DOLAR
Alış: 47.06
Satış: 47.24
EURO
Alış: 53.81
Satış: 54.02
GBP
Alış: 63.26
Satış: 63.73
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
19.07.2026
Kızımın Cenazesinde Bileğindeki Bileklikle Karşıma Çıkan Kadın, “Kazandım” Dedi… Vasiyet Okunduğunda İse Hayatı Bir Anda Altüst Oldu
- Kızımın cenazesi, bir annenin yaşayabileceği en ağır gündü. Henüz otuz iki yaşındaki Ceren, yağmurlu bir gecede meydana gelen tek araçlı trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Polis bunu talihsiz bir kaza olarak değerlendiriyordu. Ama bir anne olarak içimdeki ses bunun sıradan bir kaza olmadığına inanıyordu. Tabutun başında dört yaşındaki torunum Lila’ya sarılırken, kızımın eşi Murat kusursuz bir yas tutan eş rolü oynuyordu. Gözleri kızarmış, omuzları titriyordu. Fakat dikkatimi çeken tek şey, bir kez bile tabuta bakmamasıydı. Asıl şoku ise birkaç dakika sonra yaşadım. Murat’ın birlikte olduğu kadın Selin, siyah elbisesiyle yanıma geldi. Bileğinde Ceren’in yıllardır hiç çıkarmadığı gümüş bileklik vardı. Üzerindeki küçük yıldızlar, Lila doğduktan sonraki her doğum gününü temsil ediyordu. “Kazandım.” diye fısıldadı. Soğukkanlılığımı korudum. “O bileklik kızımındı.” dedim. “Artık bana ait.” diye gülümsedi. “Murat verdi. Nasıl olsa Ceren’in ihtiyacı kalmadı.” İçimdeki acı buz gibi bir öfkeye dönüştü. Tam o sırada torunum boynuma sarıldı. “Babam neden o kadının elini tutuyor?” diye sordu. Karşı tarafta Murat hemen elini çekti. Bir süre sonra kayınvalidesi Nermin, yanıma gelip cenazeden sonra Lila’nın babasıyla eve döneceğini söyledi. “Hayır.” dedim. Murat öfkeyle bana döndü. “Ben onun babasıyım. Buna sen karar veremezsin.” Sessizce yüzüne baktım. Üzerindeki pahalı takım elbise, boynundaki yeni çizik ve Ceren’in yıllar önce hediye ettiği saat hâlâ üzerindeydi. Beni yalnızca emekli bir kütüphaneci sanıyordu. Oysa emekli olmadan önce uzun yıllar adli mali inceleme uzmanı olarak çalışmıştım. Üstelik Ceren, ölmeden üç gün önce gizli numaradan beni aramıştı. “Anne… Bana bir şey olursa Murat’a inanma.” Son sözleri bunlar olmuştu. Definden sonra aile avukatı Kemal Bey, Ceren’in vasiyetinin aynı gün okunmasını istediğini söyledi. Murat’ın yüzündeki yas ifadesi bir anda kayboldu. Kütüphanede toplanınca avukat masaya mühürlü bir zarf, siyah bir anahtar ve bir USB bellek koydu.
- Vasiyet okunmaya başladığında herkes şaşkına döndü. Ceren; fotoğraf stüdyosunu, banka hesaplarını, hayat sigortasını ve dedesinden kalan şirket hisselerini tamamen Lila’ya bırakmıştı. Üstelik bütün mal varlığının vasisi olarak beni seçmişti. Murat ayağa fırladı. “Ben babasıyım!” Avukat sakinliğini bozmadı. “Ceren, kızının geçici velayetini de annenize bırakmış.” Nermin itiraz etti ama sonuç değişmedi. Daha sonra USB belleği gösteren avukat, Ceren’in ölümünden sonra açılmasını istediği delilleri açıklamaya başladı. Dosyalarda Murat’ın gizli ilişkisi, evlilik sırasında çektiği gizli krediler, sahte imzalar ve Ceren’in haberi olmadan yükseltilen hayat sigortası poliçeleri vardı. Murat bunların cinayet kanıtı olmadığını söyledi. Ben ise sessizce konuşmaya başladım. “Kaza öncesi bir tamirciye yapılan sekiz bin liralık ödeme oldukça ilginç.” Murat’ın yüzü bembeyaz oldu. Ceren öldükten sonraki iki gün boyunca herkes benim acımdan hiçbir şeyle ilgilenemeyeceğimi düşünürken, ben bütün banka kayıtlarını ve dijital arşivini