Ana Sayfa 19.07.2026

Kızımın Cenazesinde Bileğindeki Bileklikle Karşıma Çıkan Kadın, “Kazandım” Dedi… Vasiyet Okunduğunda İse Hayatı Bir Anda Altüst Oldu

2 / 2

Vasiyet okunmaya başladığında herkes şaşkına döndü.

Ceren; fotoğraf stüdyosunu, banka hesaplarını, hayat sigortasını ve dedesinden kalan şirket hisselerini tamamen Lila’ya bırakmıştı.

Üstelik bütün mal varlığının vasisi olarak beni seçmişti.

Murat ayağa fırladı.

“Ben babasıyım!”

Avukat sakinliğini bozmadı.

“Ceren, kızının geçici velayetini de annenize bırakmış.”

Nermin itiraz etti ama sonuç değişmedi.

Daha sonra USB belleği gösteren avukat, Ceren’in ölümünden sonra açılmasını istediği delilleri açıklamaya başladı.

Dosyalarda Murat’ın gizli ilişkisi, evlilik sırasında çektiği gizli krediler, sahte imzalar ve Ceren’in haberi olmadan yükseltilen hayat sigortası poliçeleri vardı.

Murat bunların cinayet kanıtı olmadığını söyledi.

Ben ise sessizce konuşmaya başladım.

“Kaza öncesi bir tamirciye yapılan sekiz bin liralık ödeme oldukça ilginç.”

Murat’ın yüzü bembeyaz oldu.

Ceren öldükten sonraki iki gün boyunca herkes benim acımdan hiçbir şeyle ilgilenemeyeceğimi düşünürken, ben bütün banka kayıtlarını ve dijital arşivini incelemiştim.

Yıllar önce ona öğrettiğim yöntemle önemli belgeleri sıradan fotoğraf klasörlerinin içine gizlemişti.

Siyah anahtar ise Lila adına kiralanmış özel bir kasayı açıyordu.

Kasada telefon kayıtları, orijinal sigorta belgeleri ve yazışmalar bulunuyordu.

Avukat USB’yi bilgisayara taktı.

Ekranda Ceren belirdi.

“Bu videoyu izliyorsanız ya öldüm ya da Murat beni akıl sağlığı bozuk biri gibi göstermeye çalıştı.”

Salondaki herkes dondu.

Ceren videoda Murat’ın şirket hisselerini istemesini, Lila’yı elinden almakla tehdit etmesini ve “kaza” planlarından söz etti.

Ardından gizli kameranın kaydettiği görüntüler açıldı.

Murat ile Selin, Ceren’in öldüğü geceden bir gün önce garajdaydı.

Selin elinde tamir çantası taşıyordu.

Murat ise gülümseyerek şöyle diyordu:

“Yarın her şey bizim olacak. Ev de, şirket de, Lila da…”

“Bileklik ne olacak?” diye sordu Selin.

“İstediğini al.”

O sırada kapı çaldı.

İçeri polis ekipleri ve çocuk hizmetleri görevlileri girdi.

Murat ile Selin birbirlerini suçlamaya başladılar.

Bağımsız bilirkişi raporu fren hortumunun bilinçli şekilde gevşetildiğini ortaya koymuştu.

Kazanın nedeni yağmur değildi.

Cinayetti.

Tamirci Rıza, ertesi gün gözaltına alındı. Telefonunda Murat’la yaptığı mesajlaşmalar bulundu. Ödeme planları, sigorta parası ve iş tamamlandıktan sonra yapılacak son transfer ayrıntıları dosyaya girdi.

Soruşturma ilerledikçe Murat’ın üç yıldır Ceren’in şirketinden para kaçırdığı, Selin’in ise sahte faturalar düzenlediği ortaya çıktı.

Mahkeme sekiz ay sürdü.

Sonunda Murat; tasarlayarak öldürmeye teşebbüs, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve çocuğu tehlikeye atmaktan suçlu bulunarak otuz iki yıl hapis cezası aldı.

Selin, itirafçı olmasına rağmen suç ortaklığı, delil karartma ve dolandırıcılıktan on bir yıl hapis cezası aldı.

Kayınvalide Nermin’in torununu görme talebi de reddedildi. Çünkü mesaj kayıtları, Ceren’i akıl hastası gibi göstermeye çalıştığını ortaya koyuyordu.

Aradan bir yıl geçti.

Ben ve Lila, Ceren’in yeniden açılan fotoğraf stüdyosunda duruyorduk. Stüdyo artık maddi şiddete uğrayan kadınlara ücretsiz hukuki destek sağlayan bir vakfın merkezi olmuştu.

Adını da Ceren Vakfı koyduk.

Lila, annesinin gümüş bilekliğini küçük bileğine kurdeleyle takmıştı.

“Anne kazandı mı?” diye sordu.

Gözlerim duvardaki en sevdiği fotoğrafa takıldı.

Yağmur altında gülümseyen bir anne ile kızının fotoğrafı…

Murat demir parmaklıkların arkasındaydı.

Selin ise yıllarca o bilekliği bir zafer simgesi gibi taktığı günü hatırlayacaktı.

Onların ele geçirmek istediği gelecek, sonunda onları mahkûm eden en güçlü delile dönüşmüştü.

Lila’nın elini tuttum.

“Annen sadece kazanmadı.” dedim.

“Bizi sonsuza kadar özgür bıraktı.”

SON

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |