edicidir ve ilk birkaç taneden sonra çocuk genellikle devam etmek istemez. Bir yetişkinin bunları farklı bir şeymiş gibi tanıtmış olması daha olası görünüyor.” Bu sözlerin ardından Nermin’in yüzü bir anda soldu.
- Selin o sırada evlerinin yemek odasını gören küçük güvenlik kamerasını hatırladı. Kamerayı aylar önce evdeki eşyaları takip etmek amacıyla kurmuştu. “Hemen eve gidip kayıtları kontrol edeceğim,” dedi. Nermin buna sert şekilde karşı çıktı. Burak da Selin’in önüne geçerek eve yalnız gitmesine izin vermeyeceğini söyledi. “Belki delilleri yok etmeye çalışırsın,” dedi Burak. Bu söz Selin’in içinde kalan güveni de yok etti. Telefonunu çıkararak polisi aradı ve evde gerçeği gösterebilecek bir güvenlik kaydı bulunduğunu, eşinin ve kayınvalidesinin kendisini engellediğini söyledi. Kısa süre sonra polis eşliğinde eve gittiler. Selin kamera görüntülerini bilgisayara aktardı. Bir önceki günün kaydında Nisa masada resim yapıyordu. Selin çamaşır sepetiyle üst kata çıktıktan iki dakika sonra Nermin odaya girdi. Çantasından küçük cam bir kavanoz çıkardı. “Bunlar ne, babaanne?” diye sordu Nisa. “Bunlar özel denizkızı yumurtaları,” dedi Nermin. “Yutarsan karnında sihirli balıklar yüzer.” Nisa annesine söylemek istediğini belirtince Nermin bunun aralarında kalması gereken özel bir sır olduğunu söyledi. Daha sonra parlak parçaları şeker gibi göstererek çocuğa tek tek verdi. Nisa tadını sevmediğini söyleyip devam etmek istemediğinde ise Nermin onu cesur bir çocuk olduğunu söyleyerek ikna etmeye çalıştı. Görüntülerin sonunda Nermin, “Annene söylersen sana çok kızar,” diyerek küçük kızı korkuttu. Polis memuru kaydı durdurup Nermin’e kaç tane parça verdiğini sordu. “Otuz altı tane olduğunu bilmiyordum,” diye cevap verdi Nermin paniğe kapılarak. Oysa evden ayrıldıklarından beri hiç kimse parça sayısını söylememişti. Bu söz, onun istemeden yaptığı açık bir itiraf oldu. Nermin gözaltına alındı. Çantasından boş kavanoz ve ürünün satın alındığını gösteren fiş çıktı. Telefonunda yapılan incelemede ise asıl amacı ortaya koyan mesajlar bulundu. Nermin, Selin’i dikkatsiz bir anne gibi göstermek, Burak’ın velayet davası açmasını sağlamak ve torununun bakımında yeniden söz sahibi olmak istiyordu. Aylardır akrabalara Selin’in yetersiz bir anne olduğunu anlatıyor, evdeki günlük düzeni takip ediyor ve ciddi bir olay oluşturmak için plan yapıyordu. Nisa yoğun bakımda gözlerini açtığında annesinin elini tuttu. “Anne, ısıran balıklar gitti mi?” diye sordu. “Hepsi gitti, güzel kızım,” dedi Selin. Nisa daha sonra babaannesinin kendisine annesine söylememesini söylediğini anlattı. Polis, Selin hakkındaki bütün şüphelerin kaldırıldığını açıkladı. Burak özür dileyerek annesinin böyle bir şey yapabileceğini bilmediğini söyledi. Selin ise ona şu cevabı verdi: “Annenin ne yaptığını bilmiyor olabilirsin. Fakat beni tanıyordun. Buna rağmen beni dinlemek yerine suçlamayı seçtin.” Selin, Nermin hakkında uzaklaştırma kararı çıkarttı ve Burak’tan boşanmak için hukuki süreci başlattı. Mahkeme Nisa’nın velayetini Selin’e verdi. Burak’ın görüşmeleri ise terapi şartıyla ve uzman gözetiminde devam etti. Nermin, yapılan yargılama sonunda çocuğun sağlığını tehlikeye atmak, aile içi şiddet ve planlı kötü muamele suçlarından uzun süreli hapis cezası aldı. Nisa ile iletişim kurması kalıcı olarak yasaklandı. Bir yıl sonra Selin ve Nisa, İzmir’de güneş alan küçük bir eve taşındı. Nisa düzenli sağlık kontrollerine devam etti ve zamanla eski neşesine kavuştu. Bir öğleden sonra Selin mutfağa girdiğinde kızının masada rengârenk balıklar çizdiğini gördü. “Bak anne,” dedi Nisa gülümseyerek. “Bu balıklar artık iyi kalpli. Kimseyi ısırmıyorlar.” Selin kızına sarıldı. O gece bu resmi buzdolabının üzerine astılar. Küçük balıklar artık ait oldukları yerdeydi: Kâğıdın üzerinde, acıdan uzakta ve sevgiyle çevrili. SON