incelemiştim. Yıllar önce ona öğrettiğim yöntemle önemli belgeleri sıradan fotoğraf klasörlerinin içine gizlemişti. Siyah anahtar ise Lila adına kiralanmış özel bir kasayı açıyordu. Kasada telefon kayıtları, orijinal sigorta belgeleri ve yazışmalar bulunuyordu. Avukat USB’yi bilgisayara taktı. Ekranda Ceren belirdi. “Bu videoyu izliyorsanız ya öldüm ya da Murat beni akıl sağlığı bozuk biri gibi göstermeye çalıştı.” Salondaki herkes dondu. Ceren videoda Murat’ın şirket hisselerini istemesini, Lila’yı elinden almakla tehdit etmesini ve “kaza” planlarından söz etti. Ardından gizli kameranın kaydettiği görüntüler açıldı. Murat ile Selin, Ceren’in öldüğü geceden bir gün önce garajdaydı. Selin elinde tamir çantası taşıyordu. Murat ise gülümseyerek şöyle diyordu: “Yarın her şey bizim olacak. Ev de, şirket de, Lila da…” “Bileklik ne olacak?” diye sordu Selin. “İstediğini al.” O sırada kapı çaldı. İçeri polis ekipleri ve çocuk hizmetleri görevlileri girdi. Murat ile Selin birbirlerini suçlamaya başladılar. Bağımsız bilirkişi raporu fren hortumunun bilinçli şekilde gevşetildiğini ortaya koymuştu. Kazanın nedeni yağmur değildi. Cinayetti. Tamirci Rıza, ertesi gün gözaltına alındı. Telefonunda Murat’la yaptığı mesajlaşmalar bulundu. Ödeme planları, sigorta parası ve iş tamamlandıktan sonra yapılacak son transfer ayrıntıları dosyaya girdi. Soruşturma ilerledikçe Murat’ın üç yıldır Ceren’in şirketinden para kaçırdığı, Selin’in ise sahte faturalar düzenlediği ortaya çıktı. Mahkeme sekiz ay sürdü. Sonunda Murat; tasarlayarak öldürmeye teşebbüs, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve çocuğu tehlikeye atmaktan suçlu bulunarak otuz iki yıl hapis cezası aldı. Selin, itirafçı olmasına rağmen suç ortaklığı, delil karartma ve dolandırıcılıktan on bir yıl hapis cezası aldı. Kayınvalide Nermin’in torununu görme talebi de reddedildi. Çünkü mesaj kayıtları, Ceren’i akıl hastası gibi göstermeye çalıştığını ortaya koyuyordu. Aradan bir yıl geçti. Ben ve Lila, Ceren’in yeniden açılan fotoğraf stüdyosunda duruyorduk. Stüdyo artık maddi şiddete uğrayan kadınlara ücretsiz hukuki destek sağlayan bir vakfın merkezi olmuştu. Adını da Ceren Vakfı koyduk. Lila, annesinin gümüş bilekliğini küçük bileğine kurdeleyle takmıştı. “Anne kazandı mı?” diye sordu. Gözlerim duvardaki en sevdiği fotoğrafa takıldı. Yağmur altında gülümseyen bir anne ile kızının fotoğrafı… Murat demir parmaklıkların arkasındaydı. Selin ise yıllarca o bilekliği bir zafer simgesi gibi taktığı günü hatırlayacaktı. Onların ele geçirmek istediği gelecek, sonunda onları mahkûm eden en güçlü delile dönüşmüştü. Lila’nın elini tuttum. “Annen sadece kazanmadı.” dedim. “Bizi sonsuza kadar özgür bıraktı.” SON
Benzer Galeriler
-
Annem Beni Hamileyken Havuza İtti… Ancak Sakladıkları Büyük Sır, Bütün Ailenin Sonunu Getirdi
-
Kayınvalidem Beni Herkesin İçinde Küçük Düşürdü… Ama O Akşam Masada Hazırlanan Plan, Hayatlarını Sonsuza Kadar Değiştirdi
-
Üvey Babam Annemi Yıllarca Korkuyla Yaşattı… Ama Sonunda Adalet Kazandı
-
Balayında Kurduğu Tuzak Kendi Sonu Oldu: Eski Asker Eşinin Planını Tek Hamlede Bozdu
-
Eşime 2,4 Milyon Dolarlık Destek Sağladım… Ertesi Sabah Evimde Başka Bir Kadını Görünce Kurduğu Planı Belgelerle Çökerttim
-
50 Yıl Sonra İlk Aşkını Görmek İçin Yola Çıktı… Hastaneden Gelen Telefon Hayatının En Acı ve En Değerli Yolculuğuna Dönüştü


